Davalılara gönderilen tebligata ilişkin tebliğ evrakında "muhatabın nerede olduğu bilinmiyor" ibaresinin bulunması ve muhatabın hangi sebeple adresten ayrıldığının belirtilmemesi nedeniyle Tebligat Kanunu 10.madde hükümleri uygulandıktan sonra Tebligat Kanununun 21/1. maddesi gereğince tebligat çıkartılarak tebliğ işleminin gerçekleştirilmesi gerekmesine rağmen doğrudan Tebligat Kanununun 21/2. maddesi ve gereğince yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı, 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenme hakkı kapsamında davalıya, usulüne uygun savunma hakkı tanınarak delillerinin toplanıp değerlendirilmesinden sonra karar verilmesi gerektiği halde, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 ve 21. madde hükümlerine aykırı şekilde tebligat yapılmak suretiyle, taraf teşkili tamamlanmış gibi usulüne uygun taraf teşkili sağlanmaksızın karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Dava konusu olan dairenin satın alma tarihi itibari ile yüklenicinin ileri fesih nedeni ile hakettiği belirtilen ilk 22 sırası içerisinde olmadığı, 23. sırada bulunduğu ve bu nedenle yüklenicinin yaptığı imalatlar gereği bu dairenin tapusunu haketmediği-
Mahkemece yapılacak işin; sözleşmeye uygun olarak tadilat projesi, tadilat ruhsatı ve bildirilecek diğer iş ve işlemleri yapmak üzere davalı yükleniciye makul ve kesin süre verilerek tadilat işlemlerinin tamamlanması, davalı tarafından bu işlemler yerine getirilmezse masrafı davalıya ait olmak kaydıyla bu kez aynı hususta davacıya yetki ve süre verilmesine, tadilat projesinin hazırlanması ve tadilat ruhsatının alınması işlemlerinin tamamlanmasının ardından, dava konusu dükkan ile metrekaresi azaltılacak komşu dükkanın kat irtifakına esas arsa paylarının bu konuda uzman bilirkişiden alınacak raporla bilirkişiye hesaplattırılması ve bu arsa payları belirtilmek suretiyle murisin veraset ilamındaki payları oranında davacılar lehine tapu iptâli ve tesciline karar verilmesi, bu işlemlerin arsa sahibi tarafından da yerine getirilmemesi halinde davacı arsa sahibinin bedele ilişkin taleplerinin değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesinden ibaret olduğu-
Mahkemece hükme esas alınan ek raporda "Taraflar arasında üç adet sözleşme yapılarak 17.12.2011 tarihli iki adet sözleşme ve 27.07.2012 tarihli sözleşmede Afyonkarahisar A. Kahveci Bulvarı 1073 ada 10 nolu parsel ve 1126 ada 1 parsel üzerine yapılacak olan blokla ilgilidir" şeklinde değerlendirme yapılarak dava konusu dışındaki 17.12.2011 tarihli C-D Blokların ince işçiliklerine ait sözleşmenin de inceleme konusu yapıldığı ve ödemeler konusunda da taraf itirazlarını giderir şekilde Yargıtay denetimine elverişli olmayan şekilde hazırlanan raporun esas alındığı anlaşılmakla bozma ilamına uygun ve Yargıtay denetimine elverişli olmayan rapora göre hüküm kurulmasının hatalı olduğu- Mahkemece yapılacak işin; hükme esas alınan bilirkişi kurulundan yeniden ek rapor alınarak uyuşmazlığı nakit karşılığı eser sözleşmesi kapsamında çözmek ve dava konusu olan 17.12.2011 tarihli, 1073 Ada 10 parsel üzerinde yaptırılacak A blok ve 1126 ada 1 parsel no.lu arsada yapılacak olan bloğun kaba inşaat işleri ve 27.02.2012 tarihli, 1126 ada 1 parselde yaptırılacak blok, 1073 ada 10 parsel üzerinde yaptırılacak A blok inşaatının İnce isçilikleri, B, C, D, E bloklarının kalan ince isçilikleri ve çevre düzenlemesinin yapılması işlerine ait iki adet sözleşme kapsamında davalı yüklenicinin yaptığı işlerin ve bedelinin tespiti ile bu sözleşmelere istinaden yapılan ödemelerin Yargıtay denetimine elverişli şekilde tespit edilerek yüklenicinin sözleşmeler kapsamında bedel olarak daireleri hak edip etmediği tespit edilip sonucuna uygun karar verilmesinden ibaret olduğu-
Dava dosya konusu olan ............. ada ............. parselin 10.04.2015 tarihinde imar uygulaması ile ........ ve ......... adına tescil edildiği, daha sonra 20.05.2015 tarihinde trampa+birleştirme işlemi ile davalı .............. adına tescil edildiği ve 23.03.2018 tarihinde kat irtifakı kurulduğu ve 30 adet bağımsız bölümün dava dışı .......... Ltd. Şti. ile davalı .......... adına tescil edildiği, bir kısım kat irtifakı tapusunun el değiştirdiği anlaşıldığından, mahkemece davacı tarafa HMK'nın 125/1-a-b bentlerindeki yetkilerini kullanmak üzere süre verilip, kullanılacak yetkiye göre taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı- Mahkemece yapılacak işin; hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacıdan asıl davada taleplerinin ne olduğu, hangi sözleşmelerin feshinin talep edildiği sorularak sözleşme konusu taşınmazların kök tapuların ilk tesis tarihinden yapılan tüm işlemleri kapsayacak şekilde ekleri de getirtilerek gerekirse konusunda uzman bilirkişiden rapor da alınarak dava konusu taşınmazların imar öncesi ve sonraki durumu ve maliklerinin kim olduğu, sözleşmelerin yapıldığı tarihteki ve son hali ile maliklerin kim olduğunun tespit edilmesi, tespit edildikten sonra taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığı belirlenerek sağlanmadı ise taraf teşkili sağlandıktan sonra öncelikle sözleşmelerin geçerli olup olmadığı, geçersiz ise geçersizliğinin tespitine karar verilmesi ve birleşen dosyalar yönünden ise yine konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak imar uygulaması kapsamında belediyeye DOP payından fazla hisse verilip verilmediğinin tespiti ile verildi ise tapu iptal tescile karar verilmesi, verilmedi ise belediyeye yönelik davanın reddine karar verilmesi, davalı G.Tosun yönünden ise hisselerin ne şekilde elde edildiği ve davacının belirttiği şekilde muvazaanın dosya kapsamında ispatlanıp ispatlanamadığı değerlendirilerek karar verilmesi, yine birleşen dosya konusu 2415 ada 13 parselin kök parsellerin imar uygulaması sonucunda oluşup oluşmadığı, oluştu ve muvazaa ile geçti ise artık kat itrifakına geçilip 3. kişilerin de tapuda malik görünmesi nedeni ile davacı tarafa HMK'nın 125/1-a-b bentlerindeki yetkilerini kullanmak üzere süre verilip, kullanılacak yetkiye göre taraf teşkili sağlandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi, sözleşmeler geçerli ise sözleşmedeki süreden sonra sözleşme feshedilmeyerek kira tazminatı alınmasının sözleşmedeki kesin vadeden vazgeçme anlamına gelmeyeceği de dikkate alınarak asıl dosya davalısının sözleşme sürelerinde davacıların kusurlu olduğu iddiasının araştırılarak davacılardan kaynaklı verilmesi gereken süre var ise tespiti ile sözleşmedeki bitiş tarihinin belirlenerek taraf teşkilleri sağlandıktan sonra asıl ve birleşen davalarda sonucuna göre karar verilmesinden ibaret olduğu- Eksik inceleme ile davacının talebi açıklattırılmadan, taraf teşkili sağlanmadan ve sözleşmelerde belirlenen sürenin geçip geçmediği araştırılmadan ve hatalı değerlendirme ile davacıların, işin vadesi olarak ileri sürülen tarihten sonra derhal fesih hakkı kullanılmayıp yükleniciden aylık dönemler halinde kira tazminatı alınarak kesin vadeden vazgeçmiş sayılmalarına karar verilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Her iki yana da bir kusur atfedilemeyeceğinden davacının yapmış olduğu masrafları isteyebileceğinin kabul edilmesi gerekeceği, yüklenici kâr kaybı ve müspet zararını talep edemez ise de sözleşme nedeniyle yaptığı noter masrafı, karar pulu, all risk sigorta masrafı, Kamu İhale Kurumu payı ve teminat mektubu komisyon bedelleri, sözleşme gereği davalı idareye bildirilen teknik personelin masrafları vs. gibi giderlerini menfi zarar kapsamında davalıdan isteyebileceğinden bunların miktarıyla ilgili bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddinin doğru olmadığı-
Davacının götürü fiyat kalemlerinden biri olmayan "vagonda yükleme" bedelinin ödenmesinin talep ettiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler ve sözleşmelerin eki balast teknik şartnamesi incelemesi ile ................ tarihli üçlü bilirkişi heyetince hazırlanan rapor doğrultusunda "vagonda teslim" şeklinin taraflar arasında imzalanmış olan sözleşme ve sözleşme eki olan balast teknik şartnamesinde belirtilen dört teslim şeklinden birine uygun olduğu, sözleşme ve sözleşme eki şartname gereği davacı yüklenici firmanın zaten yapması gerekli olan teslim şekillerinden birini ihtiva eden vagonda teslimden dolayı ilave bir ücret talep edemeyeceği-
Mahkeme kararında usul ve yasaya aykırılığın bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşme kapsamındaki işlerin bedeli Euro olarak belirtilmiş ise de, davacı tarafça TBK'nın 99.maddesi gereğince seçimlik hakkını TL olarak kullanıldığı, taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenen akdi faizin döviz cinsinden ödenecek alacaklara ilişkin olduğu gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekeceği-
Tarafların sözleşmenin feshinde, davacı yüklenicinin, fesihten önce davalıya süre vererek yazılı olarak uyarıda bulunmadığı gibi işin gecikmesinin davalı dışında davacının yaptığı veya yaptırdığı diğer işlerin zamanında yapılmamasından kaynaklandığı, işin uzamasında davalının kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla davacının fesihte kusurlu, davalının ise sözleşme gereğince iş bedeli kendisine ödenmesine rağmen işi tamamlamadan iş yerini terk ederek işi eksik ve ayıplı olarak yapması nedeniyle kusurlu olduğu anlaşıldığından tarafların sözleşmenin feshinde ortak kusurlu olduklarının kabulü gerektiği, yüklenicinin sözleşmenin feshi nedeniyle menfi zarar talebinde bulunabilmesi için fesihte tamamen kusursuz olması gerektiği bu nedenle müspet zarar kapsamında kâr kaybı istenmesinin mümkün olmadığı, sözleşme götürü bedelli olduğundan taşeronun bu sözleşmeyi kısmen ifa etmesi halinde hak ettiği iş bedelinin saptanması ya da iş sahibinin fazla ödemesi olup olmadığının belirlenmesi için, gerçekleştirilen imalâtın eksik ve kusurlar da dikkate alınarak tüm işe oranının tespiti, bulunacak bu oranın toplam iş bedeline uygulanarak hak edilen bedelin saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanması gerektiği, buna göre hakediş bedelinin fazla ödenmesi nedeniyle davacının taleple bağlı kalınarak 15.000 TL'ye yönelik alacak talebinin yerinde olduğu, diğer alacak kalemleri yönünden ise sözleşmenin feshinde tarafların ortak kusurlu olması nedeniyle mahrum kalınan kar ve menfi zarar talebinin reddine karar verilmesi gerektiği-
Davacının malik olduğu bina kentsel dönüşüm kapsamında yıkılarak yeni bina yapılması konusunda 1.2.2013 tarihli 6306 sayılı Kanun kapsamında taraflar arasında düzenlenen protokol 7.1,7.2 ve 7.3 maddeleri kapsamında yapılan düzenlemeler itibariyle paylaşım şeklinin düzenlendiği ve davacının kabul ettiği, noter huzurunda kur'a çekimi olacağı, dairelerin şerefiye bedellerinin belirlenmesi, teslim öncesi şerefiye bedellerin ödenmesi hususlarının da düzenlendiği, belediye kayıtları itibariyle davacıya vaat edilen miktar itibariyle daire verildiği görüldüğü, davalı tarafından yapılan bina itibariyle taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında 4 adet 1+1 ve 9 adet 2+1 daire verilmiş olduğu, davacının noter tarafından yapılan kur'a çekimlerine yönelik itirazlarının bulunmaması, verilen dairelerin davacı ile imzalanan protokol itibariyle uygun olduğu anlaşıldığından, davacının haksız kur'a yönelik davacının ispatlanamadığı, kur'a protokole uygun olduğu anlaşıldığından davacının kira ve diğer zararlar itibariyle zararının oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-