Davacı şirkete ait otelin içerisine davalı şirket tarafından yapılan granit mermerlerin yapımında ................ Sulh Hukuk Mahkemesinin ................... Değişik İş numaralı dosyasında alınan inşaat bilirkişi raporuna göre doğrudan ayıptan bahsedilmese de davalı şirketin kusurundan bahsedilebileceğinin belirtildiği, bozma sonrası ayıbın olup olmadığına ilişkin daha yetkin bir heyet kurulması suretiyle dava konusu granit mermerlerin olduğu yerde keşif icra edildiği, 1 İnşaat Mühendisi, 2 Maden Mühendisi ve 1 Fikri Ve Sınai Mülkiyet Alanında uzman hukukçu bilirkişinin gerek ............... tarihli raporları gerekse ek raporlarında granit mermerlerin yapımında herhangi gizli veya açık bir ayıptan bahsedilemeyeceğinin belirtildiği, bunun üzerine delil tespiti esnasında alınan rapor ile mahkememiz tarafından alınan bilirkişi raporlarındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla tekrar farklı kişilerden oluşacak heyet huzurunda keşif icra edildiği, 2 maden mühendisi, 2 inşaat bilirkişisi ve 1 mali müşavir heyetinden oluşan bilirkişi kurulunun ................... tarihli bilirkişi heyet raporunda da granit mermerlerin yapımında gizli veya açık bir ayıptan bahsedilmeyeceğinin belirtildiği, alınan her iki bilirkişi heyet raporunun da ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olmaları sebebiyle hükme esas almaya değer oldukları, davacıya ait otelde davalının yaptığı eserde herhangi bir ayıp tespit edilemediği için davacının ispat külfetini yerine getiremediği anlaşılarak davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davacının 6100 sayılı HMK’nın 111. maddesine göre tapu iptal ve tescil istemi yönünden terditli dava açtığı, terditli istemlerde ilk talebin değerlendirilmesinin zorunlu olduğu, inşaatın tamamlanarak iskan alındığı da dosya kapsamından anlaşıldığından, her ne kadar arsa sahiplerine verilecek daireler sözleşmeye göre belirlenmiş değil ise de, yüklenici elinde davacıya teslim edilebilecek daire var ise davacının daire veya bedelini istemek konusunda seçimlik hak kullanabileceğinin kabulünün gerektiği, davacıya bu hak tanınmadan tapu iptal ve tescil isteminin reddinin hatalı olduğu, ayrıca Sözleşmenin 2. maddesinde yer alan “arsa sahibi ............... varisleri 150 m² lik borçlarını m² si 100 Euro‘dan diğer bütün arsa sahipleri ile anlaşma yapıldıktan sonra ödeyeceklerdir” düzenlemesi gereği arsa sahiplerince ödenmesi kararlaştırılan 15.000,00 Euro’nun ödenmediği gerekçesi ile belirlenen daire bedelinden mahsup edilerek hüküm verilmiş ise de, dosya kapsamında mevcut ............. tarihli davalı ................. A.Ş. imzalı ve kaşeli tutanakta .............’ın vereceği 5.000,00 Euro’nun talep edilmeyeceği belirtilmesine rağmen bu miktarın da mahsup edilerek hüküm tesisinin hatalı olduğu-
Bozma ilamına uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre sözleşme gereği arsa teslim tarihi ile dava tarihi arası hesaplanan 15.633 TL kira bedeline yönelik talebin kabulüne, birleşen dava yönünden ise sözleşme ile kararlaştırılan teslim tarihi olan .............. tarihine kadar sözleşmenin 15. maddesi gereği hesaplanan 4.333,33 TL, sonrasının ise teslim tarihi (iskan tarihi) veya teslim gerçekleşmemiş ise dava tarihine kadar sözleşmenin 6. maddesi gereği hesaplanan 58.122,60 TL kira bedelinin kat karşılığı inşaat sözleşmesinin iskan şartına bağlı olması ve iskanın dava tarihi itibari ile henüz alınmamış olması sebebiyle kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Yükleniciye devredilen pay avans niteliğinde olduğundan yüklenicinin edimini yerine getirmediği durumlarda ondan pay devralan üçüncü kişilerin hak sahibi olmaları mümkün olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu-
Somut olay incelendiğinde dava dilekçesinde ve dilekçenin "Sonuç ve İstem" kısmında sözleşme dışı iş bedeli ile ilgili bir talep yer almadığından, mahkemece davada sözleşme dışı iş bedeli talep edilmediği halde sözleşme dışı iş bedelinin hüküm altına alınmasının HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu- Dosya kapsamında davalının sözleşmeye aykırı eylemleriyle zarar arasındaki illiyet bağının varlığını kabule elverişli ve yeterli deliller sunulmamış olup, buna rağmen mahkemece illiyet bağının varlığı kabul edilerek davacının tazminat taleplerinin hüküm altına alınmasının doğru olmadığı- Mahkemece HMK 'nın 281/3 maddesi uyarınca, maddi gerçeğin ortaya çıkması için yeniden seçilecek metraj, maliyet, yol alt yapı işleri ve kesin hesap konusunda uzman teknik bilirkişi kurulundan, sözleşme ve ekleriyle taraflarca sunulan tüm deliller, önceki bilirkişi raporu ve ek raporu ile bu raporlara yapılan itirazlar da değerlendirilerek gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak kesin hesabın bilirkişilere çıkarttırılması, kesin hesap çıkartılırken davacı yüklenicinin idareye sunduğu kesin hesap hak edişinde yüklenici alacağının 3.241.778,60 TL olarak belirlendiğinin dikkate alınması, davalı vekili temyiz dilekçesinde davalı belediyenin Giderler Müdürlüğünce "henüz taraflarına iletildiğini" belirterek temyiz dilekçesi ekinde 5 adet temlikname sunduğundan, bu temliknameler de incelenip değerlendirilerek davacının kesin hesap alacak talebi ile ilgili olarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekeceği- Sözleşmenin 4. maddesinde belirtildiği gibi, taraflar arasında kesin hesap uyuşmazlığı doğduğundan ve uyuşmazlık mahkemece tayin olunacak bilirkişi kurulu tarafından düzenlenecek kesin hesap sonucuna göre çözümleneceğinden, bilirkişilerce yapılacak kesin hesap sonucuna göre ve sözleşmenin 32. ve Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi'nin 45. maddesindeki teminatın iadesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasından sonra, davacının irat kaydedilen teminat mektubu bedelinin iadesi talebiyle ilgili bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle teminat mektubu bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı- Mahkemece hüküm altına alınan alacağa 23.07.2012 geçici kabul onay tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olup, geçici kabulün yapılması ve onaylanmasının hüküm altına alınan alacaklar yönünden borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte bir işlem olmadığı, mahkemece davadan önce faiz başlangıcına esas olacak bir temerrüt ihtarnamesi veya kesin vade bulunup bulunmadığı araştırılmadan hüküm altına alınan alacağa geçici kabul onay tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin doğru olmadığı-
İmar planının iptali istemiyle ................. İdare Mahkemesine 2011 yılında dava açıldığı, davalı belediyece yapılan ihale sonucu davacı ile yapım işi için 29.07.2013 tarihinde sözleşme imzalandığı, sözleşme ve ekleriyle ihale evraklarında sözleşme ve ihale tarihinden önce açılan iptal davası ile ilgili bir bilgi ve kayıt bulunmadığı, davalı belediyece de yüklenici iş ortaklığının iptal davasından haberi olduğunun iddia ve ispat edilmiş olmadığı, davalı belediyenin sözleşmenin imzalanmasından sonra 07.07.2014 tarihinde sözleşme konusu işin yargı sürecinin beklenilmesinin uygun olacağını belirterek, işin durdurulmasını yüklenici iş ortaklığından istediği, davalı belediye tarafından idare mahkemesinde açılan iptal davası ile ilgili daha önceki bir tarihte yükleniciye bilgi verilmediğinin anlaşıldığı, o halde davalı belediyenin kendi kusuruyla sözleşmenin feshine sebebiyet verdiği anlaşıldığından, davacının talep edebileceği tazminatların belirlenerek uzman bilirkişi kuruluna hesaplama yaptırılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece öncelikle ............... tarihli alacağın temliki sözleşmesindeki taşeron şirket adına atılan imzanın sıhhatinin isticvap ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle belirlenmesi, bu suretle temlik sözleşmesinin geçerli olup olmadığı saptanarak, temlik sözleşmesinin geçerli olması halinde davanın husumetten reddine karar verilmesi, aksi durumda ise bozma ilamı da dikkate alınarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece sözleşme ve protokoller kapsamında davacı taşeronun üstlendiği tüm işleri yaparak davalı ortaklığa teslim ettiğinin kabul edildiği, mahkemenin bu kabulünde, özellikle taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmediği ve karine olarak feshedilmemiş olan sözleşme kapsamındaki işlerin tümünün sözleşmenin akidi tarafından yapıldığının kabul edilmesi gerektiği gözetildiğinde herhangi bir isabetsizlik olmadığı, bununla birlikte, yüklenici ortaklık tarafından tamamlanamayan kesin kabul eksiklerinin iş sahibi Toki tarafından 3. bir şirkete ikmal ettirildiği de dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle sabit olup, bu kapsamda davacı taşeronun iş bedelinden 168.870,00 TL mekanik işlerdeki eksik işler tutarı+ TOKİ tarafından yağmur suyu iniş borularının hatalı bağlantısından dolayı kesilen 19.350,00 TL+ gecikme cezası tutarı 6.833,65 TL'nin mahsubuyla yapılan imalattan dolayı alacağın 1.268.824,85 TL olduğu kabulünde de bir isabetsizlik olmadığı- Davacı vekilince eski hale getirme talebine ilişkin olarak, kararı süresinde temyiz etmeyen davacının önceki avukatının azline ilişkin azilname belgesi ile avukatın Baroya şikayet edildiğine ilişkin şikayet dilekçesi sunulduğu, davacı vekilince kanunun öngördüğü şekilde talebi haklı kılacak bir delil sunulmadığı anlaşıldığından, talebin reddine karar vermek gerekeceği-
Sözleşmenin haklı olarak feshi halinde, istenen menfi zarar isteklerinde “kaçırılan fırsat” esasına göre hesaplama yapılması gerektiği- 'Kaçırılan fırsat'ın, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan eser sözleşmesinin haklı olarak feshedilmesi durumunda feshedenin uğradığı zararları talep edebilmesi olduğu ve sözleşmenin yapılmaması halinde uğranılamayacak zarar olarak ortaya çıktığı- 'Kaçırılan fırsat'ın, yüklenicinin sözleşmesine göre yapımını üstlendiği halde yapmadığı işin makul süredeki yeniden yapım bedeli ile sözleşmenin yapıldığı tarihte kendisinin sözleşme ilişkisine bağladığı teklife en yakın alınabilecek teklif fiyatı arasındaki farktan ibaret olduğu- Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin geriye etkili feshinde, sözleşmede kararlaştırılan ifaya ekli ceza niteliğindeki ceza koşulları, gecikme tazminatı gibi müspet zarar kapsamındaki zarar kalemlerinin kural olarak istenemeyeceği; bunların istenebilmesi için sözleşmenin feshedilmemiş olması ya da fesih halinde dahi talep edilebileceğinin sözleşmede kararlaştırılmış olması gerektiği- "El atmanın önlenmesi davasının geri alınması" niteliğindeki beyana karşı tarafça muvafakat edilmediğinden baki olan bu istek hakkında taşınmazın dava tarihi itibariyle belirlenen değeri üzerinden peşin harç ikmali de yapıldığı halde, olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamasının usulen doğru olmadığı- Yüklenici tarafından arsa sahibine peyder pey ödenmesi gereken bedelin belirlenen tarihlerde ödenip ödenmediğinin ve sözleşmedeki "aşamalı devir" hükmü gereğince; %25'i sözleşmenin imzalanmasını müteakip, %20'si yapı ruhsatı alındıktan sonra, kalan %55'i de inşaatın aşamalarına göre yükleniciye peyder pey verilmesi gereken arsa paylarının ve bağımsız bölümlerin devirlerinin yapılıp yapılmadığının ve yapıldıysa bu devirlerin zamanında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, söz konusu devirlere arsa sahibi aleyhine açılan tapu iptali tescil davasının ve bu davada verilen ihtiyati tedbir kararının etkisinin ne olduğunun, süresinde devir olmadığı takdirde yüklenicinin bunları arsa sahibinden talep edip etmediğinin belirlenmesi gerektiği-
Davacının dava tarihinde ve halen dava konusu bağımsız bölümün kayıt maliki olduğu, davalının taşınmazdan yararlanmasını gerektiren üstün ve korunması gereken bir hakkı, buna dayanak olabilecek bir mahkeme kararı yahut davacı ile aralarında sözleşme ilişkisi bulunmadığı, davalının derdest davanın bekletici mesele yapılması ya da Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonucunun beklenilmesi taleplerinin çekişmenin esası ve sonucu ile doğrudan ilgisi olmadığından kabul edilmediği, davalı itiraz ve taleplerinin dinlenilebilir olmadığı, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki hukuksal ve fiili durumu, konumu ile tarafların sıfatları gözetildiğinde, davacı iddia ve isteminin yasal, hukuksal ve eylemsel olarak yerinde ve ispatlanmış olduğu-