Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapılarak yargılama tamamlanması- Mahkemenin kendiliğinden ticari defterlerin incelenmesine karar verebileceği (HMK m. 222/1)- HMK m. 222. çerçevesinde inceleme yapılması-
Taraflar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince davalı yüklenicinin mevcut koşullarda edimini ifa edip etmediğinin ve inşaatın bitip bitmediği ile tamamlanma seviyesinin araştırılmasına gerek olup olmadığı, davacı arsa sahibinin dava konusu inşaatın bitirilme oranına bakılmaksızın kendisine isabet eden bağımsız bölümün tescilini her zaman isteyip isteyemeyeceği, davacı tarafından İlk Derece Mahkemesinin tapu iptali ve tescil talebini reddetmesinin istinafa konu edilip edilmediği, buna göre mahkemece yeniden keşif yapılıp bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak davacının tapu iptali ve tescil talebi ile terditli talebinin şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinin gerekip gerekmediği-
Davacıya ait hastanede yapılan ilk operasyon estetik operasyon olup bu niteliği itibariyle eser sözleşmesi niteliğinde olduğu- Davalının ilk operasyon sonrasında iki kez operasyon geçirmesi eser sözleşmesi gereği sonuç taahhüdünün gerçekleşmediği- Yapılan ameliyat ve işlemlerin niteliği gereği estetik operasyon olduğu dikkate alınarak, içerisinde Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahının da bulunduğu bir heyet oluşturularak alınacak raporun sonucuna göre davacının talebi hakkında karar verilmesi gerektiği-
Davacı yüklenici şirket vekilinin açıklama dilekçesinde, direnme kararı verilmesini talep ettiği beyan dilekçesinde ve temyize cevap dilekçesinde; ek sözleşmenin bir suretini gergin ve tartışmalı ortamın etkisiyle stresle ve bir anlık dalgınlık sonucu dikkatsizlik eseri ihtirazı kayıt koymaksızın itirazsız imzaladığını ifade ettiği, oysa davacı taraf sözleşme konusu işi üstlenen yüklenici olarak basiretli tacir gibi hareket etmekle yükümlü olduğu gibi davacının müzayaka hâlinden ve davalı iş sahibinin davacının zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden ve tecrübesizliğinden bilerek yararlanmış olmasından bir başka ifadeyle davacının iradesinin fesada uğratıldığından da söz edilemeyeceği, edimler arasında açık bir nispetsizlik bulunmadığı da gözetildiğinde somut olayda aşırı yararlanmanın (gabinin) koşulları gerçekleşmediği, bu durumda mahkemece aynı tarihli olan ve davacı yüklenici tarafından itirazsız imzalanan ek sözleşmenin (sulhnamenin) geçerli olduğu kabul edilerek bu ek sözleşmeye (sulhnameye) itibar edilmek suretiyle davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiği-
Müteahhit şirketin arsa sahipleri ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalayacağı; yatırımcı şirketin, müteahhit firmaya inşaat yapım bedeli ve hizmet bedelini ödeyerek sözleşmede belirtilen dükkân ve daireleri satın alacağının kararlaştırdığı sözleşmede şirketler arası 'eser sözleşmesi' ilişkisinin bulunmadığı ve bu sözleşmenin 'komisyon sözleşmesi' ve 'katılmalı ödünç sözleşmesi' olarak kabul edilemeyeceği- Sözleşmenin alacağın temliki niteliğinde olduğu ve adi yazılı şekilde yapılmasının yeterli olduğu- Bölge Adliye Mahkemesinin "sözleşmenin sonuca katılmalı ödünç sözleşmesi ve taşınmaz devir borcunu içerdiğinden zorunlu şekil şartı olan resmî şekle uyulmadan yapıldığı için geçersiz olduğuna" yönelik kabulünün doğru olmadığı-
Fesih davası ve kesinleşmiş fesih kararına rağmen gerçekleştirilen tapu devirleri ve yapılan sözleşmelerin, arsa sahibi kooperatifler ile yüklenici şirket arasındaki, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ilişkisinin devam ettiğini, tarafların gerçek iradelerinin sözleşmenin feshi yönünde olmadığını, sözleşmeyi devam ettirme iradelerini sürdürdüklerini, sonuç olarak, feshin muvazaalı olduğunu gösterdiği- Arsa sahibi kooperatifler ile yüklenici şirket arasındaki sözleşmenin feshine ilişkin yaratılan muvazaanın, mutlak muvazaa niteliğinde olmakla def’i değil, itiraz mahiyetinde olduğundan, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği- İlk Derece Mahkemesince, açıklanan bu sebeplerle, sözleşmenin geriye etkili feshine ilişkin kararın, davacı kooperatif ile davalı dışı yüklenici şirketin gerçek iradesine uygun olmadığı, feshin muvazaalı olduğu, hiç kimsenin kendi muvazaa ve hilesine dayanarak hak ve menfaat temin edemeyeceği gibi üçüncü kişilerin hukuki durumunu ağırlaştıramayacağı, bu durumda, tapu siciline güvenerek iyiniyetle mal iktisap eden davalının iyiniyetinin korunması gerektiği sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemlerine ilişkin asıl ve birleşen davalarda; bilirkişi raporuyla tespit edilen imalat miktarının hakediş bedelinden avans ödemeleri mahsup edildiğinde asıl davada alt yüklenicinin bakiye alacağının bulunmadığı, birleşen davada ise asıl yüklenicinin yaptığı fazla ödeme tutarı kadar alacaklı olduğu-
Dava konusu taşınmaz üzerine Sosyal Güvenlik Kurumunun talebi üzerine konulan haciz, yukarıda açıklanan taşınmaz kaydı üzerine haciz konulmasına ilişkin hükümlere aykırı ve yok hükmünde olduğu-
Davanın, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde rayiç değerin tahsili istemine ilişkin olduğu - Noterde resmi olarak yapılmayan kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin kural olarak geçersiz olduğu - Ancak; resmi olarak yapılmasa bile, sözleşmedeki edimlerin ağırlıklı bir şekilde yerine getirildiği, özellikle tapu devrinin yapıldığı durumlarda, yerleşik yargı kararları gereğince sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmenin dürüstlük kuralına uygun olmayıp hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, bu durumlarda istisnaen adi yazılı sözleşme geçerli hale geldiği - Taşınmazın tapu satış senedindeki bedeli ile rayiç değeri arasındaki farkın tek başına muvazaanın varlığının kabul edilmesi için yeterli olmadığı - Mahkemece, dava konusu parselde kat irtifakının kurulmasına dayanak tüm belgeler, taşınmazdaki tüm bağımsız bölümlerin tapu kayıtları, davalılara ait banka hesap kayıtları getirtilmeli, dosyadaki düzenleme şeklinde vekaletname, resmi senet örnekleri, tapu kayıtları, tanık beyanları, davacı şirket çalışanı X'in imzasını taşıyan kat mülkiyeti yönetim planı ile yine davalılarca dosyaya sunulan taşeron sözleşmesi, kira sözleşmesi ve protokol belgeleri incelenip, davalıların savunmaları doğrultusunda araştırma yapılarak, 1,4 ve 16 numaralı bağımsız bölümlerin davacı şirketin bilgisi ve talimatı ile davacı şirketçe gösterilen kişilere devredilip edilmediği, 13 ve 3 numaralı bağımsız bölümlerin yüklenici ve arsa sahipleri arasında değiştirilip değiştirilmediği hususlarının tereddüte yer vermeyecek şekilde saptanması gerektiği -
Davanın, eser sözleşmesinden kaynaklanan istirdat istemine ilişkin olduğu, uyuşmazlığın taraflar arasında bir kısım mobilya imalatı ve montajı konusundaki anlaşmaya uygun bir şekilde davalının süresinde edimini ifa edip etmediği noktasında toplandığı - Eser sözleşmelerinde yüklenicinin işi sözleşmeye uygun olarak yapıp teslim ettiğini, iş sahibi ise iş bedelinin ödendiğini ispatlamakla yükümlü olduğunu - Davalı tarafın montaja hazır halde imal ettiği ürünleri sözleşmede kararlaştırılan süre içerisinde montaj için davacıya başvurduğunu ya da ifayı gecikme olmaksızın teklif ettiğini ispatlayamadığı, buna göre davacı iş sahibinin sözleşmeden dönme hakkı bulunduğu, nitekim davacının ödediği iş bedelinin iadesini istemesinin sözleşmeden dönme niteliğinde olduğu- Davacı tarafından ödendiği ispatlanan ve takibe konu yapılan kısımla ilgili itirazın iptaline karar verilmesinde ve davalı Y'nin sözleşmede imzası bulunmaması nedeniyle sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince bu davalı açısından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde olduğu-
