Davanın, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde rayiç değerin tahsili istemine ilişkin olduğu - Noterde resmi olarak yapılmayan kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin kural olarak geçersiz olduğu - Ancak; resmi olarak yapılmasa bile, sözleşmedeki edimlerin ağırlıklı bir şekilde yerine getirildiği, özellikle tapu devrinin yapıldığı durumlarda, yerleşik yargı kararları gereğince sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmenin dürüstlük kuralına uygun olmayıp hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, bu durumlarda istisnaen adi yazılı sözleşme geçerli hale geldiği - Taşınmazın tapu satış senedindeki bedeli ile  rayiç değeri arasındaki farkın tek başına muvazaanın varlığının kabul edilmesi için yeterli olmadığı - Mahkemece, dava konusu parselde kat irtifakının kurulmasına dayanak tüm belgeler, taşınmazdaki tüm bağımsız bölümlerin tapu kayıtları, davalılara ait banka hesap kayıtları getirtilmeli, dosyadaki düzenleme şeklinde vekaletname, resmi senet örnekleri, tapu kayıtları, tanık beyanları, davacı şirket çalışanı X'in imzasını taşıyan kat mülkiyeti yönetim planı ile yine davalılarca  dosyaya sunulan taşeron sözleşmesi, kira sözleşmesi ve protokol belgeleri incelenip, davalıların savunmaları doğrultusunda araştırma yapılarak, 1,4 ve 16 numaralı bağımsız bölümlerin davacı şirketin bilgisi ve talimatı ile davacı şirketçe gösterilen kişilere devredilip edilmediği, 13 ve 3 numaralı bağımsız bölümlerin yüklenici ve arsa sahipleri arasında değiştirilip değiştirilmediği hususlarının tereddüte yer vermeyecek şekilde saptanması gerektiği -
Taraflar arasında tanzim edilen sözleşme satış vaadi sözleşmesi olup bu sözleşmenin niteliği gereği ileriye etkili feshinin talep edilemeyeceği- Taşınmazın inşaat seviyesinin %42,90 olduğu, taşınmazın teslim edilmediği, gecikme nedeniyle kira bedeli ve eksik işler nedeniyle dava tarihi itibariyle eksik iş bedelini talep edebileceği ancak geç teslimden dolayı davacının kişilik hakkının zedelendiğinden bahsedilemeyeceğinden bu sebeple manevi tazminat talep edemeyeceği-
Davanın, eser sözleşmesinden kaynaklanan istirdat istemine ilişkin olduğu, uyuşmazlığın taraflar arasında bir kısım mobilya imalatı ve montajı konusundaki anlaşmaya uygun bir şekilde davalının süresinde edimini ifa edip etmediği noktasında toplandığı - Eser sözleşmelerinde yüklenicinin işi sözleşmeye uygun olarak yapıp teslim ettiğini, iş sahibi ise iş bedelinin ödendiğini ispatlamakla yükümlü olduğunu - Davalı tarafın montaja hazır halde imal ettiği ürünleri sözleşmede kararlaştırılan süre içerisinde montaj için davacıya başvurduğunu ya da ifayı gecikme olmaksızın teklif ettiğini ispatlayamadığı, buna göre davacı iş sahibinin  sözleşmeden dönme hakkı bulunduğu, nitekim davacının ödediği iş bedelinin iadesini istemesinin sözleşmeden dönme niteliğinde olduğu- Davacı tarafından ödendiği ispatlanan ve takibe konu yapılan kısımla ilgili itirazın iptaline karar verilmesinde ve davalı Y'nin sözleşmede imzası bulunmaması nedeniyle sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince bu davalı açısından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Tespit raporu ile hükme esas alınan raporda aynı kalem ilave işler bakımından belirlenen bedeller arasındaki fark fahiş nitelikte ve çelişkili olup, ilave işler bakımından aradaki çelişkiyi giderecek şekilde yeniden rapor alınıp karar verilmesi gerekeceği- Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler bakımından; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 100. maddesi gereğince dava ya da takipten sonra alacağın bir kısmının ödenmesi halinde, ödenen miktar ve tarih belirtilerek yapılan ödemenin belirtilen yasa maddesi hükümleri gözetilerek icra müdürlüğünde infaz aşamasında dikkate alınmasına şeklinde hüküm kurulması gerekirken, yüklenicinin bu yöndeki savunmasına rağmen ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmamasının, icra dosyasının güncel durumunun tetkik edilmemesi ve 6098 sayılı TBK 100. maddesinin uygulanması bakımından olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar verilmemiş olmasının doğru olmadığı- Mahkemece yapılması gereken işin; ek rapor alınarak ilave işler bakımından tespit raporu ile hükme esas alınan rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi, önceki bozma ilamı da dikkate alınarak yüklenicinin hak ettiği iş bedeli hesaplanırken fazla mesai kaleminin dikkate alınmaması, yüklenicinin hak ettiği iş bedelinin bulunarak icra takibi ve dava öncesinde yapılan ödemelerin mahsubu ile bakiye iş bedelinin hesaplanması, ulaşılan sonuca göre yüklenicinin hak ettiği bir bedel var ise davadan sonra yapılan ödemeler bakımından icra takip dosyasının tetkiki sonrasında TBK 100. maddesi gereğince ödenen miktar ve tarih belirtilerek yapılan ödemenin belirtilen yasa maddesi hükümleri gözetilerek icra müdürlüğünde infaz aşamasında dikkate alınması gerektiğine dair karar verilmesinden ibaret olduğu-
Dairemizin hükmüne uyulan bozma ilamında taraflar arasında sözlü olarak düzenlendiği anlaşılan kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre davacının alması gereken bağımsız bölüm adedinin belirlenmesi için yapılması gereken araştırmalar açıklanmış olup, her ne kadar mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma gereğinin yerine getirilmediği, mevcut imar durumuna göre davacıya ait taşınmaz üzerinde kaç adet bağımsız bölüm yapılabileceği, belirlenen bu sayıya göre emsaller dikkate alınarak davacıya kaç bağımsız bölüm verileceği konusunda alanında uzman bilirkişilerden rapor alınarak inceleme yapılmadığının anlaşıldığı, bu durumda mahkemece yapılacak işin, alanında uzman bilirkişilerden rapor alınarak davacıya verilen 1 adet 32 numaralı bağımsız bölüm dışında başka bağımsız bölüm verilip verilmeyeceğinin belirlenmesi, verileceğinin belirlenmesi halinde davacının bu bağımsız bölüme ilişkin ecrimisil talebinin de değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Davanın kısmen kabulü ile, "48.609,81 TL yıkım bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen dosya davalısından tahsili ile birleşen dosya davacılarına hisseleri oranında verilmesine" şeklinde kurulmuş olup, hükmün bu hali ile infaz kabiliyetinin bulunmadığı, davaya konu kat karşılığı inşaat sözleşmesini arsa sahipleri olarak birleşen dava davacıları arasında bulunmayan arsa sahiplerinin de imzalamış olduğu ve sözleşmeye konu taşınmazın miras intikali yolu ile ........... ve ............'a geçmiş olduğu dosya kapsamından anlaşılmakla, hükmün infazının mümkün olabilmesi için bu kişilerin arsa paylarının hükümde açıkça belirtilmesi gerektiğinden hükmün bu yönü ile bozulmasına karar verilmesi gerekeceği-
Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı itirazın iptali davasında dava konusu alacağın davalı tarafça ticari defterlerinde cari hesaba kaydedilerek, bakiyelerin açık bırakıldığı, açık hesap-veresiye şeklinde kayıtlı oldukları, bu nedenle dava konusu alacağın ödenmediğinin davalı taraf ticari defter kayıtlarında ikrar edilmiş sayılacağı ve bedellerinin ödenmemiş olduğunun kabulü gerektiği-
Mahkeme kararında söz konusu davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesine rağmen tescil hükmü kurulurken hangi davalıdan ne miktarda pay iptal edilerek davacı adına tescil edildiği açık olmadığı gibi, davacı ........... yargılama sırasında vefat etmekle ölü kişi adına tescil hükmü kurulamayacağı gözetilerek bu davacının veraset ilamındaki payları oranında mirasçılar adına tescil hükmü kurulması gerektiğinin gözden kaçırılması, diğer yandan davalı ............. mirasçıları adına olan payların ½ sinin iptal edilerek davacı mirasçıları adına tescili ile yetinilip kalan paylar hakkında davalılar adına yeniden tescil hükmü kurulmaması gerekirken ........... mirasçıları adına da tekrar tescil hükmü kurulmasının doğru olmadığı-
Dosya kapsamı, taraf beyanları ve 04.08.2002 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 38. maddesi dikkate alındığında, davacı yükleniciye geçici kabul tarihinden sonra peyderpey taksitler halinde ödeme yapılacağı anlaşılmakta olup, davacıya hiç ödeme yapılmadığı gibi iş bedeli ödemelerinin tarihlerinin de belirlenmediğinin anlaşıldığı, bu durumda alacağın teslim tarihinden sonra ödemelerin yapılacağı tarihlerde muaccel olacağı açık olup, alacak muaccel olmadığı sürece alacaklıdan alacak hakkını talep etmesi beklenemeyeceğinden alacak muaccel oluncaya kadar zamanaşımının işlemeyeceği- İlk Derece Mahkemesince, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı ve talebin eserin yatırım bedelinin iadesi istemine ilişkin olduğu nitelendirmesi yapılarak yargılama yapıldığı, eser sözleşmelerinde zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihte başlayacağı, kesin hesap yapılmadığından zamanaşımının başlamadığına, Bölge Adliye Mahkemesince ise; taraflar arasında TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan eser sözleşmesi bulunmadığı, tarafların yüklenici ve iş sahibi konumunda olmadığı, eser sözleşmesinin ancak davacı şirket ile işi yaptırdığı yüklenici arasında söz konusu olabileceği, mahkemenin bu yöndeki nitelemesinin doğru bulunmadığı ve davanın açıldığı 27.12.2018 tarihi itibariyle sebepsiz zenginleşmeye ilişkin iki yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı- Davacı şirketin, davalı dağıtım şirketi tarafından yapılması gereken dağıtım tesisini, yapımını üstlendiği inşaat projesinin elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla eser sözleşmesi hükümleri çerçevesinde inşa ettiği, bu hâlde, Bölge Adliye Mahkemesince; uyuşmazlığının hukuki niteliğinin eser sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle davalı dağıtım şirketinin sorumluluğunun eser sözleşmesi hükümleri uyarınca belirlenmesi gerekirken, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesinde hata yapılmasının, ayrıca yanılgılı değerlendirme ile sebepsiz zenginleşme hükümleri değerlendirilerek yapılan masrafın güncellenmiş bedelinin tahsiline karar verilmiş olmasının doğru olmadığı- HMK'nın 373/2 maddesinde "Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir." hükmü düzenlenmiş olup, uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklandığından dosyanın yargılama yapılmak üzere İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine gönderilmesinin uygun bulunduğu-
Davacının, davalının sözleşmede kararlaştırılan daire verilmesine ilişkin edimini ifa etmemesi nedenine dayalı olarak tazminat talebinde bulunduğu, talebin niteliğine bakıldığında TBK’nın 125/2. maddesinde yer alan müspet zararın istendiğinin anlaşıldığı, sözleşmenin 3. maddesinde süresinde dairelerin teslim edilmemesi halinde kira tazminatı ödenmesi kararlaştırılmış olup, davalının sadece daireye ilişkin edimini ifa etmemesi değil bu tarihte daire teslimi yapılmaması ile davalının temerrüdünün gerçekleşmiş olacağı, müspet zararının da hem daire teslim edilmemesi hem de bu tarihte dairenin teslim edilmemesi yönünden birlikte değerlendirilmesi gerekeceği, bu durumda davacının kira tazminatının da kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin doğru olmadığı-