Annenin velayet görevini ihmal ettiğine ilişkin bir delil bulunmadığı halde ve velayeti kendisinde bulunmayan çocuğunu kaçırıp üç yıl boyunca annesiyle görüştürmeyen davacı babanın velayetin değiştirilmesi yönündeki davasının reddinin gerekeceği-
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12., Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri ile küçüğün beyanı gözetilerek velayetinin davalı anneye verilmesi gerekeceği-
Davacının velayetin değiştirilmesi talebi reddedilirse, terditli talebi olan kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekeceği-
Kişisel ilişki düzenlenirken küçük ve tarafların durumu hakkında değerlendirilme yapılması, kişisel ilişkinin babalık ve analık duygularını güçlendirip tatmin etmek yanında küçüğün fikri ve bedeni gelişmesine de yardımcı olması gerekeceği-
Kişisel ilişki düzenlenirken çocuğun yaşı, ana ve babalık duygusunun tatmini, çocuğun yüksek yararı birlikte değerlendirilerek; çocuğun kişisel gelişimine en uygun düzenlemenin tercih edilmesi gerekeceği-
Nüfus siciline kaydedilmeyen çocuğun sicile tescili için gerekli işlemlerin yapılması amacıyla taraflara süre verilerek tescilinin sağlanması ve sonra çocuğun velayetinin düzenlenmesi gerekeceği-
Çocuk ile ebeveyn arasındaki kişisel ilişki tesisi velayet hakkı kapsamında olduğundan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 382/1. maddesindeki ölçütler gereğince bir çekişmesiz yargı işi olduğu-
Çocuğun anne ve babasının boşanmış olması sadece boşanma ve velayet hakkı nedeniyle anneye çocuğun soyadının değiştirilmesi için dava açma hakkı bahşetmeyeceği-
Velayet düzenlemesinin kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle temyiz edilmese bile Yargıtay tarafından incelenebileceği-
Boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı ( kadın )'ın daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleştiğinden, davalı-davacı ( kadın ) yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekeceği-
