Dayanak bononun 06.99.2024 olan düzenleme tarihinin, ay kısmı aynı kalemle 06.09.2024 olarak değiştirildiği ancak yapılan bu işlemin tahrifat değil tashihat/düzeltme niteliği taşıdığı- Bononun tahrifattan önceki 04.99.2024 şeklinde yazılan düzenleme tarihinin gerçek bir tarihi yansıtmadığı ve yazılışının yanılgıdan kaynaklandığı, düzenleme tarihinin ay hanesinde karışıklık yapılarak 04.99.2024 olan düzenlenme tarihinin, 04.09.2024 olarak yazılmasının maddi hata sonucu olduğunun kabulü gerektiği- Düzenlenme tarihinde yapılan bu maddi hatanın, bononun 04.09.2024 olarak anlaşılması gereken düzenlenme tarihinin vade tarihinden önce olması nedeniyle kambiyo vasfını etkilemeyeceği- "Takip dayanağı bononun düzenleme tarihi hanesinde yer alan '06.99.2024' ibaresinin ay kısmının sonradan '09' olarak değiştirildiği, ancak bu değişikliğin keşideci tarafından imza veya paraf ile onaylanmadığı sabit olduğundan, söz konusu düzeltmenin HMK. m. 207 uyarınca yok hükmünde olduğu ve senedin tahrifat öncesi haliyle değerlendirilmesi gerektiği, bu haliyle, tanzim tarihinin takvimsel olarak mümkün olmayan bir tarih içerdiği, dolayısıyla senedin zorunlu unsurlarından olan düzenleme tarihinin geçerli şekilde mevcut olmadığı ve zorunlu unsurları bulunmayan senede dayalı kambiyo senetlerine özgü takip yapılamayacağı" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Somut uyuşmazlıkta; 25.12.2023 tarihli bilirkişi raporunda ‘..senedin alacaklısının belirtildiği bölümün ilk yazım esnasında; - A. Uysal ve H. G. – olarak yazıldığının, -ya- ibaresinin ise aynı hanenin yazımında kullanılan kalemden farklı mürekkepli ikinci kalemle ilave yazım yoluyla yazıldığının tespit edildiği dolayısıyla ‘ya’ ibaresinin şikayete konu senede sonradan eklendiğinin net bir şekilde tespiti ile lehtar hanesinde yazılı kısmın ilk halinin ‘A. Uysal ve H. G.’ olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar anılan bilirkişi raporunda belirtilen değişikliğin tahrifat amacıyla mı yoksa yazım yanlışlığı vb. bir durumun giderilmesi amacıyla mı yapılıp yapılmadığı hususunda kati bir beyanda bulunulamadığı belirtilmiş ise de böyle bir tespitin yapılmasının şart olmayıp gerekli de olmadığı, aslolan senedin ilk halinden farklı bir hale getirilip getirilmediği olduğu, yapılan ve tespit edilen değişiklik sebebiyle lehtarların alacak hakkının, bir başka deyişle talep edebilecekleri miktarın doğrudan etkilendiği, sonuç itibari ile senedin ilk halinin lehdar kısmında ‘A. Uysal ve H. G.’ yazılı olduğunun dolayısıyla senette iki lehtar bulunduğunun görüldüğü, bu durumda alacaklı olan lehtarların her birinin senet bedelinin ancak ½ sini isteyebileceği, o halde, bir kısım davacılar vekilinin borca itirazının kısmen kabulü gerektiği ve nitekim 25.04.2024 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile de bu şekilde hüküm kurulduğu ancak anılan kararın onanması gerekirken maddi hataya müsteniden Dairemizce kararın bozulduğu, sonrasında ise Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyulduğu anlaşıldığından, 18.04.2025 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekeceği-
Bononun keşide ve vade tarihlerinde tahrifat yapılıp yapılmadığının yapılmış ise tahrifattan önceki halinin tespiti ile bononun tahrifat öncesi gerçek keşide ve vade tarihlerine göre kambiyo vasfını taşıyıp taşımadığı ve yine zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının değerlendirilmesi gerektiği-
Alacaklının ikrarı ile ödeme belgesinde yazılı ödemelerin takibe konu bono borcu ile ilgili olduğu ve belge altındaki imzanın kendisine ait olduğu çekişmesiz olup belgede tahrifat yapılarak belgeye sonradan “senede istinaden 3.537.000 TL verdim” ibaresinin eklendiğine yönelik iddianın ispatının alacaklıya ait olduğu- Ödeme belgesi içeriğinde HMK m. 207 kapsamında çıkıntı, kazıntı veya silinti görülmediğinden, imzası ikrar edilen bu belgenin İİK m. 169/a-1'de yazılı ödeme (itfa) belgesi niteliğinde olduğu- Alacaklı "söz konusu belgenin hazırlanıp imzalanmasından sonra alınan görüntüsünde bu belgenin bulunmadığını, belgenin bu halinden sahte olarak üretildiğini" ileri sürerek suret belge sunmuş ise de söz konusu fotokopinin belge niteliğinde olmadığı, hukuki sonuç doğurmayacağı ve alacaklının tahrifat iddiasının yargılamayı gerektirdiği- "Somut olayda; bila tarihli “Verilen Para” başlıklı "senete istinaden 3.537.000 Tele verdim" şeklinde belge sunulmuş ise de, takip konusu bonoya mahsuben yapıldığı yönünde bir açıklama bulunmadığı gibi, alacaklının bu ödemenin takip konusu bonoya ilişkin olarak yapıldığı yönünde açık kabul beyanının da bulunmadığı anlaşılmakla, ödeme iddiasında bulunan davacı/borçluların bu iddialarını İİK m. 169/a'da öngörülen bir belgeyle kanıtlayamadıkları, davacı/borçluların, borca itirazlarını ispatlayamadıklarından mahkemece itirazın reddine karar verilmesi gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Alacaklının ... icra mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde, borçlunun sunduğu belgenin takibe konu bono nedeniyle verildiğini ve belge altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, ancak belgede yer alan “senede istinaden 3.357.000 TL verdim” ibaresinin belgeye sonradan eklendiğini ileri sürdüğü, takibe konu alacak miktarı 3.537.000 TL olup, alacaklının belgeye sonradan eklendiği ileri sürdüğü ibarenin yazılı miktarla aynı olduğu, alacaklının ikrarı ile ödeme belgesinde yazılı ödemelerin takibe konu bono borcu ile ilgili olduğu ve belge altındaki imzanın kendisine ait olduğu çekişmesiz olup belgede tahrifat yapılarak belgeye sonradan “senede; istinaden 3.537.000 TL verdim” ibaresinin eklendiği iddiasının ispatının alacaklıya ait olduğu, ödeme belgesi içeriğinde HMK’nın 207. maddesi kapsamında çıkıntı, kazıntı veya silinti görülmediğinden, imzası ikrar edilen bu belgenin İİK’nın 169/a maddesinin birinci fıkrasında yazılı ödeme (itfa) belgesi niteliğinde olduğu- Alacaklı söz konusu belgenin hazırlanıp imzalanmasından sonra alınan görüntüsünde bu belgenin bulunmadığını belgenin bu halinden sahte olarak üretildiğini ileri sürerek suret belge sunmuş ise de söz konusu fotokopinin, belge niteliğinde olmayıp hukuki sonuç doğurmayacağı, alacaklının tahrifat iddiasının yargılamayı gerektireceği-
Senette mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkar halinde HMK 207 gereğince yok hükmünde olduğu- Bir başka anlatımla, senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onanması gerekeceği- Onanmamış çıkıntı, kazıntı veya silintinin tespit edilmesi halinde, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılacağı-
Taraflar arasında imzalanan adi yazılı sözleşmede; ''................ tarihinde ...... ile ............. Eczanesi sahibi ..................'e ............ tarafından verilen paraların 400.000,00 TL(dört yüz bin Türk Lirası) karşılığı .......... Eczanesi ............'a devredilmiştir.'' denildiği, sonrasında ''devredilmiştir'' ibaresinin üstünün çizilerek ''borçlanmıştır'' ibaresinin yazıldığı, yapılan bu düzeltmenin sözleşmenin taraflarınca ayrıca onanmadığı ve davalının da davacı tarafa borçlandığı hususunu inkar ettiği ve yapılan düzeltmeyi kabul etmediği anlaşıldığından, mahkemece HMK'nın 207.maddesi hükmü göz önüne alınarak, imzalanan sözleşmede ''devredilmiştir'' ibaresinin geçerli olup, sonradan eklenen ''borçlanmıştır'' ibaresinin ise geçersiz olduğu kabul edilerek, taraflar arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekeceği-
Çekin keşide tarihinde değişiklik yapılmasına ilişkin parafın keşideciye ait olmadığı iddia edilmiş olmakla, dairemizin yerleşik içtihatlarına göre paraf imzanın sahteliği iddiası ve buna göre de keşide tarihinin önceki haliyle ibraz süresinin geçirilmiş olması senedin kambiyo vasfını etkileyeceğinden mahkemece, HMK'nun 266. maddesi uyarınca yöntemince bilirkişi incelemesi yaptırılarak keşide tarihi üzerindeki paraf imzasının dayanak çekteki keşideci imzası ile aynı el ürünü olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, keşideciye ait mukayese imzalar ile çek üzerindeki paraf imzanın karşılaştırılması suretiyle hatalı yöntemle yapılan bilirkişi incelemesinin hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi ve istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesinin isabetsiz olduğu-
Haksız fiile dayalı olarak açılan alacak davasında; alacak miktarı davadan önce delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporunda belirlendiğinden, davacının belirsiz alacak davası açmasının hatalı olduğu- Dava dilekçesinde belirtilen alacak miktarı dikkate alınarak bu miktar yönünden mahkemece alacak miktarını netleştirmesi ve bildireceği dava değerine göre eksik harcı tamamlaması için davacıya bir haftalık kesin süre verilmesi (HMK. 119/2) ve duruma göre davaya kısmi dava olarak devam edilmesi gerektiği, hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı- "Şartları oluşmadan belirsiz alacak davası şeklinde açılan davanın, dava şartı noksanlığı nedeniyle mahkemece usulden reddedilmesi gerektiği" görüşünün kabul edilmediği-
Matbu evrak şeklinde düzenlenmiş olan kira sözleşmesine el yazısı ile eklenen madde ile 'kiraya verenin on yıldan önce kiracıyı çıkartmak istemesi, binayı başkasına satması veya devretmesi halinde kiracı tarafından kira sözleşmesinden önce taşınmazda yapılan inşaat ve sair masraflar için kiraya verenin kiracıya taşınmazın değer artışı olarak 40.000 Euro ödemeyi kabul ettiği' ifadesinin HMK’nın 207. maddesinde belirtilen çıkıntı, kazıntı veya silinti olarak kabul edilemeyeceği; taraf iradeleriyle boş bırakılan sözleşme metni doldurulmak suretiyle sözleşmenin tamamlandığının kabulünün gerektiği aksinin yazılı belge ile ispatlanacağı-
