Gerek İlk Derece Mahkemesinin ve gerekse .......... Bölge Adliye Mahkemesi ............. Hukuk Dairesi'nin isabetle belirttiği üzere sözleşmeyi temlik alanın tüm hak ve borçlarıyla devraldığı ve taahhütname ile de bağlı olduğu, ancak gerek devir sözleşmesinde ve gerekse imalatlar aşamasında taahhütnameden bahsedilmemiş olması, davacı tarafından ................ Sulh Hukuk Mahkemesinin ..................... Karar sayılı dosyada süre tesbitine ilişkin açılan davada davalı idarenin taahhütnameyi ileri sürerek itirazda bulunmamış olması hususları nazara alındığında, davacının temlik sırasında taahhütnameden haberdar olmadığının kabulü gerektiği sonucuna varılması gerekeceği, bu durumda mahkemece, .................... tarihli taahhütnamenin davacı bakımından bağlayıcı olmadığının kabulü ile sözleşmenin 14/b maddesine uygun ek işletme süresi hesabı yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Geçerli sözleşmenin ifasının imkânsız hâle gelmesi nedeniyle sözleşmeye konu taşınmazın rayiç bedelinin tahsili istemiyle açılan dava yönünden, sözleşme çerçevesinde ödediği bedelin kendi talebi üzerine davacıya iade edilmiş olması ve bu ödeme sırasında herhangi bir ihtirazî kayıt konulmaması durumunda, dava konusu borcu sona erdiğinin kabul edileceği- "Son içtihatlarda hak sahiplerine taşınmazın rayiç değerinin ödenmesi gerektiğinin kabul edildiği, davacıya sözleşmenin geçersiz olduğu şeklindeki bir kabulle sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde ödediği bedelin iadesi yönünde yapılan ödemenin taraflar arasındaki borç ilişkisini tümüyle sona erdirmediği, davalının geçerli sözleşmenin kendi kusuruyla ifasını imkânsız hâle getirmesi nedeniyle davacıya karşı taşınmazın rayiç bedeli nispetinde sorumluluğunun devam ettiği, davacının sözleşmeyle ödediği bedelin kendisine iade edilmesi yönündeki başvurusunun ibra niteliği taşımadığı, sözleşmeye dayalı olarak gerçek zararın tazminini isteyen davacının kısmî ödeme sırasında ihtirazî kayıt sunmamış olmasının davalıyı borç yükünden kurtarmayacağı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Nafaka borçlusunun, nafaka alacaklısı ile oturup kendisi tarafından infak ve iaşe edildiğini belgelerle bağlı olmaksızın tanık delili ile ispat edebileceği-
Mahkemece her ne kadar asıl davadaki alacak iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile bu davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı arsa sahibine kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince verilmesi gereken 4 adet daireden; 3 numaralı bağımsız bölümün dava dışı X'e, 14  numaralı bağımsız bölümün ise davalı Y'ye ait 183/224 payın dışındaki 41/224 payın dava dışı Z adlı kişiye ait olduğu anlaşılmakla, davacının mahkemece birleşen dosyalarda verilen tapu iptali ve tescil kararı ile söz konusu dairelerin tam paylarını alamayacağı göz önünde bulundurulduğunda, maddi bir zarara uğradığı açık olup, bu zararın tespit ve tahsili ile ilgili olarak açılan iş bu davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı - tapu iptali tescil davaları için taşınmazlardaki diğer paydaşlar ile davanın tarafları arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı - Takibe dayanak belgenin kıymetli evrak niteliğindeki kambiyo senetlerinden olan ve soyut borç ikrarını içeren bir bono olup, söz konusu bononun taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile ilgili olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunmadığı - Bu alacağın kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yer almayan ve senet içeriğinden "nakden ödenen bir para" olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla senet aksinin ancak aynı kuvvetteki bir yazılı delil ile kanıtlanması gerektiği - Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin "bağımsız bölümlerin paylaşımı" başlıklı hükmünde, sözleşme tarihinde henüz bina ve bağımsız bölüm bulunmadığı, dairelerin sadece konumlarının gösterildiği dikkate alındığında anılan bağımsız bölümlerin sözleşmede konumları gösterilen dairelere karşılık gelip gelmediklerinin belirlenmemesinin isabetsiz olduğu-
Harici satım sözleşmesi ile taşınmaz paydaşından bağımsız bölüm satın alımına dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkin davada, davacının, tüketici sıfatıyla 13.01.2014 günlü adi yazılı harici satım sözleşmesi ile tapu kayıt malikinden bağımsız bölüm satın aldığı, 03.04.2017 günlü ibraname başlıklı belgenin ise genel anlamda iş sözleşmesinin sona erdirilmesine dayalı işçinin işvereni işçilik alacaklarına yönelik ibrasına ilişkin olduğu, davacının anılan belgeyi işçi sıfatıyla imzaladığı, ibraname başlıklı belgeye son paragraf olarak yazılı kısımda ise ibra edilen borç-alacak ilişkisi bütün kapsamıyla belirtilmediğinden geçerli bir ibranameden söz edilemeyeceği, bu durumda mahkemece, tarafların tüm delilleri toplandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesinin gerektiği-
Mahkemece bozma ilâmına uyularak verilen kararda ise hafta tatili ücreti hüküm altına alındığından, davacı tarafın ilk kararı temyiz etmediği dikkate alındığında hafta tatili ücreti talebi hakkında “karar verilmesine yer olmadığı” kararı verilmesi gerekirken bu alacağın hüküm altına alınmasının davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olduğu- Kısmi ödeme hallerinde, Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğunun kabul edildiği, miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olmasının makbuz etkisini ortadan kaldırmayacağı-
Sözleşmede genel işlem koşulları bulunmadığının, hükümlerin pazarlık edilerek kabul edildiğinin ispat yükünün, genel işlem koşullarını kullanana ait olduğu- Franchise sözleşmesindeki tek yanlı kararlaştırılan cezai şarta ilişkin hükmün yürürlük denetimi yapılarak yazılmamış sayılmasına karar verilip verilmeyeceğinin öncelikle değerlendirilmesi, yazılmış sayılmasına karar verildiği takdirde sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiği kanısına varıldığında, her halükarda davacının zararını talep edebileceği, zararın erken fesih nedeniyle aynı mahiyette bir franchise verebileceği süreyle sınırlı olabileceği hususları gözetilerek bir hüküm tesisi gerektiği-
İbranın borcun özel bir sona erme sebebi olup, alacaklının alacak hakkından vazgeçmesini ve bu surette borçlunun borcundan kurtulmasını sağlayan bir sözleşme olduğu-
Taraflar arasındaki güçlendirme ve tadilat işlerini konu alan sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili istemi-
Davacı imzalı 24.06.2009 tarihli “Makbuz ve ibraname” başlıklı ve aynı tarihli “İbraname” başlıklı iki ayrı belgenin bulunduğu olayda, 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde düzenlenmiş olan 24.06.2009 tarihli “İbraname”nin geçerli olup olmadığı; asıl ve birleşen davanın reddinin gerekip gerekmediği- Davacı işçi tarafından ibranamenin irade fesadına dayalı olarak alındığı ispatlanamamışsa da davalı işveren tarafından davacı işçinin alacaklarına karşılık ödenen ...TL’nin tespit edilen gerçek hak tutarına nazaran eksik olduğu anlaşıldığından, söz konusu belgenin ibra niteliğinin bulunmadığı-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • kayıt gösteriliyor