Dava konusu taşınmazın, ağaçların dikildiği tarihte 3402 sayılı kanun'un 16 ncı maddesinde sayılan kamu malı niteliğindeki ormanlardan olmadığı gibi Hazine adına tescilli de olmadığı- Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki sahipsiz yerlerden iken üzerine dikilen ağaçların bedeline hükmedilmesi gerektiği- Muhdesat niteliğindeki ağaçların dava konusu taşınmaza, orman niteliği ile Hazine adına tescilinden sonra dikilmiş olması halinde dahi davalı taşınmazın 2942 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinin son fıkrasında belirtilen \"...başkası adına tapulu...\" taşınmaz olarak kabul edilerek değerlendirilmesi gerektiği-Buna göre, mahkemece ilgili kanun maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği-
İhtiyarı arabuluculukta arabulucunun arabuluculuk faaliyetinin başında tarafları; arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve arabuluculuk anlaşma tutanağının niteliği ve hukuki sonuçları hakkında taraflara gerekli açıklamaları yapmadığı - Aynı zamanda "ihtiyari arabuluculukta arabuluculuk anlaşma belgesi-tutanağı" ve "ihtiyari arabuluculukta son tutanak" başlıklı belgelerde çelişkili ifadelerin bulunduğu - Bu hâlde arabuluculuk görüşmeleri usulüne uygun olarak yerine getirilmediğinden geçerli bir anlaşma belgesi bulunduğunun ve anlaşılan konularda dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Uyuşmazlığın tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu- Davalı borçlu aleyhine başlatılan ... İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı takip dosyasından düzenlenen 08.10.2019 ve 05.11.2019 tarihli haciz tutanakları incelendiğinde; davalı borçlunun "dava dilekçesinde yer alan adresine hacze gidildiği, adresin kapalı olduğu- Dosyada çilingir masrafı depo edilmediğinden ve ayrıca haciz talebi olmadığından adreste işlem yapılmadan ayrılındığının" tutanak altına alındığı- Davalı borçlunun bilinen başkaca adreslerine de (kredi genel sözleşmesinde belirlenen adresi, icra takip dosyasında belirlenen adresi) hacze gidilmediği, davalı borçlu hakkında "hacze kabil malının bulunmadığına dair" tutanak tutulmadığı, davalı borçlunun davacı alacaklıya, dava dışı asıl borçlu lehine ipotek verdiği bağımsız bölümlerin halen davalı borçlu adına kayıtlı olduğunun tespit edildiği- Her ne kadar bu gayrımenkuller yönünden davacı tarafından ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosya ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapıldığı ve ipotekli gayrımenkullerin kıymet takdirlerinin toplamının 230.000,00 TL olarak belirlendiği belirtilmişse de ipotekli dosyadan kıymet takdirlerine itiraz davası açıldığı ve akıbetinin henüz dosyada belli olmadığı anlaşıldığından davalı borçlu hakkında yukarıda belirtilen hususlar değerlendirilmeden acz halinin kabul edilmesi doğru görülmediği-
Davacı tarafın iş sözleşmesinin belirli sürenin bitiminden önce işverence haksız feshedildiğini iddia etiği- Davalı tarafın ise davacının sözlü olarak istifa etmek suretiyle ayrıldığını savunduğu- Yargılama sırasında dinlenen davalı tanıklarının, davacının kendisinin işten ayrılmak istediğini beyan ederek davacının istifasına dair işveren savunmasını doğruladıkları- Ayrıca davalı işverence Sosyal Güvenlik Kurumuna (03) istifa çıkış kodu ile çıkış bildirimi yapıldığı- Davacı tarafça istifa olgusunun aksini ispatlayacak herhangi bir bir delil sunulmadığı ve tanık dinletilmediği- Dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler ile davalı tanıklarının beyanları birlikte değerlendirildiğinde belirli süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından sürenin bitiminden önce haksız feshedildiğinin kabulünün gerektiği-
Evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle açılan boşanma davasında, akıl hastalığı nedeniyle vesayet altına alınan tarafa davranışları iradi olmadığından kusur yüklenemediği-
Mahkemece sözleşme ve protokoller kapsamında davacı taşeronun üstlendiği tüm işleri yaparak davalı ortaklığa teslim ettiğinin kabul edildiği, mahkemenin bu kabulünde, özellikle taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmediği ve karine olarak feshedilmemiş olan sözleşme kapsamındaki işlerin tümünün sözleşmenin akidi tarafından yapıldığının kabul edilmesi gerektiği gözetildiğinde herhangi bir isabetsizlik olmadığı, bununla birlikte, yüklenici ortaklık tarafından tamamlanamayan kesin kabul eksiklerinin iş sahibi Toki tarafından 3. bir şirkete ikmal ettirildiği de dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle sabit olup, bu kapsamda davacı taşeronun iş bedelinden 168.870,00 TL mekanik işlerdeki eksik işler tutarı+ TOKİ tarafından yağmur suyu iniş borularının hatalı bağlantısından dolayı kesilen 19.350,00 TL+ gecikme cezası tutarı 6.833,65 TL'nin mahsubuyla yapılan imalattan dolayı alacağın 1.268.824,85 TL olduğu kabulünde de bir isabetsizlik olmadığı- Davacı vekilince eski hale getirme talebine ilişkin olarak, kararı süresinde temyiz etmeyen davacının önceki avukatının azline ilişkin azilname belgesi ile avukatın Baroya şikayet edildiğine ilişkin şikayet dilekçesi sunulduğu, davacı vekilince kanunun öngördüğü şekilde talebi haklı kılacak bir delil sunulmadığı anlaşıldığından, talebin reddine karar vermek gerekeceği-
Temyize konu edilip bozma kapsamı dışında bırakılan ve kesinleşen yönlere ilişkin yeniden inceleme yapılmasının mümkün olmadığı-
Mutat meskene iade davalarında asıl olanın çocuğun mutad meskeni olan ülkeye iadesi olduğu- Ancak taraf bir devlet, diğer iadeden kaçınma nedenleri yanında, geri dönmesinin çocuğu fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağı veya başka bir şekilde, müsamaha edilemeyecek bir duruma düşüreceği yolunda ciddi bir risk olduğunu tespit ederse veya çocuğun, geri dönmek istemediğini ve görüşünün göz önünde bulundurulmasının uygun olacağı bir yaşa ve olgunluğa erişmiş bulunduğu gözlenirse geri dönmesini emretmeyi reddedebildiği- Somut olayda böyle bir durumun varlığı ispatlanmadığından davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Davanın, kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olduğu- Davacı, iptalini istediği kararlara genel kurul tutanağında ret oyunu kullandığını belirtmiş ise de; bu ibarelerin açıkça muhalefet şerhi anlamına gelmediği, bu durumda mahkemece; kararlarda muhalefet şerhi bulunmadığından, davacının dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin kararların miktarı itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın istinaflarının olanaklı bulunduğu-
