Davacı ile davalı şirket arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın iadesi istemine ilişkin davada; davacı ile davalı şirket arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine ve 30.671,00 Euro’nun davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmişse de, davada davalı şirket ile davalı gerçek kişiler arasında mecburi dava arkadaşlığının bulunmadığı, bu itibarla davalı tarafından süresinde istinaf başvurusunda bulunulmaması nedeniyle verilen İlk Derece Mahkemesi kararının kesinleştiği, 6100 s. HMK’nın 355. maddesi gereğince; istinaf incelemesinin, kamu düzenine aykırılık halleri dışında, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağından ve somut olayda da kamu düzenine aykırılık da söz konusu olmadığından bölge adliye mahkemesince istinaf kanun yoluna başvuran davalı şirket ve davalı hakkında inceleme yapılması ve bir karar verilmesi gerektiği-
TBK'nun 19 ve İİK'nun 277 vd. maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine dayanan davada, İİK'nun 265. maddesine göre aleyhine ihtiyati haciz verilen taraf mahkemenin yetkisine, teminata ve ihtiyati haczin dayandığı nedenlere dayanarak itiraz ileri sürülebileceği- Davalının istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü istinaf sebepleri, davanın esasına ilişkin olup mahkemece yaklaşık ispat kuralına göre değerlendirme yapılarak, İİK'nun 281/2. maddesi gereğince verilen ihtiyati haciz kararına karşı, davalı vekillerinin itirazı üzerine açıklanan gerekçe ile ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesinde dosya kapsamı ile usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı-
İhtiyati tedbir isteyen davacı, davalı tarafından icra takibine konulan çek ile henüz takibe konulmadığını beyan ettiği iki adet dava konusu çekin sahteliği iddiası ile açmış olduğu menfi tespit-çek istirdadı davasında, HMK'nun 209. maddesi uyarınca takibin teminatsız olarak durdurulmasına ve takibe konulmamış dava konusu iki adet diğer çekin takibe konu edilmemesine dair tedbir kararı verilmesini talep etmiş olup, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verildiği, kararı ihtiyati tedbir isteyen davacının da istinaf etmesi üzerine; istinaf incelemesinin HMK'nın 355. maddesi uyarınca, davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapıldığı- Her ne kadar ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de; uyaptan yapılan denetimde daha sonraki süreçte ilk derece mahkemesince talep üzerine ihtiyati tedbir kararı verildiği, buna göre istinaf inceleme tarihi itibariyle davacı istinafının konusuz kaldığı-
Bölge adliye mahkemesince alacaklının süre tutum dilekçesi içeriği gözetilerek yalnızca kamu düzeniyle ilgili hususların incelenmesi ile yetinilmesi gerekirken, süresinden sonra sunulan gerekçeli istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler esas alınarak; borçlu site yönünden İİK 169/a kapsamında takibin durdurulması gerektiği, yine diğer borçlu yönetici yönünden ise, tek başına site adına kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi verilmediği nedenle şahsen sorumlu olduğundan bahisle davanın reddi yönünde hüküm verilmesinin doğru olmadığı, zira bu hususların kamu düzenine ilişkin olan ve bölge adliye mahkemesince re'sen dikkate alınacak nedenler kapsamında olmadığı-
Manevi tazminat davalarında, artık caydırıcılık unsuruna da ağırlık verildiği, gelişen hukukta kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde veya taksirli davranışlarda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda hakimin manevi tazminata takdir etmesi gerektiği, zira kişi haklarının her şeyin önüne geçtiği - Soma'da gerçekleşen maden kazasının son yüzyılın en büyük iş kazalarından birisi olduğu, yalnızca iş kazasına uğrayanlarda veya kazalıların yakınlarında değil toplumun tamamında derin bir üzüntü meydana getirdiği, bu kapsamda toplumu derinden etkileyen facialarda hüküm altına alınan manevi tazminat tutarları değerlendirilirken manevi tazminatın caydırıcılık unsurunun öne çıkması gerektiği-
Hükmün tashihi müessesesi ile yalnızca hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar düzeltileceği, kanunda hükmün tavzihinin hangi şartlarda ve nasıl yapılacağı açıkça belirlenmiş olduğu, buna göre, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği-
İncelemenin istnaf dilekçesiyle sınırlı olarak yapılacağı ancak, kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde, bunun re'sen gözetieceği-
Tasarrufun iptali davalarında, davalı olarak borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler arasında mecburi dava arkadaşlığı olduğu, dolayısıyla davacının davası kabul edilip tasarrufun iptaline karar verildiğine göre, borçlu ile davalı ...in davacı yararına hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinden müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmalarına karar verilmesi gerektiği-
İcra hukuk mahkemesince verilen kararının borçlular vekilinin yüzüne karşı verilmesi üzerine, borçlular vekilince kararın istinaf edildiğine ilişkin süre tutum dilekçesinin yasal 10 günlük süre içerisinde sunulduğu, gerekçeli istinaf dilekçesinin ise verilmediği görülmekle beraber, "muhatabın geçici mi yoksa daimi olarak mı adreste olup olmadığı" ve "geçici bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra gelip gelmeyeceği" hususu tevsik edilmeden yapılan gerekçeli kararın tebliğinin usulsüz olduğu (Teb. K. 21/)- Süresi içerisinde süre tutum dilekçesi sunarak istinaf talep eden borçlular vekiline gerekçeli kararın tebliği usulsüz olduğundan, borçlular vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin, ayrıntılı istinaf nedenleri olarak kabulü ile istinaf incelemesi yapılması gerektiği-
Borçlunun yasal süresi içerisinde süre tutum dilekçesi vermesi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren gerekçeli istinaf dilekçesi sunmaması halinde, kamu düzeni ile sınırlı olmak üzere istinaf isteminin incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-