İİK. mad. 89/3 uyarınca açılan menfi tespit davasında, birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerinin tebliğ tarihlerinde davacı-borçlunun yurt dışında olduğundan haberdar olmayan davalı-alacaklı, davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden, aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceği-
İİK. 277 vd. maddelere göre açılmış olan davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması gerekeceği- Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalısının zorunlu olduğu-
Temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı ve HMK'nın 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasından dolayı, usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği-
Tasarrufun iptali davasına konu satış işlemine ilişkin tasarrufun takip sayılı dosyası ile başlatılan takibin alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere iptaline ilişkin kararın uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yönü olmadığından usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği-
İhtiyati tebdir kararına karşı yapılan itiraz üzerine iki tarafın davet edildiği, gelenleri dinledikten sonra, itirazı yerinde görürse kararını değiştirebileceği veya kaldırabileceği, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yaparak karar verebileceği , itirazın duruşma açılarak incelenmesinin yasal zorunluluk olarak kabul edildiği- 06.01.2020 tarihli dava dilekçesiyle açılan davaya ilişkin 06.01.2020 tarihli tensip tutanağının 4 numaralı bendinde, "Tedbir talebinin teminat alınmaksızın kabulü ile davacının tedavisinde kullanılan Pembrolizumab (keytruda) adlı ilacın bedelinin dava süresince kesinti yapılmaksızın  SGK tarafından  karşılanmasına, bu hususta İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına," karar verildiği, 07.01.2020 tarihli yazıyla SGK İzmir İl Müdürlüğü'ne bildirildiği, davalı Kurum vekilinin 21.01.2020 tarihli dilekçesi üzerine herhangi bir karar verilmediğinden davalı Kurum vekilinin, yokluklarında verilen ihtiyati tedbir kararına yönelik itiraz dilekçesi hakkında, gerekli inceleme yapılıp, yasal prosedüre uygun bir karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarında 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı; kamu düzenine aykırılık olup olmadığının ise re'sen gözetileceği- Yine; HMK'nun 357. maddesine göre de "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmanın istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağı- Borçlu hakkında aciz vesikası alınmamakla birlikte, borçlu kayıp ve adresi saptanamıyorsa, saptanan ve bilinen adreslerinde de icraca, borçlunun haczi kabil malının bulunmadığı tespit edilmiş ise, bu durumu tespit eden haciz tutanağının geçici aciz vesikası niteliğinde olduğu- Borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, bu dava için dava şartı olup kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, kesinleşmemiş ise açılan davanın sonucunun bekletici mesele yapılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği- Dava değeri açısından icra dosyasındaki takip çıkışındaki değer ile davalıların yapmış olduğu tasarrufların tasarruf tarihi itibarıyla değerleri ayrı ayrı karşılaştırılıp hangi değer daha az ise o değer dava değeri kabul edilerek harç eksikliği olup olmadığının mahkemece re'sen kontrol edilmesi gerektiği, bu nedenlerle icra dosyası dosya içerisine alınmadan hakkında hüküm verilemeyeceği- 
Tasarrufun iptali davalarında, 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunun ise re'sen gözetileceği- Yine; HMK'nun 357. maddesine göre de "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmanın istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağı"-
İstinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucunda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı bu nedenle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği-
Bölge Adliye Mahkemesince, süre tutum dilekçesi istinaf dilekçesine dönüşmediği için ortada usulüne uygun ve süresinde yapılmış bir istinaf talebinin bulunmadığı gerekçesi ile istinaf dilekçesinin  reddine karar verilmişse de incelenen bölge adliye mahkemesi kararında kamu düzenine aykırılık yönünden bir değerlendirme yapılmadan hüküm tesis edilmesi isabetsiz olduğu-
Ticaret mahkemesince verilen nihai kararların mahkemece re'sen taraflara tebliğ olunacağı, iflas ve konkordatoya ilişkin kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği- İstinaf tarihi istinaf dilekçesinin kaydedildiği tarih olduğu-İstinaf dilekçesi, karşı tarafa tebliğ edilmemiş ise tebliğ edilmesi ve eksikliklerin tamamlanması için bölge adliye mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesine gönderileceği-