İş K. mad. 5/3 uyarınca, cinsiyet ve gebelik sebebiyle ayrım yasağı düzenlenmiş ve bu durumdaki işçiler bakımından işverenin eşit davranma borcu vurgulanmış olup, eşit davranma borcuna aykırılığı ispat yükünün işçide olduğu, ancak işçi, ihlalin varlığını gösteren güçlü bir delil ileri sürdüğünde ispat yükünün işveren tarafına geçeceği-
Murisin ölümü nedeni ile elbirliği ortaklığı kapsamında ölüm tarihinde mirasçılara geçen işyeri, mirasçılar tarafından davalı N.'ye devri ile bu ortaklığın sona erdiği, her ne kadar davalı mirasçının kendi miras hissesi oranında davayı kabulü diğer mirasçıları bağlamaz ise de bu kabul yanında iş sözleşmesinin murisin ölümünden sonra ayrılış bildirgesi ile sona erdirilmesi, işyerinin bu bildirimden sonra diğer mirasçıya devri dikkate alındığında, iş sözleşmesinin davacının işten çıktığı tarihte sona erdiğinin ve diğer davalı mirasçı ile yapılan iş sözleşmesinin ise yeni bir iş akdi olduğunu gösterdiği, tüm davalılar elbirliği ortaklığı nedeni ile fesih tarihinde miras payları oranında müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları gibi fesihten sonra işyerini devralan davalı N. ise bu tarihte yürürlükte olan BK. 179 uyarınca devirden önce doğan murisin ve yerine geçen mirasçıların borcundan dolayı da ayrıca tamamen sorumlu olduğundan mahkemece işyerini devralan davalının kabulü karşısında fesih ve fesihten sonra devir olgusu gözden kaçırılarak, çelişkili şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Eşit davranma borcuna aykırılığı ispat yükü işçide olup, ispatlayamadığı takdirde eşit davranmama tazminatının reddileceği; işçi ihlalin varlığını güçlü biçimde gösteren bir delil ileri sürdüğünde aksinin işveren tarafından ispatlanması gerektiği-
Bordroda ödemesi yapılan tutarları aşan bir çalışma tespit edilemez ise; fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ödemesi bulunan aylar bakımından gerekli ödemelerin yapıldığı kabul edilerek hesaplamada bu ayların dışlanması suretiyle alacak miktarlarının belirlenmesi gerektiği- İşçiye ödenecek aylık işçilik ücreti 30 günlük tutar üzerinden hesaplanmakta olup hafta tatili hesabında bordrolar incelenirken bu hususa ayrıca dikkat edilmesi gerektiği- Mahkemece sadece tanık ifadelerine itibar edilerek alacak kalemlerine dair bordrolarda gösterilen tutarların saat 18.00'den sonraki çalışmalara ilişkin olduğunun kabulü ile bordro kayıtlarının dikkate alınmamasının isabetsiz olduğu- Fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatili ücretlerinin uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde, hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği, mahkemece tanık ifadelerine göre mesai saatlerinin belirlenmesine karşın, taktiri indirime gidilmemesinin hatalı olduğu- Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına ilişkin davaların, hakkın doğumundan itibaren, on yıllık zamanaşımına tabi tutulduğu (TBK. mad. 146)- Tazminat niteliğinde olmaları nedeni ile sendikal tazminat, kötüniyet tazminatı, işe başlatmama tazminatı, 4857 s. İş K. mad. 5 'deki eşit işlem borcuna aykırılık nedeni ile tazminat, mad. 26/2'deki maddi ve manevi tazminat, mad. 28'deki belgenin zamanında verilmemesinden kaynaklanan tazminat ve mad 31/son uyarınca askerlik sonrası işe almama nedeni ile öngörülen tazminat isteklerinin on yıllık zamanaşımına tabi olduğu- Zamanaşımı başlangıcına esas alınan kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı hakkının doğumunun ise, işçi açısından hizmet aktinin feshedildiği tarih olduğu- Davalı vekili, ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı definde bulunmuş olduğundan, mahkemece ıslaha karşı zamanaşımı definin değerlendirilmemesinin hatalı olduğu- İbranamede miktarı belirtilen fazla çalışma ücretinin mahsubu hususunun değerlendirilmemesinin isabetsiz olduğu- Hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa brüt mü olduğunun belirtilmemesinin infazda tereddüde yol açacağı-
Davacının işyerinde temizlik işçisi olarak çalıştığı ve primleri alt işveren olan diğer davalı tarafından yatırıldığı, gerek davacının gerekse davalıların muvazaa yönünde bir iddiası ve savunması olmadığı gibi davalılar arasındaki asıl-alt işveren ilişkisinin muvazzaaya dayanmayıp, geçerli olduğu, mahkemece, alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun kabulünün isabetsiz olduğu, somut olayda mahkemece, davacının emeklilik sebebiyle akdi feshettiği kabul edilerek, kıdem tazminatı alacağının hüküm altına alındığı, ancak dava dosyasında davacının gerek emekli olduğuna ve gerekse yaşlılık aylığı bağlandığına dair belgeyi işverene verdiğine dair delil bulunmadığı- Mahkemece, davacının tahsis dosyası getirtilerek emekli olduğu anlaşılır ise kıdem tazminatı isteğinin hüküm altına alınması, aylık bağlama belgesi işverene verilmiş ise kıdem tazminatı faizinin belgenin verildiği tarihten itibaren başlatılması, işverene bildirim yoksa faizin dava tarihinden itibaren başlatılması, davacı eğer emeklilik koşullarını taşımıyor ise kıdem tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Mahkemece davacının işyerinde fiilen yaptığı iş, olumsuz yetki tespitine ilişkin dava dosyası, asıl-alt işveren arasında yapılan ihale sözleşmeleri dikkate alınarak dosya kapsamının yeniden bir değerlendirmeye tabi tutulması ve davalı üniversite ile alt işvereni arasında muvazaa olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, keza bu tespite davacının belirli dönemler asıl işveren işçisi olarak çalışıp çalışmadığı, davalının taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlandırılıp fark ödenip ödenmediği de asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olup olmadığı veya unsurlarını taşıyıp taşımadığı yönünden de dikkate alınması gerekeceği, bu hususlar tespit edilmeden davacının başlangıçta üniversite işçisi olup sonradan alt işveren yanında çalıştırılmaya devam edildiğinden toplu iş sözleşmesinden yararlanması gerektiği yönündeki mahkeme değerlendirmesinin hatalı olduğu-
Ücret alacağı ile boşta geçen süre ücret alacağının ödetilmesine-
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçinin bu iddiasını ispatla yükümlü olduğu, ücret bordrolarına ilişkin kuralların bu hususta da geçerli olduğu, işçinin imzasını taşıyan bordro sahteliğinin ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğinde olduğu- İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödediği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabileceği-
İş sözleşmesini fesheden iş sahibi; yönetim yetkisi kapsamındaki bu hakkını kullanırken keyfi davranmaması gerekeceği, işletmesel kararı alırken dürüst olması gerekeceği-