Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususunun kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığı, terkin işleminin usulsüz olduğu, şirketin tam ihyasının gerektiği ancak davacının talebinin sınırlı ihyaya yönelik olduğu gözetilerek davacı şirketin ...............İş Mahkemesinde ............ sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmesinde isabetsizlik yok ise de, şirket aleyhine açılan dava ve devamı işlemler yönünden şirketin ihyasına ve tasfiye işlemleri için de şirkete tasfiye memuru atanması gerektiği, mahkemece ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanması gerekirken bu yönün gözetilmemiş olmasında isabet görülmediği, şirketin terkin öncesi temsilcisi .......'nin tasfiye memuru olarak atanması gerektiği, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretinin hüküm altına alınmasında isabetsizlik görülmediği-
Davacı tarafından ihyası talep edilen şirket aleyhinde açılan davada hasım edilebilmesi amacıyla açılan davada, İlk Derece Mahkemesince hak düşürücü süre nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak şirketin ihyasına karar verildiği ancak tasfiye memuru atanmasına gerek görülmediği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin genel amacının gayri faal şirketleri sicilden temizleme olduğu hususu gözetildiğinde ticaret sicilinden terkin edilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi talep aşımı niteliğinde olmayacağından tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekeceği-
Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında üçüncü kişiler tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi onbeşinci fıkrasına istinaden açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen ................ Asliye Hukuk Mahkemesinin ................sayılı dosyasıyla sınırlı olmak üzere ihyasına (ek tasfiyesine), tasfiye memuru atanmasına, keyfiyetin tescil ve ilanına karar verilmesi gerekeceği-
Resmi Gazetenin 15.09.2023 tarihli, 32310 sayı ile yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında; “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” hükmü gereğince Anayasa Mahkemesi kararlarının derdest davalara derhal uygulanacağı nazara alınarak bir karar verilmesi gerektiği-
kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibinde, borçlu olarak belirtilen şirketin tüzel kişiliği olmadığı, sicilden terkin edilen şirkete karşı borçlu sıfatıyla takip yapılamayacağından takibin iptali ile birleşen dosya ile borçlu olarak gösterilen şirketin senette kaşesinin bulunmadığı, diğer borçlu ............'un şirket yetkilisi olmadığı, şirket adına imza atma yetkisi bulunmadığından imzaya ve borca itirazına ilişkin olduğu anlaşılmış olup, davacı borçlu şirketin ............. tarihinde re'sen terkin edildiği görülmekle ilk derece mahkemesinin gerekçesinin yerinde olduğu, ticaret sicilinden terkin edilen borçlu şirket hakkında takipte taraf olarak gösterilmek suretiyle icra takibine başlanması ve takip işlemlerine devam edilmesi durumunda yapılan işlemler hukuken geçersiz ve yok hükmünde olacağı göz önünde bulundurularak takibin davacı borçlu şirket yönünden iptaline karar verilmesinin, birleşen dava yönünden ise imzaya ve borca itiraz davasının, asıl davada takip iptal edilmiş olduğundan konusu kalmamakta olup ve bu dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiş olmasının hukuka uygun olduğu-
Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesine göre Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından resen terkin edilen kooperatifin ihyası ile yeniden Ticaret Siciline tescili istemine ilişkindir
Tasfiye edilmeksizin unvanı silinen kooperatifin malvarlığı, unvanına ilişkin kaydı silinmesine rağmen silinme tarihinden itibaren on yıl boyunca unvanı silinen kooperatifin uhdesinde kalmaya devam edeceği, Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği- Tasfiye yapılıp kapanmış olsa dahi, ek tasfiye işlemlerinin yapılması zorunlu olduğu hallerde kooperatifin ek tasfiye işlemlerinin yapılabilmesi için yeniden Ticaret Siciline tescili istenebileceğine göre malvarlığında yeraltı suyu sulama tesisi bulunduğu iddia edilen dava dışı Sınırlı Sorumlu ... Kooperatifi hakkında açıklanan yasal düzenlemeler ve belirtilen ilkeler ışığında ek tasfiye gerektiren işlemlerin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği-
Sicilden terkin edilen kooperatifin ihyası istemine ilişkin somut uyuşmazlıkta- 6102 sayılı TTK’nın 547. maddesi hükmünde tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işleminin nasıl yapılacağı ve kooperatifin yeniden ihyasına ilişkin usul ve esaslar ayrıntılı şekilde tespit edildiği- Mahkemece bu madde uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken somut olaya uymayan TTK geçici 7. madde gerekçe gösterilerek davanın reddine yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayacağı-
TTK'nin Geçici 7. maddesine göre sicilden terkin edilen şirketin ihyası amacıyla açılacak davanın beş yılık hak düşürücü süreye tabi olacağı- Bu sürenin sadece TTK'nin anılan maddesine uygun şekilde terkin edilen şirketler bakımından geçerli olup, bu maddede sayılmayan faklı bir gerekçe ile terkin edilen şirketler bakımından ihya davasının süreye tabi olmayacağı-
Tasfiye yapılmadan, re'sen ticaret sicilinden terkin edilen ticari şirket ve kooperatiflerin ihyası için açılan davalarda, davanın sadece terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltilmesi gerekeceği, davanın kabulü ile dava konusu şirketin yeniden ticaret siciline tescil ve ilanına karar verilmesi halinde, yargılama giderlerinin HMK m. 323/1-(ğ) ve m. 326 uyarınca davada haklı çıkan davacı lehine, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yüklenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi ve davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı-*
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • kayıt gösteriliyor