Dairemizin değişen içtihatlarına göre, İİK. mad.150/e'de düzenlenen bir ve iki yıllık sürelerin hesabında ödeme-icra emrinin tebliğinden itibaren ilk satış talep tarihinin esas alınacağı- İlk satış talebinin yasal süresinde yapıldığı ve satış süresi içinde de satış talebinin geri alınmadığı birlikte değerlendirildiğinde, sonraki satış taleplerinin iki yıllık süre içinde olmamasının sonuca etkili olmadığı, yasada belirtilen sürenin satış talebi için öngörülmüş olması karşısında; satışın aynı süre içerisinde yapılmamış olması, usulüne uygun satış talebini ortadan kaldırmadığı gibi takibin İİK mad. 150/e gereğince düşmesi sonucunu doğurmayacağı-
Satış düştüğünde haciz düşmeyip, haciz sahibinin ilk satış isteme tarihine kadar geçen süresi satış isteme tarihinde yürürlükte bulunan İİK. mad. 106 uyarınca 2 yıllık süreden çıkartılması suretiyle kalan sürede satış talebinde bulunması halinde haczin halen ayakta olduğunun kabulü gerektiği-
Bankadan temlik aldığı alacak için TMSF'nin İİK.'na göre yapılmış takibe devam ettiği ve daha sonra alacağın şikayetçi-alacaklıya temlik edildiği anlaşıldığından, şikayetçinin takibi bakımından 6183 s. Kanun’un uygulanamayacağı- İlk alacaklı bankanın borçluya ait taşınmaza 27.01.1998'de ihtiyati haciz uyguladığı, 18.02.1998'de ödeme emrinin tebliğ edildiği, 06.07.1999'de haczin yenilendiği, 11.10.2000'de satış talebinde bulunulduğu, 11.06.2001'de satış avansı yatırıldığı görüldüğünden, bu haczin ayakta olduğu- Şikayet olunan bankanın ise 17.11.1997 tarihli ihtiyati haciz uygulandığı, 18.09.2000'de ihtiyati haczi kesin hacze dönüştüğü, 12.09.2002''de satış talebinde bulunulduğu, 13.09.2002'de ise satış avans yatırdığı görüldüğünden, şikayetçinin haciz ve satış tarihleri şikayet olunanın haciz ve satış tarihlerinden önce olduğundan, mahkemece, sıra cetvelinin iptali istemli şikayetin kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Haciz tarihinden itibaren 6 ay içinde satış istenmediğinden, dava tarihi itibariyle haczin düştüğü ve bu nedenle istihkak davasının ön koşul yokluğundan reddi gerektiği-
Fiili haciz ve yakalama işleminin talep edilmemesi ve kıymet taktirinin kesinleşmemiş olmasının, satış talebinin reddini gerektirmeyeceği- Alacaklının satış talebi ile birlikte bir miktar avansı icra dosyasına yatırması halinde, icra müdürlüğünün vereceği satış talebinin kabulü kararının, aracın fiili haczi ile yakalama işlemlerinin gerçekleşmesinden ve kıymet taktirinin kesinleşmesinden sonra satış günü verileceği anlamına geleceğinin kabulü gerektiği-
Şikayete konu taşınmaz üzerine 26.02.2009 tarihinde haciz konulduğu ve alacaklı tarafından 07.01.2011 tarihinde 300,00 TL satış avansı da yatırılarak mahcuz taşınmazın satışının talep edildiğinin görüldüğü- Öte yandan, süresi içerisinde satış istenmiş ise de; alacaklı yanca 24.06.2011 tarihinde satışın durdurulması istenmiş olup, alacaklının bu talebi satış talebinin geri alınması niteliğinde olduğu- Satış talebini geri alan alacaklı tarafından haciz tarihinden itibaren kalan satış isteme süresinde yeniden satış isteminde bulunulmadığı gibi, aynı taşınmaza alacaklının 25.07.2011 tarihli haciz talebi üzerine 28.07.2011 tarihinde yeniden haciz konulmuş ancak alacaklı tarafından satış talebinde bulunulmamış olduğu- Dolayısıyla, geçerli bir satış isteminin varlığından söz edilemeyeceğinden taşınmaz üzerindeki haczin kalkmış olduğu-
Davacı/3. kişi tarafından istihkak iddiasında bulunulduğu, mahkemenin gerekçesinde de belirttiği şekilde, davacı ve borçlunun faaliyet adreslerinin farklı olduğu, haciz mahallinde borçlunun hazır olmadığı, haciz mahallinde de borçluya ait herhangi bir evrak bulunmadığı göz önüne alındığında, haczin 3. kişi elinde yapıldığının kabulü gerektiği ve mülkiyet karinesinin davacı/3. kişi lehine olduğu, ispat yükünün davalı/alacaklıya ait olduğu, davacı ile borçlunun aynı alanda faaliyet göstermesinin taraflar arasındaki organik bağı ispata yeterli görülmediği, davacının borçluya ait makineleri satın aldığı, üzerinde haciz bulunduğunun söylenmesi üzerine, davacının söz konusu dosya üzerindeki borç bedelini yatırmış olduğu, yapılan bu işlemin taraflar arasındaki işlemin muvazaalı yapılmadığının göstergesi olduğu, dava konusu satışın hacze konu malın ikinci el olması da göz önüne alındığında, gerçek değerinin çok altında bir bedelle alındığının kabulünün mümkün olmadığı, ispat yükü kendisine ait olan davalı/alacaklının malların borçluya ait olduğunu usulünce ispatlayamadığı, kaldı ki davalı/alacaklının yapılan işlemlerin muvazaalı olduğunu ispatlayamamış olması nedeniyle, ilk derece mahkemesinin istihkak ve tasarrufun iptaline ilişkin kararlarında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı-
Alacaklının yasal süresi içinde usulüne uygun olarak yaptığı satış talebinin icra müdürünce reddine ilişkin kararın şikâyet yolu ile ortadan kaldırılmaması hâlinde yasal sürenin geçmesi ile özellikle sıra cetveline esas alınacak haczin düşmeyeceği-
Mahkemece, İİK'nun 78., 106. ve 110. maddeleri kapsamında inceleme ve değerlendirme yapılmak suretiyle dosyanın muameleden kaldırılıp kaldırılmayacağının ve hacizlerin kaldırılmasının gerekip gerekmediği hususunun araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı süresinin dolmadığı belirtilerek şikayetin reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
İİK’nun 106-110. maddelerine ilişkin icra mahkemesi kararlarının kesin nitelikte olduğu- Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu icra takibinde ödeme emrinin tebliğinden itibaren on günlük ödeme süresi dolmadan haciz istenemeyeceği- Alacaklının talebi üzerine icra müdürlüğünce tapu müdürlüğüne haciz müzekkeresi yazıldığı tarihin haciz tarihi olduğu, tapu müdürlüğünün haczi kayıtlara işlediği tarihin haciz tarihi olmayacağı-