2. HD. 12.06.2019 T. E: 1631, K: 7050-
2. HD. 12.06.2019 T. E: 2018/5820, K: 7140-
Mahkemece yapılan yargılama sonucu davalı kadın ağır kusurlu kabul edilerek tarafların boşanmalarına ve kadının tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddine hükmedilmiş ise de; davacı erkeğin dava dilekçesinde mahkemece kadına kusur olarak yüklenen vakıalara usulüne uygun şekilde dayanmadığı, mahkemece, usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen ve dayanılmayan vakıaların davalı kadına kusur olarak yüklenemeyeceği- Davalı kadının, yasal süreden sonra verdiği cevap dilekçesinde yer alan maddi ve manevi tazminat talepleri ile yoksulluk nafakası hakkında mahkemece karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, kesin hüküm oluşturacak şekilde bu taleplerin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
2. HD. 12.06.2019 T. E: 194, K: 7155-
Boşanma davasından feragat eden erkeğin davaya kadar ki olaylardan dolayı davalının kusurlu kabul edilmeyeceği- Feragatin hasıl ettiği kesin hüküm etkisi karşısında, artık önceki olaylardan dolayı kişiye kusur addedilemeyeceği- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceği- Nafaka yükümlüsünün bu konuda kusuru aranmayacağı-
Davalı kadının yeniden usulünce ekonomik ve sosyal durumunun araştırılarak, sigortalı olarak çalışıp çalışmadığı, sürekli ve düzenli gelirinin bulunup bulunmadığı, geliri var ise kendisini yoksulluktan kurtaracak nitelikte olup olmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceği, işten ayrılmış ise kendi isteğiyle mi yoksa zorunlu olarak mı ayrıldığı hususları araştırılarak sonucu uyarınca bir karar verilmek üzere hükmün yoksulluk nafakası yönünden bozulması gerektiği-
Boşanma davası içinde istenen, boşanmanın eki niteliğinde olan nafakaların ve tazminatların kabul ya da reddedilen miktarları üzerinden taraflar lehine ayrıca vekalet ücretine hükmedilemeyeceği-
İlk hükümde davacı kadının yoksulluk nafakası ve maddi tazminat talebinin reddine dair verilen karar kadın tarafından temyiz edilmeyerek, davalı erkek lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu-
Mahkemece davalı erkeğe kusur olarak yüklenen "Evlilik birliğinin yüklediği sorumlulukları yerine getirmeyerek eşini mağdur ettiği” vakıası sabit olmayıp, kusur olarak yüklenemiyeceği ancak davalı erkeğin güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu ve davacı kadın dini vecibelerini yerine getirirken erkeğin söz ve davranışları ile kadına psikolojik şiddet uyguladığı sabit olup, boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda yine de davalı erkeğin tam kusurlu olduğunun anlaşıldığı- Boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminatın az olduğu, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekeceği- Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın lehine takdir edilen yoksulluk nafakasının az olduğu-
Mahkemece kolluk marifetiyle yaptırılan, ekonomik sosyal durum araştırmasında davacı kadının ev hanımı olduğu ve geçimini ailesinin sağladığı tutanağa bağlanmış ise de, davalı erkeğin, kayıtlara göre kadının sigortalı olarak çalıştığını ve gelirinin olduğunu belirttiği, o halde davacı kadının usulünce ekonomik ve sosyal durumu araştırılarak; sürekli ve düzenli gelir getiren bir işte çalışıp çalışmadığı, çalışıyor ise elde ettiği gelirin miktarı itibarıyla kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı araştırılarak kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekeceği-