Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakasının az olduğu- Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuk yararına takdir edilen iştirak nafakasının az olduğu, mahkemece 4721 sayılı Kanun'un hakkaniyet ilkesi ile ilgili 4 üncü maddesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekeceği-
Davacı kadının yurt dışında yaşadığı, yurt dışından emekli olduğu, sürekli ve düzenli gelirinin olduğu ve boşanma ile yoksulluğa düşmeyeceği, davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi gerektiği-
Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince erkeğin ağır kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki boşanma davasının kabulüne, kadın yararına yoksulluk nafakası ve tazminatlara hükmedildiği, davacı erkek vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kusura esas alınan vakıalar yönünden gerekçenin düzeltilmesi suretiyle kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğu belirtilerek erkek yararına manevî tazminata hükmedilmiş ve kadının yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin reddine karar verildiği, toplanan delillerden, Bölge Adliye Mahkemesince belirlenen ve gerçekleşen kusur durumuna göre boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun anlaşıldığı- Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemeyeceği- Kadın yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesindeki "hakkaniyet ilkesi" de dikkate alınarak 4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesi gereğince uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği-
Kadının emekli olup düzenli ve sabit bir gelirinin olduğu, tarafların gelir durumlarının ise birbirlerine yakın veya denk olduğu anlaşıdığından,yoksulluk nafakası koşulları oluşmadığı-
Toplanan delillerden kadının dava tarihinden sonra çalışmaya başladığı , son olarak dosya arasına alınan SGK hizmet döküm raporu ile prime esas kazancının asgari ücretin de üzerinde olduğu, kadının kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde sürekli ve düzenli gelirinin bulunduğu anlaşıldığından, 4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesinde aranan koşulların somut olayda kadın yararına gerçekleşmediği, hal böyle olunca kadının yoksulluk nafakası isteminin reddi gerekeceği- Velayetin babaya verildiği, kadının sürekli ve düzenli gelir getirici işte çalıştığı gözetilerek uygun miktarda ortak çocuklar yararına iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken istemin reddinin doğru olmadığı-
Somut olayda kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiş ise de tarafların ekonomik ve sosyal durumu, yaşları, evlilik süresi ve ortak çocuklarının bulunmayışı dikkate alındığında kadın yararına irat şeklinde yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin Kanunun amacına uygun bulunmadığı-
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, kadının dava açıldıktan sonra asgari ücretli olarak ara ara çalıştığının, dosya arasında bulunan SGK hizmet dökümüne göre 27.10.2023 tarihinde asgari ücretle Hatay Valiliği bünyesinde işe girdiğinin anlaşıldığı, bu hale göre kadının ekonomik ve sosyal durumunun yeniden araştırılarak, çalışıp çalışmadığı, sürekli ve düzenli gelirinin bulunup bulunmadığı, düzenli gelir elde ediyor ise bu gelirin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceği belirlenerek gerçekleşecek sonucuna göre kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında bir karar verilmesi gerekeceği-
Sosyal ve ekonomik durum araştırmasında kadının tıp doktoru olduğu tespit edilmiş olup kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceğinden söz edilemeyeceği-
Kadın ile erkeğin gelirlerinin birbirine yakın ve denk olduğu, yoksulluk nafakası isteminin reddi gerektiği-
İlk Derece Mahkemesince taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda tarafların eşit kusurlu oldukları belirtilerek her iki davanın kabulüne karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda Mahkemece belirlenen ve gerçekleşen kadının kusurlu davranışları yanında kadına fiziksel şiddet vakıasının kusur olarak eklenilmesinin gerektiği; erkeğe kusur olarak yüklenen ancak ispatlanmayan kadına bıçak çekme ile sinkaflı küfür vakılarının ispatlanmadığından çıkarılmasının gerektiği, oluşan duruma göre de davalı-karşı davacı kadının ağır kusurlu olduğuna karar verilmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesince belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre evlilik birliğinin sarsılmasına sebebiyet veren vakıalarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekeceği- Boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı ve boşanma yönünden yoksulluğa düşeceği, o halde tarafların kusur durumları ile ekonomik ve sosyal durumları nazara alınarak, kadın lehine uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği-
