Haciz uygulandığı tarihte; taşınmaz borçlu adına tapuda kayıtlı bulunduğundan, şikayetin reddine karar verilmesi gerektiği- İstihkak iddiasına ilişkin koşulların menkul mallar için uygulanabileceği-
Dosyada bulunan Ticaret Sicil örneklerine göre davacı şirketin adresinin Gebze-Kocaeli olduğu, bu adresin haciz adresine tekabül ettiği, davalı borçlu şirketin ise Bağcılar-İstanbul'da mukim olduğu, ayrıca her iki şirketin ortakları arasında Güney Kore tabiyetli gerçek ve tüzel kişiler olduğu görülse de bu kişilerin birbirlerinden tamamen farklı oldukları, Güney Kore tabiyetinde bulunma dışında ortak bir özelliklerinin bulunmadığı tespit edildiğinden, davacı ile borçlu arasında iç içe geçmiş aile şirketi izlenimi verecek biçimde bir birliktelikten veya organik bağın varlığından söz etmenin mümkün olmadığı-
Davacı 3. kişi ile davalı borçlu şirket arasında noterde imzalanan takip borçlusunun “K...” markasını kullanma hakkı verilmiş olup davacı şirketin adresinin Gebze-Kocaeli olduğu, bu adresin haciz adresine tekabül ettiği, davalı borçlu şirketin ise Bağcılar -İstanbul'da mukim olduğu, ayrıca her iki şirketin ortakları arasında Güney Kore tabiyetli gerçek ve tüzel kişiler olduğu görülse de bu kişilerin birbirlerinden tamamen farklı oldukları, Güney Kore tabiyetinde bulunma dışında ortak bir özelliklerinin bulunmadığından davacı ile borçlu arasında iç içe geçmiş aile şirketi izlenimi verecek biçimde bir birliktelikten veya organik bağın varlığından söz edilemeyeceğinden davacı 3. kişinin istihkak davasının kabulü gerektiği-
Üçüncü kişinin istihkak iddiasına ilişkin açılan davada davacı-üçüncü kişinin haczin danışıklı olduğuna ilişkin iddiaları doğrultusunda, davalı alacaklı ve davalı borçlunun aynı adreste oturup oturmadıklarının tespiti amacıyla Adres Kayıt Sistemi üzerinde ve kolluk marifetiyle araştırma yapılması, ayrıca Vergi Dairesinden gelen müzekkere yanıtına göre davalı borçlunun haciz adresinde faal olmadığı görüldüğünden, borçlunun fiilen hangi adreste ticari faaliyet yürüttüğünün de yine kolluk aracılığıyla araştırılması, mümkünse davalılara borcun hangi ticari ilişkiden doğduğunun sorularak alacaklı ve borçlu arasında gerçek bir ticari ilişkinin olup olmadığının irdelenmesi gerektiği; Mahkemece; bu inceleme yapılmadan, davacı üçüncü kişi ve kardeşi borçlunun alacaklının zararına muvazaalı işlemler yaptıklarının kabulü ile davacı üçüncü kişinin davasının reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Davacı tarafa eldeki davayla ilgili olarak davalı alacaklı şirketin ihyası amacıyla dava açması için süre verilmesi, dava açıldıktan sonra bu davanın sonucunun beklenmesi, şirketin ihyasından sonra, davaya dahil edilmesi, bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra da davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekeceği-
Dosyada bulunan Ticaret Sicil örneklerine göre davacı şirketin adresinin Gebze-Kocaeli olduğu, bu adresin haciz adresine tekabül ettiği, davalı borçlu şirketin ise Bağcılar -İstanbul'da mukim olduğu, ayrıca her iki şirketin ortakları arasında Güney Kore tabiyetli gerçek ve tüzel kişiler olduğu görülse de bu kişilerin birbirlerinden tamamen farklı oldukları, Güney Kore tabiyetinde bulunma dışında ortak bir özelliklerinin bulunmadığı tespit edildiğinden, davacı ile borçlu arasında iç içe geçmiş aile şirketi izlenimi verecek biçimde bir birliktelikten veya organik bağın varlığından söz etmenin mümkün olmadığı-
Davalı alacaklının 01/09/2016 tarihli dilekçesiyle dava konusu mahcuz üzerindeki haczin kaldırılmasını talep edip, İcra Müdürlüğü'nün 05/09/2016 tarihli kararı ile haczin kaldırılarak dava konusuz kaldığından konusuz kalan istihkak davası hakkında karar verilmesine yer olmadığı-
Alacağın temliki sözleşmesinde belirtilen Rehnin Paraya Çevrilmesi Yoluyla yapılan takip dosyası ve bu dosyayla bağlantılı satış dosyası getirtilerek davacı tarafından, 2. kez satışa çıkartıldığı iddia edilen malların konserve fabrikasının bütünleyici parçası veya eklentisi olup olmadığı konusunda Türk Medeni Kanunu'nun bütünleyici parçayı (mütemmim cüz) düzenleyen 684. maddesi, eklentiyi (teferruat) düzenleyen 686. ve 687. maddelerindeki hükümleri de dikkate alınmak suretiyle makina mühendisi, inşaat mühendisi ve hukukçu (bütünleyici parça- eklenti arasındaki farklar konusunda bilgi ve ehliyet sahibi) bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetinden hüküm kurmaya ve denetime elverişli rapor alınması, bundan sonra dosyadaki diğer bilgi ve belgeler de dikkate alınarak uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Usulüne uygun istihkak iddiasının kaldırılmasına ilişkin dava bulunmadığı halde icra hukuk mahkemesince icra takibinin devamı hakkında karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesinin isabetli görülmediği-