Mahkemece, davalıya bilinen en son adresi itibariyle çıkarılan tebligatın iade edilmesi üzerine davalının adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi itibariyle Tebligat Kanunu 21/2. maddesi uyarınca tebligat çıkarılmaksızın karar verilmek suretiyle davalının savunma hakkı kısıtlandığından, mahkemece; davalıya usulüne uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliği, bundan sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tespiti taraflarca üzerinde anlaşılamayan ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar için usulüne uygun şekilde delil gösterildiği taktirde tahkikat aşamasına geçilerek gösterilen deliller toplanıp, birlikte değerlendirerek bir sonuca ulaşılması gerekeceği-
Taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiş ise de; davacı erkek dilekçeler aşamasında yalnızca davalı kadının şiddet uyguladığı vakıasına dayanmış olup, tarafların dayanmadığı vakıaların hükme esas alınması mümkün olmadığı için davacı tarafça usulüne uygun şekilde süresince ileri sürülmeyen ve dayanılmayan şiddet dışındaki vakıaların davalı kadına kusur olarak yüklenilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu- Boşanmaya neden olan olaylarda davacı erkek daha kusurlu olduğundan, davalı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği- Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiği-
Davalı kadının mernis adresine dava dilekçesi tebliğe çıkarılmış ve kayınvalide R.....'nin beyanına göre muhatabın ........'e gittiği belirtilerek muhtara tebliğ edilmiş ancak davalı kadının mernis adresinde ikamet etmediği, bu adresin erkeğin annesinin ikameti olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığından mernis adresine çıkartılan bu tebligatın usulsüz olduğu-
Dava dilekçesinde davacı kadın her hangi bir delile dayanmamış, davalı davaya yasal süre içerisinde cevap vermemiş, davalı kadın ilk kez mahkemece hazırlanan 08.12.2015 ön inceleme duruşması tensip zaptının tebliğinden sonra 25.12.2015 tarihli dilekçesi ile tanık bildirmiş ancak davacı kadının, dava dilekçesinde tanık da dahil olmak üzere her hangi bir delile dayanmadığına göre dayanılmayan delilin bildirilmesi için ön inceleme tensip zaptında delil bildirmesi için verilen süre de sonuç doğurmayacağından, bu tanıkların beyanlarının kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağı-
Mahkemece, davacı tarafa tanıklarının isim ve adreslerini bildirmesi için süre ve imkan tanınması, bildirmesi halinde, mahallinde yeniden keşif icra edilerek, tanıkların beyanlarının keşif mahallinde alınması, toplanacak delillere göre, davaya konu edilen taşınmazlar yönünden, özel parselasyon ya da fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının, her paydaşın payına özgülenen bir kısım bulunup bulunmadığının belirlenmesi, var ise, davacıya özgülenen alana bir müdahale olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi, özel parselasyon ya da fiili kullanma biçiminin oluşmamış olması halinde, uyuşmazlığın M.K.nın müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmesi, bu çerçevede, davacının taşınmazlarda kullandığı ya da kullanabileceği bir yer olup olmadığının açıkça saptanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Davalıya dava dilekçesinin mernis adresine öncelikle mernis adresi şerhi yazılmadan tebliğ edilmesi, bu şekilde tebliğ gerçekleşmezse Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebligatın yapılması gerektiğinden, dava dilekçesi tebliği usulsüz olup, davalının savunma hakkının kısıtlanlandığı-
Mernis adresine öncelikle mernis adresi şerhi düşülmeden normal tebligat çıkarılması gerektiğinden, davalıya dava dilekçesinin mernis adresine öncelikle mernis adresi şerhi yazılmadan tebliğ edilmesi, bu şekilde tebliğ gerçekleşmezse Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebligatın yapılması gerektiği-
Davacı karşı davalı erkek, dava dilekçesinde tanık deliline dayanmadığına göre, dayanılmamış olan delilin bildirilmesi için ön inceleme aşamasında verilen süre sonuç doğurmayacağı ve bu tanıkların beyanlarının kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağı-
Davalı S.....'nin 9 Eylül 2013 tarihinden beri Jandarma uzman çavuş olarak Balıkesir’de görev yaptığı ve orada ikamet ettiği, dava dilekçesinin tebliğ edildiği tarih itibariyle K.maraş’ta ikamet etmediği, bu sebeple dava dilekçesinin tebliğ edildiği adresin davalı S.....’nin bilinen en son adresi olmadığı anlaşıldığından; yapılan dava dilekçesinin tebliğinin usulsüz olup, savunma hakkını kısıtladığı-
Davacı kadın vekiline ön inceleme duruşmasında tanıklarını ve delillerini bildirmek üzere kesin süre verilmesine rağmen herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ancak dosya üzerinde yapılan incelemede mahkemece davacıya 08.10.2015 tarihli duruşmada HMK m.140(5) gereğince göstermiş olduğu tanıkların isim ve adreslerini bildirmek üzere iki haftalık kesin süre verildiği, ancak masrafların neler olduğunun açıkça gösterilmemesi ve tanık ücretlerinin belirtilmemesi sebebiyle verilen kesin sürenin usulüne uygun olmadığı-