Üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilip, hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) göz önünde tutulması gerektiği-
Davalı tarafından İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada sunulmayıp Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından ve dava açıldıktan yaklaşık dört yıl sonra "Esasa ilişkin beyan ve ödeme belgelerinin sunulması" konulu dilekçe ekinde sunulan belgelerin HMK'de öngörülen sürede ibraz edilmediği, bir delilin sonradan ileri sürülmesinin yargılamayı geciktirme amacı taşımaması veya süresinde ileri sürülmemesinin davalı tarafın kusurundan kaynaklanmaması hâllerinin somut olayda gerçekleşmemesi nedeniyle davalı vekilinin HMK'nin 145. maddesinin sağladığı imkândan da yararlanmasının söz konusu olmadığı-
Taraflarca usulüne uygun şekilde ileri sürülen ve dayanılan vakıalar esas alınarak uyuşmazlıkların çözüleceği- Davacının protokolü onaylar mahiyette ..2008 tarihinde davalının imzasını taşıyan belge aldığı iddiasını dava dilekçesinde ileri sürmediği, dava dilekçesinin deliller kısmında bu belgelerin gösterilmediği, delil listesi incelendiğinde açıkça ..2008 tarihli belgelere dayanılmadığı, Özel Dairenin birinci bozma kararı öncesinde yapılan yargılama aşamalarının hiçbirinde bu belgelerden bahsedilmediği dikkate alındığında davanın reddine dair verilen direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu- "Davacının süresinde sunduğu delil listesinde icra dosyasına dayandığı, ..2008 tarihli belgelerin de ilgili dosya içerisinde bulunduğu, böyle olunca direnme kararının bozulması gerektiği" yönündeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Davacının kaçak elektrik kullandığı yönündeki iddiaya dayanılarak yapılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti talebiyle açılan davada, ispat yükünün davalı şirkete ait olduğu, davalı vekiline ihtar içerir duruşma gününü de bildirir davetiye tebliğ edildiği halde cevap dilekçesine kaçak elektrik tespit tutanaklarının eklenmediği, mahkemenin usulüne uygun olarak yaptığı ihtara rağmen anılan delillerin süresinde dosyaya sunulmadığı, davalı vekilinin cevap süresinin uzatılmasına ilişkin talebinin bulunmadığı, davalı şirkete yazılan müzekkereye de cevap verilmediği, hâkimin yargılamayı belli sürede bitirmeleri hususunda adil yargılama kapsamında hukuki sorumluluğunun bulunduğu-
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir...
İlk Derece Mahkemesince ............ tarihli ön inceleme duruşmasında davacıya bu yönde bir kesin süre verilmediği gibi "tarafların dava ve cevap dilekçelerinde belirttikleri delillerle sınırlı olmak üzere tarafların getirtilecek delillerin ilgili yerlerden celbine," dair ara kararın tesis edildiği, davacının banka defter ve kayıtlarına dayanmasına rağmen dava konusu kredi ve kefalet sözleşmesi ile ilgili tüm kayıtlar bankadan getirtilmediği, bilirkişi incelemesi esnasında da bilirkişilerce banka kayıtları üzerinde bir inceleme yapılmadığı, davacıya delillerini sunması için usulüne uygun bir kesin süre verilmemesi, dava dilekçesinde de açıkça banka defter ve kayıtlarına dayandığı halde bu delillerin toplanmaması nazara alındığında temyiz dilekçesine ekinde sunulan eş muvafakatlerinin değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesini teminen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekeceği-
İlk derece mahkemesince "hile" hukuksal nedenine dayalı olarak karar verilmesi üzerine, istinaf başvurusu BAM tarafından esastan inceleme yapılmak suretiyle kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de, o tarihte yürürlükte olan HMK 353/1-a-6 uyarınca, dosyayı mahalline göndermediği görülen BAM'nin ilk derece mahkemesince yapılan hukuki nitelendirmeyi kabul etmiş olduğu- Davacı vekilince "açılan davanın hile hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil davası olarak ıslah edildiği" anlaşıldığından, öncelikle davanın TBK 39 gereğince hak düşürücü sürede açılıp açılmadığının belirlenmesi, süresinde açılmış ise hile hukuki nedenine göre tüm deliller değerlendirilerek "temlikin hileli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması" ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- Bölge Adliye Mahkemesince hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- "Davasını tamamen ıslah eden davacının ıslah dilekçesi ekinde dosyaya ibraz ettiği beyan dilekçesindeki maddi vakıaların "inançlı işlem" hukuki sebebine ilişkin olduğu, hukuki sebebi ileri sürülen maddi vakıalar karşısında hâkimin belirleyeceği, ilk derece mahkemesince ön inceleme aşamasında yapılan hatalı hukuki nitelendirmenin bağlayıcı olmayacağı, davacının beyan dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların da inançlı işlem vakıasından öteye gitmediği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Taşıyan ile gönderilen (konişmentonun meşru hamili) arasındaki ilişkide konişmentonun esas alınacağı, dolayısıyla konişmento hamili gönderilenin eşyayı teslim alma hakkının kapsam ve koşullarının navlun sözleşmesinden bağımsız olarak konişmentoya göre belirleneceği,-Davacı ... şirketinin sigortalısının somut olayda gönderilen konumunda olduğu, davacının, gönderilenin halefi olarak onun hak ve sorumluluklarına tabi olacağı, bu nedenle konişmentodaki tahkim şartının davacı için bağlayıcılık arzettiği, taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkisi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi ya da uyuşmazlığın tahkimde çözülmesi konusunda tarafların anlaşmasının mümkün bulunduğu, uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğu, taraflar arasındaki taşıma ilişkisinde düzenlenen konşimentoda düzenlenmiş olan tahkim şartının geçerli olduğu, davacının halefiyet yoluyla davayı açması nedeniyle sigortalısı olan gönderilenin sahip olduğu hak ve yükümlülüklere sahip olması nedeniyle üçüncü kişi olarak değerlendirilmeyeceği, tahkim şartının matbu şekilde düzenlenmesinin teamül olan deniz konşimentosundaki tahkim şartının tarafların sözleşmedeki durumuna göre haksız şart niteliğinde genel işlem koşulu olarak değerlendirilerek geçersiz sayılamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği-
Davanın, gemi ile taşınan yükte meydana gelen hasar nedeniyle sigortalıya ödenen hasar bedelinin gemi donatanına rücu edilmesi için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu- Taşıyan ile gönderilen (konişmentonun meşru hamili) arasındaki ilişkide konişmentonun esas alınacağı, dolayısıyla konişmento hamili gönderilenin eşyayı teslim alma hakkının kapsam ve koşullarının navlun sözleşmesinden bağımsız olarak konişmentoya göre belirleneceği, davacı ... şirketinin sigortalısının somut olayda gönderilen konumunda olduğu, davacının, gönderilenin halefi olarak onun hak ve sorumluluklarına tabi olacağı, bu nedenle konişmentodaki tahkim şartının davacı için bağlayıcılık arzettiği- Taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkisi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi ya da uyuşmazlığın tahkimde çözülmesi konusunda tarafların anlaşmasının mümkün bulunduğu, uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğu, taraflar arasındaki taşıma ilişkisinde düzenlenen konşimentoda düzenlenmiş olan tahkim şartının geçerli olduğu, davacının halefiyet yoluyla davayı açması nedeniyle sigortalısı olan gönderilenin sahip olduğu hak ve yükümlülüklere sahip olması nedeniyle üçüncü kişi olarak değerlendirilmeyeceği- Tahkim şartının matbu şekilde düzenlenmesinin teamül olan deniz konşimentosundaki tahkim şartının tarafların sözleşmedeki durumuna göre haksız şart niteliğinde genel işlem koşulu olarak değerlendirilerek geçersiz sayılamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği-
Muris muvazaasının, mirasbırakanın danışıklı olarak mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği tapuda kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklaması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların görünürdeki satış sözleşmesinin BK'nın 18 inci maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinde şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek, dava açabilmelerine olanak veren hukuki bir olgu'' olarak tanımlandığı- Kural olarak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarının konuları ile sınırlı, gerekçeleri ile aydınlatıcı ve sonuçları ile bağlayıcı olduğu - Butlan sonucunu doğurarak, mirasbırakanın temliki tasarruflarının iptaline imkan tanıyan 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanabilmesi için, temliki tasarrufa konu yapılan taşınmazın mirasbırakanın tapulu malı olması, gerçekte bağışlamak istediği bu malı ile ilgili olarak tapu memuru huzurunda, iradesini satış doğrultusunda açıklamasının icap edeceği-