Kira alacağının tahsili için icra takibine yapılan itirazın iptali istemi-
Davalı tarafından tarihli kira sözleşmesinin geçerli olduğunun tespiti davası açıldığı, davanın halen derdest olduğu, kiracılığın tespitine ilişkin dava ile kira sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığının tespiti istemine ilişkin dava arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan bu davaların HMK 166. md. hükmüne göre birleştirilerek görülmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Davaların birleştirilmesine karar verilmesi halinde sadece bunların yargılamasının birlikte yürütüleceği davaların bağımsız karakterini koruyacağı mahkemece her dava için ayrı ayrı hüküm kurulmasının gerekeceği yargılama giderleri ve vekalet ücretinin dahi her dava için ayrı ayrı belirlenmesi gerekeceği-
Üçüncü kişinin açtığı istihkak davasında takip alacaklısı yasal hasım olmakla birlikte, takip borçlusunun istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise ve duruşmalara dâhil edilmesi işin esasına etki etmeyecekse davada taraf olarak gösterilmesinin gerekmeyeceği, dava dosyanın içeriğinden borçlunun tutumunun anlaşılamadığı, borçlunun istihkak iddiasına itiraz edip etmediğinin araştırılması,borçlunun istihkak iddiasından haberdar edilmesi halinde davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerekeceği- Takip borçlusunun istihkak davasının doğrudan şartlarına etki edecek mahiyette menfi tespit davası açtığının anlaşıldığı, meefi tespit davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerekeceği- Aşkın haciz iddiası ile açılan şikayet başvurusu ile istihkak davasının birleştirilmesinin hatalı olduğu, aynı dosya üzerinden yargılamaya devam edilmemesi gerektiği-
Usulsüz tebligat ile ilgili şikayetinin sonucu, iptali istenen icra müdür kararı ve hacizlerin kaldırılıp kaldırılmayacağını etkileyeceğinden, tebligata ilişkin şikayet dosyasının bekletici mesele sayılması (HMK. mad. 166/1) ve kesinleştikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Davacının takip dayanağı olarak ibraz ettiği faturayı davalı iade ettiğinden, taraflar arasında akdi ilişkinin mevcudiyetine dair kesin bir sonuca varılamayacağı gibi, tam tersi bir kanaate; bir başka anlatımla, akdi ilişkinin bulunmadığı tespitinde bulunmanın da mümkün olmadığı- Sözleşme ilişkisinin varlığı, tarafların delillerin toplanmasından sonra tespit edilebileceği- Kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazının ilk itirazlardan olduğu (HMK. mad. 116/1-a), ilk itirazların ise bir ön sorun gibi incelenerek karara bağlanacağı (HMK. mad. 117/3)- Mahkemece davalının yetki itirazının incelenerek, taraflara yetki konusunda delillerini gösterme imkanı tanınması gerektiği-
Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davaların aralarında bağlantı bulunması durumunda davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebileceği, birleştirme kararını ikinci davanın açıldığı mahkemenin vereceği ve bu kararın diğer mahkemeyi bağlayacağı-
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davası-
Davalı-davacı koca tarafından süresinden sonra açılan karşı boşanma davasının tefriki doğru ise de, her iki dava arasında kusur belirlemesi ve bunun sonucuna bağlı olarak boşanmanın fer’ilerine yönelik olarak verilecek kararlar birbirini etkileyecek nitelikte bulunduğundan aralarında hukuki ve fiili irtibatın mevcut olduğu(HMK.md.164/4); tefrik edilen davalı-davacı kocanın davası halen derdest olup, talep veya kendiliğinden birleştirme kararı verilmesi mümkün olduğundan (HMK.md.166/1), tefrik edilen davanın eldeki dava ile birleştirilmesinin beklenerek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekeceği-
Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaanın, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü olduğu, söz konusu muvazaa da miras bırakanın gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istediği, ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devrettiği-Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de TMK 706, TBK 237. ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebileceği-