Boşanma davalarında tarafların kusurlarının belirlenmesi, boşanmanın eki niteliğinde bulunan maddi manevi tazminat yoksulluk nafakası gibi taleplerin sağlıklı değerlendirilerek doğru karar verilebilmesi, bu davaların birlikte görülmesi ve delillerin birlikle değerlendirilmesiyle mümkün olduğu-
Taraf sıfatının, def'i değil itiraz niteliğinde olup, taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gibi taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınması gerektiği- Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davaların, aralarında bağlantı bulunması durumunda davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebileceği, birleştirme kararının ikinci davanın açıldığı mahkemece verileceği ve bu kararın diğer mahkemeyi bağlayacağı-
Asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm fıkrası oluşturulmadığı gibi asıl ve birleşen dava konusu taleplerin farklı olduğu, davacının yalnız birleşen dava yönünden ıslah talebinde bulunduğu, her iki davanın kabul red oranlarının farklı olacağı gözetilmediği gibi karar gerekçesinde de HMK m. 297’ye uygun şekilde talep ve savunma özetlerine, delil değerlendirilmesine ve hukuki sebep-sonuç ilişkilerine dair açıklamalara yer verilmemiş, eksik gerekçelendirme ile hüküm kurulmasının da hatalı olduğu-
Gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı- Asıl ve birleşen davada ayrı ayrı hüküm kurularak karar verilmesi gerektiği- Asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanması, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin ayrı ayrı tayin edilmesi gerektiği-
İstihkak davasının devamı sırasında, mahcuzların ihale ile satılarak paraya çevrilmesi halinde istihkak davasının satış bedeline dönüşeceği- Aynı bedel ile ile ilgili olarak birleşen dosyada satış bedelinin iadesi ile ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği-
Adı geçen dava dosyalarından her biri hakkında verilecek olan hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunmasından dolayı dosyalar arasında doğrudan bağlantı olduğu ve ancak birleştirilerek sağlıklı sonuca ulaşılabileceği görülmekle, mahkemece yerel İcra Hukuk Mahkemesi’nin dosyalarının birleştirilmelerine karar verildikten sonra bilirkişiye tevdii ile her iki dava dosyasına konu takip dosyalarının birlikte nazara alınacak şekilde rapor düzenlettirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi için bozma yoluna gidilmesi gerekeceği-
Mahkemece, asıl dava ile birleştirilen aynı mahkemenin ............... Esas sayılı dosyası hakkında 6100 Sayılı HMK'nın 297/2. maddesine aykırı olarak hüküm kurulmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davaların birleştirilmesine karar verilmesi halinde sadece bunların yargılaması birlikte yürütülmekte olup her davanın bağımsız karakterini koruduğu, bu durumda her dava için ayrı ayrı hüküm kurulması, yargılama giderleri ve vekalet ücreti v.s.nin her dava için ayrı ayrı belirlenmesi gerekeceği- Mahkemece, gerekçeli kararda manevi tazminat verilmesi gereğine değinildiği, kesinleşmeden hiç bahsedilmediği, hükümde ise manevi tazminat istemine hiçbir şekilde yer verilmediği, buna göre manevi tazminat istemi yönünden bozma öncesi verilen ilk karar kesinleştiğine göre bu konuda karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde çelişkili karar verilmesinin usul ve yasaya uygun düşmediği-
Her iki davada verilecek hükümlerin birbirini etkileyecek nitelikte olduğu anlaşıldığından aralarında bağlantı bulunan her iki davanın birleştirilerek görülmesi gerektiği-
Mahkemece, asıl ve birleşen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması, harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin hangi dava ile ilgili ise o dava için kurulan hükümde sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği halde, HMK’nın 297. maddesinde yer alan düzenlemeye aykırı olarak infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm oluşturulmasının doğru olmadığı-