Yetkili olduğu şirket adına kefil olan sanığın, azami miktarı ve kefalet tarihini kendi el yazısı ile yazmadığı, dolayısıyla kefaletin bu yönden geçersiz olduğu; bu nedenle sanığın ilgili takipte, borçlu sıfatının bulunmadığı, kesinleşmiş bir de takibin de mevcut olmadığı halde şikayette bulunulduğu ve buna göre kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında açılan davanın "düşmesine" karar verilmesinin gerektiği-
Kefalet sözleşmesi 818 sayılı BK yürürlükte iken kanuna uygun olarak kurulduğu, 6098 sayılı TBK mad. 583 düzenlemesi dikkate alınmayacağından, icra kefaleti geçerli olup, icra emrinde istenen faiz ve fer’ilerin icra kefaletine uygun olup olmadığı denetlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği, şikayetin süreden reddine karar verilmesi isabetsiz olduğu-
Genel kredi sözleşmesinin tarihine, miktarına ve limitine ilişkin kısımların yazılmasında farklı türden kalem kullanılmasının, kefalet sözleşmesini geçersiz hale getirmeyeceği-