Zamanaşımına uğramış çekler yönünden kambiyo hukukuna dayalı haklar yitirilir ise de bu durumda hamilin aralarında temel ilişki varsa bu çeklere yazılı delil başlangıcı olarak dayanarak ve iddiasını her türlü delille kanıtlayarak dava açabileceği, arada temel ilişki bulunmaması halinde ise uyuşmazlığın TTK. 644 (şimdi; Yeni TTK. mad. 732) hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekeceği–
«Faturada yazılı malın kendisine teslim edilmediğini ve irsaliyelerdeki imzaların kendisine ait olmadığını» savunarak davacı ile arasındaki ticari alım satımı davalının inkâr etmesi halinde, dava konusu malı davalıya teslim ettiğini davacının kanıtlaması gerekeceği–
Kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak imzası bulunan davalının alacaklı bankaya kredinin teminatı olarak verdiği senedin rehnedilmiş olması halinde, alacaklı bankanın hem bu senet hakkında hem de sözleşmenin kefili olan davalı hakkında sözleşmeye dayanarak, tahsilde tekerrüre meydan verilmemek kaydıyla icra takibinde bulunabileceği–
Davalı adına tek yanlı olarak kesilmiş olan faturaların malın teslim edildiğinin kanıtı olamayacağı (davacının dava konusu malı davalıya teslim ettiğini ayrıca kanıtlaması gerektiği)–
Kural olarak davalarda haklılık durumunun «dava tarihi itibariyle» tesbiti gerekirse de itirazın iptali davalarında haklılık durumunun «takip tarihi itibariyle» belirlenmesi gerekeceği; borçlunun sonradan yaptığı ödemeler veya borcu kabul beyanının mahkemenin yargılamayı devam ettirip davayı sonuçlandırmasına, takibe yapılan itirazda haksızlık durumuna göre inkâr tazminatına hükmetmesine engel teşkil etmeyeceği-
Davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmamış olması nedeniyle lehine delil teşkil etmediği durumlarda dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmış olan davacıya yemin teklif etme hakkı bulunduğunun hatırlatılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekeceği–
Tarafların tacir olup, davalının ihtara rağmen ticari defterlerini ibraz etmemiş olması sebebiyle TTK. mad. 86 hükmü gözetilerek ve ayrıca borcu ödediğini öne süren davalının bu def’ii de kanıtlayamaması halinde davalı aleyhine karar verilmesi gerekeceği–
Davacı kurumun sözleşme yapmak ve böylece karşı edim borçlanmak şartıyla kamuya hizmet sunduğu, davalı tarafın sözü edilen hizmetten sözleşme vasıtasıyla yararlanacağı yerde böyle bir sözleşme yapmaksızın (ve belki de bunu istemeksizin ) karşılıksız ve kaçak olarak elektrik enerjisinden yararlandığı, o halde taraflar arasında dürüstlük ilkesine uygun olarak (sözleşme benzeri )bir borç ilişkisinin kurulduğunun kabul edilmesi gerekeceği ve davacı idarenin bu gibi durumlara ilişkin olarak belirlediği kurallara uygun bedelin davalı tarafından ödenmesinin gerekeceği, bu sonuç için sunulan edimden davalının sadece yararlanmış olmasının gerekli ve yeterli görülmesinin gerekeceği-