Bononun vade tarihinden itibaren 3 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonraki bir yıl içinde açılan bu davada davacı, senedi keşideci olarak imzalamış olan davalılara karşı TTK.’ nun 644. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre başvuru hakkına sahip olup, davalı keşidecilerin genel hükümler çerçevesinde sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlamakla yükümlü olduğu-
Dava, üç adet temliknameden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, davaya temel teşkil eden çekler, davalı keşideci elinde olduğuna göre, bu husus ödemeye karine teşkil edeceğinden, karinenin aksini iddia eden davacının, iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerekeceği-
Dava hizmet ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davalı tarafça da akdi ilişkinin varlığı kabul edildiği ve uyuşmazlığın bir miktar para alacağına yönelik olduğu gözetildiğinde davacı şirket merkezinin bulunduğu yerde dava açmakda yasaya aykırı bir yön bulunmayacağı-
Mahkemenin yetkisine dair bir itiraz bulunmadığı ve olayda kamu düzenine ilişkin re’sen gözetilmesi gereken kesin bir yetki durumu da söz konusu olmadığı halde mahkemenin “yetkisiz bulunduğuna” dair karar vermiş olmasının bozmayı gerektireceği-
Davacı banka, takibinde kötü niyetli sayılamayacağından, inkâr tazminatına hükmetmenin yerinde olmayacağı-
İtirazında haksız bulunan borçlunun davacının talebi üzerine, hükmolunan şeyin %40’ından (şimdi; %20’sinden) aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi gerekeceği-
ava konusu alacak faturaya dayalı bir alacak olup “likit” nitelikte olduğundan, icra inkâr tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmayacağı-
Dava dilekçesinde, “sözleşmede Beyoğlu İcra Dairelerinin yetkili olduğu” konusunda yetki şartı olduğu belirtilmiş ve delil listesinde yer alan ve dosyaya sunulan kredi sözleşmesinde “Beyoğlu İcra Dairelerinin yetkili olduğu”na ilişkin yetki şartı bulunduğunun görülmesi ile, bu durumda mahkemece İİK. nun 50. maddesi ve HMK. nun 17. maddesi gözetilerek “yetkili icra dairesinde takip yapıldığı”nın kabulü gerekeceği-
Mahkemece sözleşmenin temerrüt faizini düzenleyen maddeleri göz önüne alınmadan karar oluşturulması, ayrıca hükmedilen meblağ yerine, asıl alacak üzerinden inkâr tazminatına hükmedilmesinin bozmayı gerektireceği-
Davalıların sorumlu olduğu borcun hesaplanmasında sözleşme uyarınca istenebilecek akdi faizin temerrüt tarihi itibarı ile anaparaya eklenerek kapitalize edilerek bulunacak toplam bedele temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi ve TBK.’nun 121. maddesi gözetilerek, takipten sonrası için faize faiz işletilmeyecek şekilde hüküm kurulması gerekeceği-