TBK’nun 583. maddesine göre, kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumludur. Dava konusu kredi sözleşmesinde belirlenen kredi limiti gösterildiğine göre, mahkemece kredi limitinin aynı zamanda kefalet sorumluluğunu da belirlediği gözetilmeli, sorumluluğu bu miktar ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sınırlı olmalıdır. Mahkemece bu yön gözetilmeksizin “kefalet limitini aşar biçimde” hesaplama yapan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının bozmayı gerektireceği-
Numune üzerine yapılan satışlarda; “satışın numune üzerine olduğunu” iddia eden tarafın bunu ispat etmesi gerekeceği, numunenin tevdi edilmiş olmasının genellikle akdin numune üzerinde yapıldığına fiili bir karine teşkil edeceği, takibe konu faturaya davalı tarafça yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi ve davalı tarafça hiçbir yazılı belge ibraz edilmemesi durumda, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmeden mahkeme kararının onanması gerekeceği-
“Davanın reddine” karar verilmesine rağmen, kendisini vekille temsil eden davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesinin bozmayı gerektireceği-
Mahkemece, benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda, davalının dağıtımını yaptığı ürünlerin bulunduğu kamyonda nakliye sırasında gerçekleşen silahlı gasp olayında davacının güvenlik elamanının herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne itirazın iptaline, takibin devamına,%40 tazminata karar verilmiş olmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığı-
Bonolarda açığa senet düzenlenmesi mümkün olup, bu senedin sonradan anlaşmalara aykırı olarak doldurulduğunun ve ödeme iddiasının ancak yazılı delille ispatı durumunda dikkate alınacağı, öte yandan davacının tanık dinlenilmesine muvafakati de bulunmadığından, davalıdan “yazılı delillerini bildirilmesi” istenip, oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece husumet itirazının her zaman ve kendiliğinden değerlendirilebilecek itirazlardan olduğu dikkate alınarak, kaçak elektrik tutanağı tanzim edilen şirket ile aleyhinde dava açılan eski unvanlı şirketin aynı şirketin devamı olup olmadığı incelenmek sureti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Davalı bankanın kısmi ödeme yükümlülüğünün doğması için, çek aslının onaylı fotokopisi verilmek üzere davalı bankaya ibrazı zorunlu olup, davacının talebi kanunda belirtilen bu usule uymadığından doğrudan icra takibi yapmasının yerinde olmayacağı-
Davalı vekili, “müvekkili şirket tarafından yurtdışından gelen yabancı konukların, davacıya ait otelde kaldıkları, ancak bu kişilerin bazıları tarafından ülkelerine dönüşte, mahkemeye başvurularak verilen otel hizmetinden şikâyetçi oldukları ve yabancı mahkemece bazı davaların kabul edildiği, bu nedenle müvekkili şirketin bazı konukların ücretini kendilerine iade ettiğini, bu bedelin davacı şirkete reklamasyon faturası ile rücu edildiğini” savunmuştur. Bu durumda mahkemece, anılan yabancı mahkeme kararları üzerinde durulup, değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekeceği-
Takibe konu edilen belgeler kambiyo senedi niteliğinde olmayıp yazılı delil başlangıcı sayıldığından ve takipten önce de davacının davalıları temerrüde düşürdüğü kanıtlanamadığından, vade tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı gibi, işlemiş faiz talebinin reddi gerekirken, reddedilmemesi bozmayı gerektireceği-
