Konut kredisi nedeniyle haksız olarak tahsil edilen alacakla ilgili açılan itirazın iptali davasında, bilirkişi raporunda davalı bankadan söz konusu kredi sözleşmesinin talep edildiği ancak sözleşmeye ulaşılamadığı gerekçesiyle dava konusu kredi tüketici kredisi kabul edilerek inceleme yapılmasının hatalı olduğu- Dava konusu kredinin niteliği anlaşılamadığından, mahkemece, davalı bankadan dava konusu krediye ilişkin sözleşme ve diğer belgeler getirtilerek ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, kredinin ticari olup olmadığı tespit edildikten sonra karar verilmesi gerektiği-
''Kiracı kiralananı boşaltmak istediği taktirde 1 ay evvelinden mal sahibine haber verecektir." şeklinde ihbar şartı tarafların serbest iradesi ile konulmuş olup tarafları bağlayacağından sözleşmede tarafların makul süreyi 1 ay olarak belirleyip davalı ihbar koşuluna uymadan taşınmazı 30.12.2008 tarihinde tahliye ettiğine göre bu tarihten itibaren sözleşmede kararlaştırılan 1 aylık makul süre tazminatı üzerinden karar verilmesi gerektiği-
Zamanaşımına uğramış çekler nedeniyle ilamsız icra takibine yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında, kural olarak lehtar konumunda olan davacı-alacaklının temel ilişkinin varlığını kanıtlaması gerektiği- Davalı-borçlu, temel satış ilişkisinin varlığını kabul ederek "satışın peşin satış olmadığını, malların teslim edilmediğini" savunduğundan, ispat yükünün davalı tarafa geçtiği ve davalının "malların teslim edilmediğini" kanıtlamak zorunda olduğu- Çeklerin de davalı defterinde kayıtlı olduğu gözetilerek itirazn iptali davasında bir karar verilmesi gerektiği-
6. HD. 08.11.2016 T. E: 10098, K: 6539-
Davacı kredinin kullanılması sırasında kendisinden tahsil edilen toplam 2.773,00 TL masrafa ilişkin talepte bulunmuş olup, mahkemece "takibin devamına" karar verilmiş olsa da uyuşmazlığa bakma görevinin hakem heyetine ait olduğu anlaşıldığından dava değerinin 6502 sayılı yasanın 68. maddesi gereğince Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuruda bulunmasını zorunlu kılan miktarda olduğu ve bu miktar için mahkemeye dava açılmasının yasa gereği mümkün olmadığı-
Kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemi-
6. HD. 07.11.2016 T. E: 10723, K: 6467-
3. HD. 07.11.2016 T. E: 2015/14541, K: 12459-
Zamanaşımına uğramış çekler nedeniyle ilamsız icra takibine yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında, dava konusu çeklerde ciro silsilesine bakıldığında, çeklerin davalı borçlu tarafından ciro edilmek suretiyle davacıya devredildiği, bu nedenle davacı ve davalı arasında temel ilişki bulunduğu ve davacının da dilekçesinde temel ilişkiye dayandığını belirttiği anlaşılmakta olup, zamanaşımına uğrayan çek, "yazılı delil başlangıcı" teşkil edeceğinden, davacının, alacağını tanık dahil her türlü delil ile ispatlayabileceği, davacının alacakla ilgili delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- Kural olarak lehtar konumunda olan davacı-alacaklının temel ilişkinin varlığını kanıtlaması gerektiği- Davalı-borçlu, temel satış ilişkisinin varlığını kabul ederek "satışın peşin satış olmadığını, malların teslim edilmediğini" savunduğundan, ispat yükünün davalı tarafa geçtiği ve davalının "malların teslim edilmediğini" kanıtlamak zorunda olduğu- Çeklerin de davalı defterinde kayıtlı olduğu gözetilerek itirazın iptali davasında bir karar verilmesi gerektiği-
Sosyal Güvenlik Kurumunun, 6111 s. K. ile değiştirilen 2918 s. Yasanın 98. maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil, ancak sözkonusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumlu olduğu- Trafik kazası nedeni ile rücuen tazminat istemine dayalı itirazın iptali istemine ilişkin davada,  davada SGK davacı olmayıp prim alacağını vs talep etmediği gibi taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi de söz konusu olmadığından, mahkemece, davalı SGK yönünden de davanın essaına girilip inceleme yapılması gerekirken davalı SGK yönünden mahkemenin görevsizliği ile iş mahkemesinin davaya bakmaya görevli olduğuna karar verilmesinin hatalı olduğu-