Tapu sicilindeki ilgililere tebligat yapılmamış olmasının, borçluya değil, tebligat yapılmayan ilgilisine şikayet hakkı vereceği, mahkemece, borçlunun, şikayet dilekçesinde dayandığı vakıaların dışına çıkılıp, kamu düzeniyle ilgili olmayan, re'sen dikkate alınacak hususlar kapsamında da bulunmayan, "satış ilanının ilgililere tebliğ edilmemesi" nedenine dayalı olarak ihalenin feshine karar verilmesinin doğru olmadığı- İİK'nun 134/2.maddesi uyarınca ihalenin feshi talebinin reddine karar verilmesi halinde, mahkemenin, davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkum edeceği, Yasa'nın bu hükmünün emredici nitelikte olup kamu düzenine ilişkin bulunduğundan mahkemece re’sen uygulanması gerekeceği-
Vekil ile takip edilen işlerde vekile tebligat zorunlu olduğundan asile yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmamasının da sonuca etkili olmadığı-
Satış ilanı tebliğ edilecek ilgililer satış kararının verildiği tarih itibariyle belirleneceğinden, satış kararından önce tapuya haciz koyduran haciz alacaklısına satış ilanının tebliğ edilmemiş olmasının ihalenin feshini gerektireceği-Tapu sicilinde veya adres kayıt sisteminde adresi bulunan ilgiliye satış ilanının tebliğ edilmemesi ya da usulsüz tebliğinin başlı başına ihalenin feshi nedeni olduğu-
Borçlu adına çıkarılan satış ilanı tebligatlarından ilkinin' 'Muhatabın adresinde tebellüğe ehil kimse bulunamadığından komşusuna soruldu verilen beyanda muhatabın çarşıya gittiği beyan edildi muhatabın çarşıya gittiğini beyan eden komşusu ismini söylemekten imzadan imtina etmiştir tebliğ evrakı mahalle muhtarı imzasına ... teslim edildi Düzenlenen 2 no'lu haber kağıdı 10 Ekim 2015 tarihinde muhatabın kapısına yapıştırılarak muhataba haber vermesi için 10 komşusuna haber verildi" kaydı ile tebliğ edildiği görülmekte olup, tebliğ şerhinde yazılı bulunan muhatabın çarşıya gittiği beyanının kimden soruşturularak tespit edildiğinin ve bu kişinin açık kimliğinin ne olduğunun tebliğ mazbatasında açıklanmadığı, yine, haber verilen kişinin açık kimliğinin de tebligattaki meşruhatta yazılı olmadığı gibi imzasının alınmadığı ya da imzadan imtina hususuna da tebligat parçasında yer verilmediği anlaşıldığından, satış ilanı tebligatının, Tebligat Kanunu'nun 21/1 ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliği'nin 30 ve 35. maddeleri koşullarına göre usulüne uygun yapılmadığı- Kendisine tebliğ evrakı teslim edilen muhtarın adresini ihtiva eden ve muhatabın tebligatı muhtardan alabileceğini bildiren ihbarnamenin borçlunun kapısına yapıştırılmadığı tebliğ mazbatasındaki açıklamadan anlaşıldığı, dolayısıyla, anılan satış ilanı tebliğ işleminin de, Tebligat Kanunu'nun 21/1 ve Tebligat Yönetmeliği'nin 31. maddelerinde öngörülen usule aykırı olduğu-
Şikayete konu satış ilanı tebliğ evrakı üzerinde tebligat mazbatasını çıkaran mercii tarafından tebligat çıkarılan adresin, borçlunun, adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna dair şerh verilmediği ve dağıtıcının kendiliğinden satış ilanı tebliğ işlemini Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre yaptığı görüldüğünden ve ayrıca tebliğ belgesini teslim alan mahalle muhtarının imzasının da alınmadığı anlaşıldığından, tebliğ işleminin, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi ile Tebligat Yönetmeliği'nin 16 ve 31. maddeleri koşullarına göre usulüne uygun yapıldığını söyleyebilme olanağının olmadığı- Taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneğinin borçluya tebliğ edilmesi gerekeceği, borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olmasının veya usulsüz tebliğ edilmesinin ise başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu-
Tebligat parçasında yazılı olan hususun aksinin her türlü delille ispatlanabileceği- Mahkemece, tebligatı alan kişinin borçlular ile aynı konutta oturup oturmadığının kolluk marifetiyle araştırılması, tarafların ibraz ettikleri delillerin toplanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Satış ilanının, borçlunun “İçmeler mah 1175 sk no: 8 Urla” adresinde, 30.03.2015 tarihinde “muhatap adresten ayrılmıştır. Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, tebliğ imkansızlığı nedeniyle TK'nun 21/2 gereğince mahalle muhtarı D.D.'a tebliğ edilmiştir.” şerhi ile doğrudan 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 2l/2. maddesine göre işlem yapılarak tebliğ edildiğinin görüldüğü, borçlunun bilinen bu adresine daha önceden tebligat yapılmış olup, söz konusu adresin tebligata elverişli olmadığı (bu adreste artık borçluya tebligat yapılamadığı) tebliğ memurunca araştırılıp tespit edilmeden söz konusu adres mernis adresi de olsa doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre işlem yapılamayacağı gibi, tebliğ zarfında Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesinde öngörülen; 'Tebligat çıkarılan adres, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, TK'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması'na dair meşruhat bulunmadığından, tebliğ işleminin TK'nun 21/1 ve Tebligat Yönetmeliğinin 30.maddesine göre yapılması gerekirken tebliğ memurunun kendiliğinden TK'nun 21/2.maddesine göre işlem yapmasının kanuna aykırı olduğu, tebliğ işleminde kapıya yapıştırılması gereken (2) nolu ihbarnamenin yapıştırılmamasının da kanuna ve yönetmeliğe uygun olmadığı, dolayısıyla borçluya yapılan satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğu-
Şikayetçilere yapılan satış ilanı tebliğine ilişkin tebliğ mazbatalarının incelenmesinde; “adresin kapalı olması üzerine komşusu çarşıda olduğunu beyan etti,TK'nun 21.maddesi gereğince tebliğ evrakı Akhisar muhtarına teslim edildi,2 nolu ihtarname kapıya asılarak komşu .......'a haber verildi” şerhi düşülmek suretiyle tebligatların yapılmış olduğu görülmüş olup, anılan tebliğ mazbatalarında, beyanına başvurulan komşu ad ve soyadının tespit ve tevsik edilmediği görülmekle tebligatların usulsüz olduğu- Öğrenme tarihinin belirlenmesinde şikayetçinin bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksinin karşı tarafça ancak yazılı delil ile ispatlanabileceği-
Borçlu şirketin, icra emrinde belirtilen adresine, satış ilanı tebliğinden önce, usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat olmadığından, bu adrese Tebligat Kanunu'nun 35/1.maddesine göre satış ilanı tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu- Borçlu şirketin, ticaret sicilinde kayıtlı adresine çıkmış ve iade edilmiş bir tebligat olmadan TK'nun 35. maddesine göre sicildeki adrese yapılan satış ilanı tebliğ işlemi usulsüz olduğu gibi, ticaret sicilinde kayıtlı adresine çıkmış ve iade edilmiş bir tebligat olsa dahi, yapılan tebligatta, tebliğ evrakının bir nüshasının binanın kapısına asılıp asılmadığı belirtilmediğinden, 35. maddeye göre yapılan satış ilanı tebliğ işleminin, bu haliyle de usulsüz olduğu- Şikayetçi borçluya TK.nun 21/2. maddesine göre yapılan tebligatta, tebliği çıkaran merci tarafından, bu adresin, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğu için, tebligatın, TK.'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi gerektiğine ilişkin bir şerhin verilmediğinin anlaşıldığı, tebligat mazbatasını çıkaran merci tarafından Tebligat Yönetmeliği’nin 16/2. maddesi kapsamında bir şerh verilmediği için, tebliğ memurunun kendiliğinden TK.'nun 21/2. maddesine göre tebligat yapmasının kanuna aykırı olduğu-
Yurt içinde adres gösterme koşulunun, ihalenin feshini isteyen üçüncü kişiler hakkında uygulanması gerektiği, takip dosyasında adreslerinin mevcut olması halinde alacaklı ve borçlu için, anılan şart aranmadığı- İhalenin feshini isteyen borçlu, şikayet dilekçesinde yurt dışında oturduğunu, temyiz dilekçesinde ise vekaletnamede yer alan ve şikayet dilekçesinde gösterilen yurt içi adresinin vekaletname düzenlenirken noterin zorunlu olarak talep etmesi üzerine, bir arkadaşı tarafından bildirilen adresin notere iletilmek zorunda kalındığını belirttiğinden, ihalenin feshini isteyen borçludan yurt içinde adres bildirme şartının aranması gerektiği- Şikayet dilekçesi ve ekindeki vekaletnamede yurt içi adresinin bulunmasının, şikayetçi vekilinin açık beyanları dikkate alındığında, bu eksikliği gidermeyeceğinin kabulü gerektiği- Yurt içi adres bildirme zorunluluğunu usulünce yerine getirmeyen şikayetçinin icra mahkemesine ihalenin feshine istemiyle yaptığı başvurunun "dava şartı eksikliği" nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği- "Dava şartı eksikliği" nedeniyle ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi halinde işin esasına girilemeyeceğinden borçlu aleyhine para cezasına hükmedilmesinin hatalı olduğu-