Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebi olup, borçlu vekiline satış ilanının tebliğ edilmemesi veya usulsüz tebliğ edilmesinin de aynı hukuki sonuçları doğuracağı-
Cezaların şahsiliği kuralı gereğince borçlu asilin cezai yönden sorumlu tutulabilmesi için icra emrinin borçlu asile tebliğinin zorunlu olduğu- İlamların infaz edilecek kısmı, hüküm bölümü olup, hükmün içeriğinin aynen infazının zorunlu olduğu-
K. takdirine itiraz dosyasına vekaletname sunulması halinde satış ilanının kıymet takdirine itiraz eden vekile tebliği gerekeceği-
Borçlunun, vekili aracılığıyla kıymet takdiri raporuna itiraz ettiği ve anılan kararının takip dosyası arasında bulunduğu, bu durumda, Tebligat Kanunu hükümleri gereğince, satış ilanının, kıymet takdirine itiraz eden vekile tebliğinin gerekeceği, takip dosyasına ayrıca vekaletname sunulmamış olmasının, kıymet takdirine itiraz hakkındaki kararın dosyaya ibraz edilmiş olması karşısında, artık borçlunun takipte vekille temsil edildiği gerçeğini ortadan kaldırmayacağı, emredici nitelikteki bu düzenlemelerden kaynaklanan yasal zorunluluğa aykırı olarak, vekili varken asile gönderilen satış ilanı tebligatının yok hükmünde olup sonuç doğurmayacağı, şu hale göre, vekil ile takip edilen işlerde vekile tebligat zorunlu olduğundan asile yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmamasının da sonuca etkili olmadığı-
Somut olayda vekile yapılan tebligatın usulsüzlüğünün ileri sürülmediği, bu sebeple borçlu asile yapılan tebligatın takibin kesinleşmesi ve devamıyla bir ilgisi bulunmayıp, sadece İİK'da düzenlenen ceza hükümlerinin uygulanabilmesi yönüyle geçerliliğinin olduğu, borçlu vekiline tebligat yapıldığına ve bu tebligatın usulsüzlüğü ileri sürülmediğine göre, borçlu asile yapılan tebligatın usulsüzlüğünün ve öğrenme tarihinin tebliğ tarihi olarak tespitinin istenmesinde bu aşamada hukuki yararın bulunmadığı-
Direnmeye ilişkin gerekçeli karar tebligatının vekile çıkarılması gerekirken ve davalı C.O.'ın kendisini vekille temsil ettirdiği dosya kapsamından anlaşılmasına rağmen vekili yerine kendisine yapılan tebligatın usul ve yasaya aykırı olduğu- 
Vekilin azli veya istifası, usule uygun şekilde bildirilmedikçe mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade etmeyeceğinden, vekillik görevinin devam ettiği kabul edilen avukata direnme kararının tebliği ile 15 günlük temyiz süresinin başlayacağı-
Davacı asilin öldüğü tarihte (01.07.2013) yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun 'ölüm, ehliyetin kaybedilmesi ve iflas' başlığını taşıyan 513. maddesi sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekalet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olduğu, bu hüküm, taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda, bu tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanacağı- Vekaletin sona ermesi vekalet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekalet veren veya mirasçısı ya da temsilcisi, işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı ya da temsilcisi, vekaleti ifaya devam etmekle yükümlü olacağı-
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 18. maddeleri gereğince, vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılmasının zorunlu olduğu, asile yapılan tebligatın hüküm ifade etmeyeceği-
Davalı vekilinin harçlandırılmış vekaletname örneği icra takip dosyası içinde bulunmakta olup, davacı vekili de dava dilekçesinde davalı vekilinin işbu kısmi itirazından söz ederek davasını açtığından emredici hükümlere göre vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerektiği-