Davalı bankanın BK. mad. 100 ve mevduat sözleşmesinin tarafı olması nedeniyle sözleşmeden doğan özen yükümlülüğü sonucunda, banka müdürünün kusurlu davranışlarıyla ortaya çıkan zararı gidermekle yükümlü olduğu, davacının bir güven kurumu olan bankaya yatırdığı paranın özenli bir şekilde muhafazası ve ilk talebinde hesap sahibine ödeme yapılmasının davalı bankanın sözleşmeden ve bankacılık mevzuatından doğan sorumluluğu olduğu, davacının hesaplarındaki paraların davacının bilgisi ve onayı olmadan çekilmiş veya transfer edilmiş olmasının, bankanın bu borcunu ortadan kaldırmayacağı, davalı bankanın, davacıya ait hesaplardaki paraları davacıya iade etmekle yükümlü olduğu- Davalılardan biri aleyhindeki davanın geri alınmış olması ve davalının da muvafakat etmesi halinde, HMK. mad. 123 uyarınca bu davalı hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerektiğii
İtimat kurumları olan bankaların, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorunda olduğu ve objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından da sorumlu olduğu- Bankaların kendilerine yatırılan paraları müdilerce istendiğinde veya belli bir vadede aynı veya misli olarak iade etmekle yükümlü oldukları ve hiçbir gerekçe ve bahane ile yararlandıkları mevduatı mudilere iadeden kaçınamayacakları- Davalı, davacı ile diğer davalıların bankayı dolandırmak amacıyla iş ve gönül birliği yaptıklarını iddia edip kanıtlayamamış ve BK. mad. 100 doğrultusunda bir kurtuluş kanıtı getirememiş; davalı tarafından davalı bankaya para çekilirken sunulan vekaletnamede yer alan imza ile davacının banka hesap kayıtlarında yer alan imzasının farklı olduğu, ayrıca yine vekâletnamede ve ekinde yer alan nüfus cüzdan fotokopisinde yer alan fotoğraf ile davacıya ait nüfus cüzdanındaki fotoğraf arasında gözle görülür belirgin farklılık bulunduğu anlaşıldığından,, davalının noterde sahte nüfus cüzdanına istinaden düzenlenen resmi vekâletnamenin de sahte olduğunun kabulü gerektiği- Dava konusu düzenleme şeklindeki vekâletnamenin ekindeki nüfus cüzdanının, medeni hali kısmında bekar yazmasına rağmen; davacının gerçek nüfus cüzdanının farklı olduğu ve davacının 1938 doğumlu olup, her ay hesap defterine aylık tahakkuk eden faizi işletmek için banka şubesine geldiği, banka görevlilerinin soruşturma aşamasındaki ifadelerinde davacının simaen tanındığının belirtildiği, davalı tarafından sunulan vekaletnameye dayanılarak davacıya ait yüksek meblağlı bir hesabın kapatılması talep edilmesine rağmen, banka görevlileri tarafından davacıya herhangi bir şekilde bilgi verilmediği, davalının kurtuluş kanıtı getirerek hal ve şartlardan doğan özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat edemediği ve kusursuz sorumluluğu ilkesi gereğince adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu-
Davacının, bankaya olan güveninden  kaynaklı olarak şube müdürüne her türlü işlemi yapması için vekaletname verdiği, şube müdürünün parayı çekerek kullandığı, hakkında ceza davasında mahkumiyet kararı verildiği anlaşıldığından,  davacının alacak davasının kabulü gerektiği-      
Takibe itiraz sonrası bir kısım ödemelerin yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığından ödenen kısım yönünden davacı alacaklının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı-  Davalı kefil olup, sözleşmede gayrinakdi krediye (çek sorumluluk tutarı deposuna) ilişkin bir hüküm bulunmadığından bankanın kefilden depo isteyemeyeceği-
Davalı bankanın eski müdürünün davacının vadesiz mevduat hesaplarından usulsüz, sahte imza ile para çektiği, davalı bankanın istihdam ettiği banka personelinin 3.kişiye vermiş olduğu zarar nedeni ile BK. mad.116 'ya göre güven kurumu olan bankanın müşterisine karşı sorumlu olduğu-
Temsile yetkili olmadığı halde, bir şahsın temsilcisi sıfatıyla çeke imzasını koyan kimsenin, o çekten dolayı bizzat sorumlu olacağı- Temsil yetkisini aşarak davaya konu çekleri keşide eden davalının söz konusu çeklerden dolayı bizzat sorumlu olacağı ve bu çekler nedeniyle davalı idarenin herhangi bir sorumluluğu olmadığı; eylemin bir haksız fiil teşkil etmemesi ve davacı ile davalı idare arasında sözleşme ilişkisinin kurulmaması nedenleriyle davalı idarenin sorumluluğuna gidilemeyeceği- Davacı taraf, tüzel kişiliği olmayan askeri gazinoya çek karinesi vermesi nedeniyle davalı Banka'nın kusurlu olduğunu ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuşsa da, davalı Banka'ya karşı bu nedenle dava açılabilmesi için, öncelikle keşideci ve cirantalara müracaat edilmesi ve yasal yolların tüketilmesi, yani, davacının dava konusu çekten dolayı zararının doğması gerektiği-
Davalı şirket ile dahili davalı şirket arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olduğundan ve dahili davalı şirket hakkında usulüne uygun açılmış bir dava da bulunmadığından, diğer davalının, davaya dahil edilmesi için davacıya süre verilmesinin yanında, HMK. mad. 124. maddesi uyarınca, davalının bu taraf değişikliğine rıza gösterip göstermediğinin sorulması gerekirse de, hükmü temyiz etmeyen davalı şirketin, taraf değişikliğine rıza gösterdiğinin kabul edileceği- Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı gecikme tazminatının tahsili istemine ilişkin davada, sözleşmede kararlaştırılan tazminat, "maktu kira tazminatı" olmasına rağmen, mahkemece gerekçenin bir bölümünde bu tazminatın "cezai şart" olarak nitelendirilmesinin isabetsiz olduğu; imar çapı ve inşaat ruhsatı alınmasında davalı yüklenici şirketin kusuru bulunmadığı kabul edildiğinden, inşaat ruhsatı alınmasına kadar geçen süre çıkarılarak işin teslimi gereken tarihin belirlenmesi ve belirlenen bu tarihten dava tarihine kadar olan dönem için sözleşmede kararlaştırılan bedel üzerinden maktu kira bedeline hükmedilmesi gerekirken, rayiç kira bedeli üzerinden hesaplanan tazminat miktarına hükmedilmesinin isabetsiz olduğu, ancak, karar davacı arsa sahiplerince temyiz edilmediğinden, hükmün bu yönden bozulamayacağı- Sözleşmede, davalı yüklenicinin inşaat ile ilgili işleri yapabilmesi ve takip edebilmesi için davalı arsa sahiplerinden vekaletname ve yetki alacağının düzenlendiği, davalı yüklenici şirketin sözleşmenin bu hükmüne dayalı olarak alacağı vekaletname ve yetki ile imar çapı alarak inşaat süresini başlatabileceği, sözleşmenin imzalandığı tarihte davacı arsa sahipleri dışında Belediye'nin de arsada hissedar olduğu ve ancak, Belediye'den sözkonusu hisseyi devralan dava dışı bir kişiyle sözleşme yapılmasıyla inşaat ruhsatı alınması mümkün olmuş ise de, basiretli bir tacir gibi davranmak durumunda olan davalı yüklenici şirketin sözleşmenin yapıldığı tarihte bu durumu öngörmesi ve buna göre inşaat ruhsatı alım süresini belirlemesi gerektiği, bu hususun mücbir sebep olarak kabul edilemeyeceği, sonuç olarak, inşaat ruhsatı alınmasındaki gecikmenin yüklenici şirketlerin sorumluluğunda olduğu gözetildiğinde, gecikilen bu süre gözardı edilerek, işin teslimi gereken tarihin sözleşme tarihinden itibaren belirlenmesinin isabetsiz olduğu-
TBK. mad. 116' ya göre davacıya kusur izafe edilemeyeceği- Davalı banka çalışanının güvene dayalı olarak yaptığı işlemlerden dolayı davalı bankanın adam çalıştıranın sorumluluğu hükümlerine göre sorumlu olduğu-
Ödemeye dair müşterinin yazılı bir talimatı bulunmadığı halde davacı tarafından şahıs adına gönderilen havalenin davalı banka tarafından 3. kişiye ödendiği uyuşmazlıkta, bankanın TBK. mad.116 gereği sorumluluğunun doğacağı- Bankaların -objektif özen borcunun gereği olarak- hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları-
Davalı şube müdürünün, davacının talimatı olmaksızın hesapta işlemler yaptığı sonucuna ulaşılan davada, TBK. mad. 116 uyarınca bankanın doğan zarardan sorumlu olduğu-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • kayıt gösteriliyor