Gemi adamının gemiyi başlangıçta sefere elverişsiz hâle getirecek bir kusuru varsa, artık taşıyanın teknik kusura ilişkin sorumsuzluk hükümlerinin değil, "geminin başlangıçta sefere elverişsiz hâle geldiği" gerçeğinin esas alınacağı- SOLAS kurallarında sefere elverişlilik şartı olarak belirtilen BNWAS cihazının aktif edilmemiş olmasının gemi kaptanının teknik kusuru olarak kabul edilemeyeceği ve bu durum artık gemiyi başlangıçta sefere elverişsiz hâle getiren bir sonucu ortaya çıkardığından meydana gelen zararlardan davalı taşıyanlar ve TTK. m. 1062 gereğince hakkında taşıyan hükümleri uygulanan donatanın sorumlu olduğu-
İcra mahkemelerinin, kambiyo senetlerine mahsus takiplerde alacaklının takip hakkının bulunup bulunmadığı hususundaki yetkisi, dar ve şekli bir inceleme ile sınırlı olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesinin, takip konusu çekte cirosu bulunmayan şirketin protokol ve sigorta sözleşmeleri gereğince TTK’nın 1472. maddesinde düzenlenen kanuni halefiyet gereğince takip hakkının bulunduğu yönündeki gerekçesinin doğru olmadığı, zira, TTK’da düzenlenen kanuni halefiyet ilkeleri gereğince alacaklının takip hakkı bulunup bulunmadığına ilişkin değerlendirme yargılamayı gerektirdiğinden icra mahkemesince, önüne gelen şikayet nedeniyle bu kapsamda bir değerlendirme yapılamayacağı- İİK'nın 170/a-2. maddesi gereğince; icra mahkemesinin, yasal sürede yapılan itiraz veya şikayet nedeniyle icra mahkemesine intikal eden işlerde, öncelikle, takip dayanağı senedin kambiyo vasfında olup olmadığını veya alacaklının kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip hakkının bulunup bulunmadığını re'sen inceleyerek takibin iptaline karar verebileceği- Hal böyle olunca; borçluların, alacaklı şirketin alacaklı sıfatı bulunmadığına dair şikayetinin yerinde olduğu nazara alınarak, şikayetçi borçlular hakkındaki takibin adı geçen şirket yönünden iptaline karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm kısmında söz konusu şirketin takipten çıkartılmasına hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
Hükmedilen tutarın dava dışı sigortalının davalının eylemi nedeniyle uğradığı gerçek zarar olup olmadığı ve dahi zararın Türk Lirası mı yoksa Amerikan Doları mı olduğu hususları araştırılmadığından mahkemece, dava dışı sigortalının dosya özelinde adı geçen mudinin hesapları üzerinden yapılan usulsüzlük nedeniyle gerçekleşen gerçek zararı belirlenmeli, bu miktarın davacı tarafça temlik alınabileceği-
Bölge Adliye Mahkemesince, alanında uzman bilirkişiden kusur dağılımına ilişkin, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli ve kaza tespit tespit tutanağı ile çelişkiler giderilecek şekilde rapor alındıktan sonra çıkan sonucuna göre maddi tazminat miktarı takdiri gerekeceği- Dosya kapsamından, mahkemenin ....................... sayılı kararına karşı davalı .............'ün istinaf isteminde bulunmadığı, davacı vekili ve davalı ....................San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf talebi üzerine istinaf başvurusunun davalı ................ San. ve Tic. Ltd. Şti. lehine kabul edilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmakta olup davalı ...............'ün istinaf başvurusu olmadığından bu davalı yönünden 16.070,00 TL tazminat için davacı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğundan kararın davacı yararına bozulması gerekeceği-
Davaya konu yıkılan direğin de içinde bulunduğu enerji iletim hattının dava dışı şirket tarafından yüklenici X şirketine yaptırıldığı, işin tamamlanmasından sonra, yapılan ağaç kesimi nedeni ile direğin ve bağlantı iletkenlerinin, faz izolatörlerinin hasarlandığı, ağaç kesim işinin enerji iletim hattına ait direklerin montajından önce tamamlanması gerektiği, ancak bu duruma dikkat edilmeksizin direklerin dikiminden sonra ağaç kesimi yapılmasının dava konusu hasarın öncelikli sebebi olduğu - Dava dışı şirketin iş sahibi olarak direklerin montajına başlanılmadan önce ağaç kesim işinin tamamlanıp tamamlanmadığının kontrol ve denetimini yapmaması nedeni ile zararın oluşumunda % 45 oranında kusurlu olduğu - Dava dışı Y'nin ağacın kesim işini yaptırdığı, yeterlilik belgesine sahip ehil kişiler vasıtasıyla yaptırması gerekirken köyden temin edilen işçilerle yaptırmış olması nedeniyle olayda % 35 oranında kusurlu olduğu- Z şirketinin direklerin montajına başlamadan önce kendisine yer teslimi yapılırken kesilecek ağaçlar konusunda uyarıda bulunmaksızın direk montajına başlaması, ehil olmayan işçilerin ağaç kesimi yapmasına izin vermiş olması sebebiyle % 5 oranında kusurlu olduğu- Davalı O şirketinin ağaç kesim işini hızlandırmak ve kısa sürede sonuçlandırmak amacıyla dava dışı şirket adına ağaç kesim işini yaptırdığı ve bu iş için Y ile anlaştığı ve Y tarafından adına düzenlenen fatura bedelini ödediği, bu kapsamda ağaç kesiminde çalıştırılan işçilerin yapılacak iş için yeterliliklerinin olup olmadığı konusunda gerekli denetimi yapmamakla olayda %15 oranında kusurlu olduğu-, Üzerine ağaç devrilmek suretiyle hasarlanan enerji iletim hattı direği ile, 12 - 14 nolu direkler arasındaki faz iletkeni, OPGW koruma iletkeni, hırdavatlar ve izalatörlerin yeniden yapımı sebebiyle oluşan hasar bedelinin 685.297,80 TL olduğu, temlik alan davacı tarafından 523.927,13 TL sinin dava açıldıktan sonra Z. İnşaat Ltd.Şti.ne ödenmiş olup temlik alınmakla rücuen 523.927,13 TL alacağın olduğu ancak ödenen tazminat bedelinin kendi sigortalısı ve sigorta ettireninin kusuruna isabet eden kısmını talep edemeyeceği - Kendi sigortalısı dava dışı şirketin % 45 oranında, sigorta ettiren Z şirketinin % 5 oranında kusurlu olup toplam % 50 oranın düşümü ile davanın niteliği ve tarafları da nazara alınarak Y'nin dava dışı ve ağaç kesim işini yapan olmakla bakiye %50 kusur oranına isabet eden 523.927,13 TL nin %50 si 261.963,56 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Taksirle öldürme kapsamında “cezayı gerektiren bir fiil” in söz konusu olduğu, ceza davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca onbeş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davanın 06.03.2011 olay tarihi üzerinden onbeş yıl geçmeden açılmış olduğu, ceza kanunlarının öngördüğü daha uzun zamanaşımı süresinin, halef sıfatıyla davada yer alan sigortacı yönünden de uygulanacağı dikkate alındığında, somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediği, o halde, işin esasına girilerek bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Uyuşmazlığın; "Optima Konut Paket Sigorta Poliçesi" kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısına ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu-
Alacak likit olmadığından kısa kararında icra inkar tazminatı talebinin reddi kararının doğru olduğunu, ancak hükme yazılmadığını, bu eksikliğin yeniden yargılamayı gerektirmediği-
Raporlar arasında açıkça bir çelişki bulunduğu, Adli Tıp Genel Kurulu'ndan kaza tarihinde yürürlükte olan Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne uygun, tarafların itirazlarını karşılar nitelikte ve çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınarak usuli kazanılmış haklara da dikkat edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekitiği-
Temel hukuki ilişki kira sözleşmesine dayandığından davaya bakma görevinin sulh hukuk mahkemesinde olduğu ve bu nedenle sigortacı tarafından halefiyet yoluyla açılan davanın da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği-
