Miras ortaklığına temsilci atanması için, terekeye elbirliğiyle sahip olan mirasçıların, tereke malları üzerinde birlikte tasarruf etme olanağının bulunmamasının gerekeceği, bu halde, mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesinin miras ortaklığına paylaşmaya kadar temsilci atayabileceği, miras bırakanın sağlığında kendisine ait bir kısım gayrimenkulleri, muvazaalı olarak bir çocuğuna temlik etmesi sebebiyle, muris muvazaasına dayalı temliklerin iptali için mirasçılar arasında görülen davada miras ortaklığına temsilci atamasına lüzum bulunmadığı-
Miras ortaklığının, mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, tereke payları ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara ait olduğu, mirasçıların tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece somut ve bağımsız paylarının mevcut olmadığı, üçüncü kişiler aleyhine açılan davada mirasçılar arasında uyuşmazlık bulunduğundan, isteğin kabulünün gerekeceği-
Kat Mülkiyeti Yasası'nın 10. maddesi hükmüne göre kat mülkiyetine konu olmaya elverişli bir taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi davasında, ortak maliklerden birinin yargılamanın herhangi bir aşamasında paylaşmanın kat mülkiyeti kurulması yoluyla yapılmasını istemesi durumunda, hakimin, 12. maddedeki belgeleri de tamamlattırıp taşınmaz mülkiyetinin kat mülkiyetine çevrilmesine ve paylar denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı özgülenmesine karar vermesinin gerekeceği-
Türk Medeni Kanunu’nun 592. maddesinde sayılan hallerde sulh hakiminin terekenin resmen idaresine karar vereceği, bu maddede gösterilen sebepler bulunmadıkça tereke yöneticisinin atanamayacağı-
Tüzel kişilerin Türk Medeni Kanunu’nun miras hükümlerine tabi olmadığı, dolayısıyla tüzel kişiliğin sona ermesi halinde miras hükümlerinin uygulanmayacağı ve bunların bir terekesinden de söz edilemeyeceği, Yasa’ya göre de; on yıl süreyle yönetici atanamayan veya yönetim organı oluşturulamayan mülhak vakıfların mahkeme kararıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce yönetileceği ve temsil edileceği, sözü edilen vakfın temsili ile ilgili bir sorun varsa temsilinin imkan dahilinde olduğu, hal böyleyken “gelir (galle) fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarına” karar verilmiş olan bir kısım kişilerin , vakfedenin soyundan gelmediklerinin tespitiyle ilgili açılmış olan davada davayı yürütmek için temsilci atanması istenmesinin yasal dayanağının bulunmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada davacıya bu yönde bir yetki verilmiş olsa bile, hukuki sonuç doğurmayacağı-
Davacı tarafça ve mahkemece tereddüt içine düşürülen ölü davalı mirasçısının vekille davayı takip ettiği, vekilin, mirasçıyı temsilen onun adına savunma hakkını kullandığı ve hukuki yardımda bulunduğu göz önüne alınarak, mahkemece davaya dahil edilen mirasçı yaranna vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Muris muvazaasına dayalı olarak pay oranında iptal ve tescil istenebilir; tüm mirasçılar adına iptal ve tescil istenmekte ise diğerlerinin de olurları alınmalı veya terekeye temsilci atanmasının gerekeceği-
Terekenin korunmasına yönelik taleplerin ferdi olarak yapılabileceği, terekeden yararlanmaya yönelik taleplerin iştirak hali nedeniyle tüm mirasçılar tarafından elbirliğiyle kullanılması gerekeceği-
Ölen işçinin tüm mirasçılarının birlikte dava açması veya miras ortaklığına temsilci atanması yoluyla kıdem tazminatının talep edilebileceği, Medeni Kanun hükümlerine göre iştirak halinde mülkiyet müşterek mülkiyete dönüştürülmeden tek mirasçının kendi payı için kıdem tazminatı davası açamayacağı-
Miras bırakandan kalan pay hakkında “iştirak halinde mülkiyet hükümleri” nin uygulanacağı, bu durumda ortaklar arasında “zorunlu dava arkadaşlığı” bulunduğundan, miras bırakandan kalan pay hakkında tek mirasçı tarafından ihalenin feshi davası açılamayacağı, diğer mirasçıların da davaya katılmalarının sağlanması veya muvafakatlerinin alınması ya da miras şirketine temsilci tayin edilmesi gerekeceği-