Bir güven kurumu olan bankanın, kendisine tevdi olunan para, kıymetli evrak ve diğer değerleri gerek saklamak gerek verimli bir şekilde değerlendirmek gerekse talep halinde bunları hak sahiplerine faizi, getirisi ve kazancıyla birlikte iade etmek konusunda yasal yükümlülük altında olduğu- Davalı bankaya gönderilen havaleden kaynaklanan alacak davasının açıldığı tarihte 5411 s. Bankacılık Kanunu mad. 62 uyarınca, "bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların zamanaşımına tabi olduğu"- Davaya konu paranın davalı bankaya devredilmiş olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamakta olup, mahkemece öncelikle zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi tespit edilerek, zamanaşımına esas başlangıç tarihinden itibaren işbu davanın 10 yıllık sürede açılıp açılmadığının araştırılarak sonucuna göre davaya konu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespiti gerekirken, 62. madde uyarınca bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan genel hükümlere göre yapılan değerlendirme sonucu davanın zamanaşımına uğradığına karar verilmesinin hatalı olduğu- 
Satım akdine dayalı alacaklarda zamanaşımı süresi 818 Sayılı BK.nun 125. maddesi uyarınca 10 yıl olduğundan,  zamanaşımı süresinin davacının alacağına dayanak olarak sunduğu her bir fatura yönünden fatura içeriği emtianın teslim tarihinden itibaren başlayacağı gözetilerek dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı tartışılarak davalının süresi içerisinde yaptığı zamanaşımı itirazı hakkında bir karar verilmesi gerektiği-
Davalı, davacının verdiği tohumları kendi seralarında ekip, dikilme aşamasına kadar fide haline getirip, fideleri teslim etmeyi, bir bedel karşılığında üstlenmiş olup bu sözleşmenin "satım" sözleşmesi değil, "eser" sözleşmesi niteliğinde olduğu- Eser sözleşmesinde 818 s. BK. mad. 126/b.4 uyarınca beş yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekeceği- Teslim ile ayıbın tespit edilip alacağın muaccel olduğu günden, ıslah tarihine kadar beş (5) yıllık zamanaşımı süresi geçmediğinden, ayıplı mal teslimi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin davanın zamanaşımı süresinde açılmış olduğu-
Çift vade içeren senedin bono vasfını taşımayacağı-  Kambiyo senedi niteliği bulunmayan bono ile başlatılıp kesinleşen takipte, takibin kesinleşmeden sonraki dönemde işleyecek zamanaşımı süresinin TTK hükümlerine göre değil,  eBK. mad. 125 uyarınca "10 yıl" olarak hesaplanması gerektiği-
İcra takibinde dosyanın işlemden kaldırılması halinde takip derdest kalmaya devam edeceğinden, takibin yapıldığı tarihte işlemekte olan zamanaşımı süresinin kesilmiş olduğu- Zamanaşımının alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden alacağın dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade ettiği- Borcun zamanaşımına uğramasıyla borcun (alacağın) sona ermeyeceği, sadece alacaklının alacağını dava yoluyla elde etme olanağının ortadan kaldıracağı, zamanaşımına uğramış bir borcun ifa edilebilen fakat dava edilemeyen eksik bir borç haline geleceği- TBK. 146'da (BK. 125'de) öngörülen zamanaşımı süresinin genel bir süre olup aksine bir hüküm bulunmadığı hallerde bütün alacaklar için geçerli olduğu- TBK. 149'a göre sözleşmeden doğan alacaklarda zamanaşımının, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı- Zamanaşımının durması halinde, o ana kadar işlemiş olan zamanaşımı süresinin işlediği noktada duracağı, buna yol açan sebebin ortadan kalktığı andan itibaren kaldığı yerden işlemeye devam edeceği- Zamanaşımının kesilmesi halinde ise borçlunun veya alacaklının ya da hakimin belli fiilleri sonucu olarak işlemiş bulunan zamanaşımı süresinin yanması ve kesilmeye neden olan olaydan itibaren yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlayacağı- Zamanaşımını durduran ya da kesen sebeplerin TBK.'da sayılarak belirtilmiş olduğu- Alacaklının borçlu hakkında dava açması veya icra takibinde bulunması ile zamanaşımının kesileceği, zamanaşımı kesilince kesilmeden itibaren yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlayacağı-
Aboneliğin bulunduğu adreste kaçak kullanılan su bedelinin tahsiline ilişkin davada,mahkemece, bilirkişi marifetiyle mahallinde keşif yapılması, oluşacak duruma göre davacı tarafın yönetmelik ve tarife hükümlerine göre davalıdan istemekte haklı olduğu kaçak su bedelinin belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği- Kaçak su kullanımı  aynı zamanda sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğinden zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu- Alacağın likit ve belirli olmadığı, yargılamayı gerektirdiği, dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davanın aydınlatıldığı anlaşıldığından, icra inkâr tazminatına hükmedilmemesi gerektiği-
Taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı sözleşmesinden kaynaklanan alacakların TBK'nın 146. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu-
Taraflar arasındaki alacak davası-
Kira tazminatında zamanaşımı süresinin bağımsız bölümün teslim edilmesi gereken tarihten itibaren başlayacağı ve arsa sahibi geciken her ay için zararını davayla isteyebileceğine göre her geçen ay zararın o ayın sona ermesiyle istenebileceği-
Müteselsil sorumluların birbirlerine karşı açacakları rücu davalarında 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı- Sorumlu olanlardan birinin borcun tamamını ödemesi halinde, kendi hissesine düşen miktar mahsup edildikten sonra diğerlerinin bakiye kalan miktardan hisseleri oranında sorumlu tutulmaları gerekirken, davalıların borcun tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarının isabetsiz olduğu-