Kan Merkezinden alınan kanda AİDS virüsü çıkmasının, kan verilen çocuğun ve ebeveyninin şimdiki ve gelecekteki yaşamlarını önemli ölçüde etkileyeceği, bu kişilerin kişilik haklarına ömür boyu tecavüz oluşturacağı, bu nedenle davalı Kızılay Genel Müdürlüğü aleyhine tüm davacılar için hükmedilen 30.000.000.000 lira manevi tazminatın uygun bulunduğu–
Bir siyasi parti liderinin, PKK’nın başı ile altı yıl önce yaptığı görüşmenin “maske düşürülme” başlığı altında yeni yapılmış bir görüşme gibi gösterilmesinin –ve bu olayla ilgili olarak davacının yargılanıp beraat ettiğinden hiç söz edilmemesinin– davasının kişilik haklarına saldırı teşkil edeceği–
Kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat davalarında hakimin, “saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği”ni, tarafların “kusur oranını”, “sıfatı”nı, “işgal ettikleri makam”ı ve “diğer ekonomik/sosyal durumları”nı gözönünde bulundurması gerekeceği, manevi tazminatın bir “ceza” olmadığı–
Basın yoluyla işlenen fiillerden (kişilik haklarına yönelik saldırıdan) oluşan maddi ve manevi zararlardan, «yazıyı veya haberi yazan «kimse» ile bu mevkutenin (gazetenin) ilgili «sorumlu müdürü» ile «sahibi»nin sorumlu olduğu–
Haber/yazının, “gerçeklik”, “güncellik”, “kamu yararı”, «toplumsal ilgi» öğelerini taşıması ve anlatımda, özle biçim arasındaki dengenin kurulmuş olması halinde, kişilik haklarına saldırı niteliğini taşısa bile, hukuka uygun sayılacağı ve tazminatı gerektirmeyeceği–
Oylamayı yanlış yapan TBMM. Başkan Yardımcısına “sahtekar, utanmaz” şeklinde hitapta bulunan millet vekilinin, davacının kişilik haklarına saldırıda bulunmuş sayılacağı–