Davacı alacaklının 25.06.2005 başlangıç tarihli 1 yıl süreli sözlü kira ilişkisine dayanarak davalı hakkında takip başlattığı, davacının dava dilekçesinde ise, 25.06.2005 başlangıç tarihli yazılı kira sözleşmesinin varlığından bahsettiği, ancak dosyaya herhangi bir yazılı kira sözleşmesi ibraz etmediği, davalının, davacı ile aralarındaki kira ilişkisini kabul ederek, dosyaya 25.06.2005 başlangıç tarihli imzasız, ancak ödeme kısmı imzalı beş adet sözleşme sunduğu, söz konusu beş adet 25.06.2005 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin ödeme kısımlarının incelenmesinde, en son 25.11.2014 tarihli 550,00 TL bedelli ödemenin imza karşılığı yapıldığının anlaşıldığı, buna göre, bu sözleşmelere karşı davacının beyanı alınarak, geçerli bir sözleşmenin varlığının tespiti halinde, en son ödeme yapılan 2014 K. ayı kira bedelinin 550,00 TL olduğunun kabulü ile 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 344.maddesi hükmü de gözetilerek ÜFE artış oranını geçmemek üzere sözleşme hükmü doğrultusunda 2015 yılı aylık kira bedelinin belirlenip buna göre takibe konu kira alacağının hesaplanması, taraflar arasında yazılı kira sözleşmesi bulunmadığının tespiti halinde ise, davalı takibe itirazında kira bedelinin 700,00 TL olmayıp, 550,00 TL olduğunu iddia ettiğine göre davalının bildirdiği aylık 550,00 TL kira bedeli üzerinden kira alacağının hesap edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ve eksik inceleme ile karar verilmesinin doğru olmadığı-
Takip dosyasında borçlu kiracıya ödeme emrinin tebliği için çıkarılan ilk tebligatın bila tebliğ iade edildiği, daha sonra davalı kiracıya 07.12.2015 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiğinin görüldüğü, ödeme emri tebliğ edilmediği halde borçlu tarafından 07.07.2015 tarihinde borca itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklının itirazın kaldırılmasını ve kiralananın tahliyesini istediği, İİK.'nun 269. maddesi gereğince, ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yedi gün içinde itiraz sebeplerini, İİK 62. madde hükümleri dahilinde icra dairesine bildirmeye mecbur olduğu, ancak iş bu dava açılmadan önce davacı alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde borçlu kiracıya tahliye ihtarlı ödeme emrinin tebliğ edilemediği, ödeme emri tebliğ işlemi yapılmadığından, yukarıda anılan maddedeki sürelerin işlemeyeceği, borçlunun haricen takibi öğrenip icra dairesine itiraz etmesinin, yasanın emredici hükümleri karşısında hukuki sonuç doğurmayacağı-
01.07.2012 başlangıç tarihli 6 ay süreli kira sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden önce 25.06.2012 tarihinde imzalanmış olup, imzalanma tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 484. maddesi hükümlerine göre kefaletin geçerli olduğu, 01.07.2012 başlangıç tarihli 6 ay süreli kira sözleşmesine göre kefalet süresinin 01.01.2013 tarihinde sona erdiği, kira süresinin sona ermesinden sonraki dönem için Ek madde de kefaletin süresi ve miktarının belirtilmediği, davalı kefillerden talep edilen alacağın sözleşme ve kefalet süresi içinde kaldığı, kefalet sözleşmesi geçerli kabul edilerek işin esası incelenmesi gerekirken kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğundan bahisle yazılı şekilde red kararı verilmesinin doğru olmadığı-
Davacı alacaklının, takibe dayanak yaptığı 15 Mart 2011 tarihli ve üç yıl süreli yazılı kira sözleşmesi gereğince 2014 yılı Eylül, Ekim, K., Aralık, 2015 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarına ait ödenmeyen kira bedellerinin tahsili amacı ile 18.03.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli icra takibi başlattığı, borçluya gönderilen örnek 13 ödeme emrinin, adresin sürekli kapalı olması ve muhattabın ismen tanınmadığı gerekçesi ile iade edildiği, İİK.nun 269. maddesi gereği ödeme ve itiraz süresinin ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, davalı borçlu kiracıya usulüne uygun yapılan bir tebligat olmadığından, yedi günlük itiraz ve otuz günlük ödeme süresinin de başlamadığı, davalı kiracının icra takibini haricen öğrenip icra dosyasına itirazda bulunmasının hukuki sonuç doğurmayacağı, bu durumda davalı borçluya usulüne uygun ödeme emri tebliğ edilmediği için, ödeme ve itiraz süreleri işlemeye başlamayacağından, icra mahkemesinden tahliye istenemeyeceği gözetilerek sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekeceği-
Davalı tarafından ibraz edilen düşük bedelli kira sözleşmesinin Vergi Dairesi'ne ibraz için düzenlendiği, sonraki tarihli kira sözleşmesinde takip dayanağı kira sözleşmesinin taraflarca feshedildiğine dair her hangi bir düzenleme yer almadığı anlaşıldığından tarafların iradesini yansıtan takibe dayanak kira sözleşmesi dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi gerektiği-
Davacının yaptığı icra takibinin takip talepnamesinde takip yollarının bulunduğu sütunda haciz isteminin yanında tahliye isteminin bulunmamasının takibi geçersiz hale getirmeyeceği, takip talebinin 4. sütununda kira alacağının yanında tahliye isteminin de bulunduğu, mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davalı borçlunun, takip konusu kiralanan taşınmazın anahtarlarını 13/01/2016 tarihinde icra dosyasına teslim ettiği, alacaklı vekilinin ise 14/01/2016 tarihinde anahtarları teslim aldığı, bu nedenle tahliyeye yönelik dava konusuz kalmasına rağmen davalının tahliyesine karar verilmiş olması doğru değil ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm fıkrasının 2. bendinde yer alan “Taraflar arasındaki kira akdinin feshine ” ve 3. bendinde yer alan “Davalının takibe konusu taşınmazdan tahliyesine ” ibarelerinin çıkarılmasına, yerine “Tahliyeye yönelik dava konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına” ibaresinin eklenmesine ve kararın HUMK'nun 438/VII. maddesi gereğince düzeltilmiş bu şekliyle onanmasına karar vermek gerektiği-
Davacı alacaklının, 16/10/2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2.200,00 TL kira ve 30,65 TL işlemiş faiz alacağının tahsilini talep ettiği, ancak takip talebinde tahliye istemine yer vermediği, takip talebinde tahliye istemi bulunmadığı halde icra dairesince borçluya örnek 13 ödeme emri düzenlenerek gönderilmesi alacaklıya tahliye yönünden bir hak sağlamayacağı, zira icra müdürlüğü takip talebiyle bağlı olup, talebin dışına çıkılarak tahliye istemi bulunmadığı halde ihtarlı ödeme emri düzenlenmesinin tahliye açısından hukuki sonuç doğurmayacağı, hukuki sonuç doğurmayan ödeme emrine dayanarak tahliye kararı verilemeyeceği, davacı alacaklının icra mahkemesinden tahliye isteminde bulunabilmesi için takip talepnamesinde tahliye talebinin bulunmasının zorunlu olduğu, mahkemece, bu husus kendiliğinden gözetilerek tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davada kendisini vekil ile temsil ettirmeyen davacı yararına vekalet ücretine karar verilmiş olması doğru değil ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği-
Kira sözleşmesinin kiraya verenler tarafından imzalandığı, kira sözleşmesinde kiralayanlar birden fazla olduğundan, kiralayanlar arasında mecburi dava arkadaşlığının bulunduğunun kabulü gerekeceği, birden fazla kiralayan olması halinde icra takibinin bütün kiralayanlar tarafından yapılmasının ve davanın da birlikte açılmasının zorunlu olduğu, zira, tahliye hakkı bölünemeyen haklardan olup, zorunlu dava arkadaşlarından birinin tek başına tahliye isteyemeyeceği-