SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU > - Primlere İlişkin Hükümler > - Prim Belgeleri ve Primlerin Ödenmesi > Madde 86 - Prim belgeleri ve işyeri kayıtları
Uyuşmazlık; 01.09.2004-30.09.2014 tarihleri arasındaki hizmetlerin tespiti istemiyle açılan eldeki davada davalı işyerinden ihale ile iş alan dava dışı şirketlere husumet yöneltilmesi için davacıya süre verilerek davaya katılımları sağlandıktan sonra bozma kararında belirtilen araştırmalar yapılarak sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır..
01.09.1993-01.07.2007 tarihleri arasındaki hizmetlerin tespiti istemiyle 25.12.2014 tarihinde açılan eldeki davada Kurum tarafından davacının 01.12.2003-22.01.2006 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespit edildiği, davacının davalı işveren tarafından 23.01.2006-15.06.2007 tarihleri arasındaki hizmetlerinin Kuruma bildirildiği gözetildiğinde 01.12.2003-22.01.2006 tarihleri arasındaki çalışma dönemi dışında talep edilen 01.09.1993-30.11.2003 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden hak düşürücü sürenin geçip geçmediği noktasında toplandığı-
İşveren tarafından 24.04.2000-03.05.2000 tarihleri arasında davacı adına hizmet bildirimi yapıldığı, işçi-davacının tespitini talep ettiği ve uyuşmazlık konusunu oluşturan 01.04.1999-23.04.2000 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin davalı işverence bildirim yapılmadığı, bildirim öncesi çalışma süresi bakımından 24.04.2000-03.05.2000 tarihleri arasındaki çalışma döneminin geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde dava açılması gerektiği ancak eldeki davanın 05.11.2020 tarihinde açıldığı gözetildiğinde uyuşmazlık konusu 01.04.1999-23.04.2000 tarihleri arasındaki bildirim öncesi çalışma dönemi yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği- "Davacının 24.04.2000-03.05.2000 tarihleri arasında Kuruma bildirilen hizmetleri nedeniyle dava konusu dönem ile birlikte birleşen blok çalışmalarının bulunması hâlinde davanın yasal dayanağını oluşturan ve 5510 s. K. m. 86 ile koşut düzenleme içeren 506 s. K. m 79da düzenlenen hak düşürücü sürenin dolduğundan söz edilemeyeceği" şeklindeki görüşün HGK tarafından benimsenmediği-
İlk derece mahkemesince bozmaya uyularak işin esasına girilmiş ve yazılı şekilde karar verildiği, ancak aslen temyize konu davadaki özel daire bozma hükmünün, Bölge Adliye Mahkemesince işin esası hakkında ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi kapsamında verilmiş olan karara yönelik olduğundan, özel daire bozma ilamı sonrası yargılama ve hüküm tesis etme yetkisinin Bölge Adliye Mahkemesine ait olacağı - İlk derece mahkemesince yazılı şekilde verilen kararın kaldırılarak, özel daire bozma ilamı sonrasında yargılama yapmak ve bir karar vermek üzere, dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerektiği-
Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusunun değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu- Çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyeceği- Öğrencilerin sigortalı sayılmamalarının, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürü olduğu bu bakımdan bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu olamayacağı- Somut olayda, davacı adına verilen 16.10.1984 tarihli işe giriş bildirgesi çırak olarak verilmiş olup, kısa vade sigorta kollarından 31 gün bildirimi bulunduğundan davacının bu dönemde üretime fiilen katılıp katılmadığı yeterince araştırılmaksızın hüküm tesisinin isabetsiz olmadığı bu nedenle; mahkemece bordro tanıkları yeniden dinlenerek, davacının işyerinde ne iş yaptığı, üretime katılıp katılmadığı somut bir şekilde belirlenmeli, üretime katılmış ise çalışmanın tüm sigorta kollarına tabi olması gerektiği gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu ve bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu olduğundan tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği-
Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği- M.lik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonunun esas alınması gerektiği- Blok çalışmalarda kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışmalarında hak düşürücü süreye uğramayacağının kabulünün önceki çalışmalar içinde kabul edilmesi ve hak düşürücü sürenin uygulanmaması gerektiği-