Borçlu kiracının gerek istinaf aşamasında gerekse temyiz dilekçesinde dava konusu taşınmazın imar uygulaması nedeniyle üç parsele bölündüğünü, daha sonra ise el değiştirdiğini, dava konusu parsellerin yeni malikler adına tescillerinin yapıldığını, bu durumun tapu sicil müdürlüğündeki kayıtlarla sabit olduğunu dolayısıyla alacaklı kiraya verenin taraf sıfatının kalmadığını iddia ettiği, Bölge Adliye Mahkemesince ileri sürülen bu iddianın sınırlı inceleme yetkisine sahip icra hukuk mahkemesinde tartışma konusu yapılamayacağı gerekçesi ile araştırılmadığı anlaşıldığından; taşınmazın el değiştirmesi ile önceki malikin tahliye yönünden dava hakkı kalmadığının anlaşılması halinde tahliye davasının reddine karar verilmesi gerekeceğinden, mahkemece dava konusu taşınmazın el değiştirdiği iddiası araştırılmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Sulh Hukuk Mahkemesi dosyasında davacı kiracı tarafından taşınmazın yeni malikleri davalı gösterilerek kira bedelinin uyarlanması istemiyle dava açıldığı, bu dosyaya kiracı tarafından sunulan dava dilekçesinde,” ...davalılar dava konusu taşınmazı satın almışlar ve halefiyet yolu ile mevcut kira sözleşmesinde kiraya veren vasfını kazanmışlardır.” şeklinde beyanda bulunulduğu, icra dosyasına kiracı tarafından sunulan itiraz dilekçesinde "davacılara ve taşınmazı devreden kiralayana yapılan ödemeler sebebiyle kira borcu bulunulmadığı" beyanı karşısında kiracının kira sözleşmesini kabul ettiği, taşınmazı yeni satın alan maliklerin halefiyet kuralı gereğince kira bedellerinin kira sözleşmesindeki yasal artış oranı ile talep ederek takip yapmış olmasında bir usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı, kira alacağının talep edilmesi için yazılı bir bildirimin aranmayacağı zira kiracının taşınmazın devrinden haberdar olduğu ve kira alacağı için bir kısım ödemeler yaptığı beyan etmiş olduğu-
Önceki malik ile davalı arasında 15.03.2014 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesi bulunduğu, kiralananın konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümlere tabi olması nedeniyle, 6098 sayılı Kanun’un 347. maddesi uyarınca kira sözleşmesi her yıl kendiliğinden yenilenmekte ve davanın açıldığı tarih itibariyle 15.03.2024 tarihinde sona erdiği- İhtiyaç nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkin dava, kira sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren bir aylık süre içerisinde, 21.03.2024 tarihinde açıldığına göre, süresinde olduğu-
Davacı alacaklı ........’in yargılama devam ederken 22.06.2021 tarihinde tahliyesi istenen taşınmazı dava dışı ..............’a devrettiği, önceki malik tarafından açılan davayı ancak dava hakkının yeni malik ............'a temlik edilmesi halinde yeni malikin davayı takip etme hakkının bulunduğu, eski malikin de tahliye talep edemeyeceği, yeni malikin davaya devam edebilmesi için de eski malik ile yeni malik arasında dava hakkının yazılı temlik yolu ile devredilmesinin gerektiği, yeni malik tarafından 21.02.2022 tarihinde sunulan beyan dilekçesi ile eski malik tarafından devam eden yargılamaya muvafakat edildiği, ancak yargılamaya devam etmeyi talep etmediği, taşınmazın satılması ile önceki malikin tahliye yönünden dava hakkı kalmadığının anlaşılması karşısında tahliye davasının reddi gerekeceği-
Kiracılık sıfatı devam ederken kiralanandan haksız tahliye olunduğu iddiasıyla, kiralananın kullanılamadığı döneme ilişkin yabancı para ile peşin ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca iadesi istemi-
Sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmelerden olan uzun süreli kira sözleşmesinin süresinden önce feshi halinde, peşin ödenen yabancı para cinsinden olan kira bedelinin fesihten sonraki süreye ilişkin olan kısmının kiraya veren tarafından kiracıya iadesi gerektiği- Yabancı para cinsinden olan kira bedelinden kullanımın olmadığı fesihten sonraki süreye isabet eden kısmının iadesinde döviz cinsinden veya Türk Lirası üzerinden talepte bulunulabileceği- Kiracının, yabancı para cinsinden aynen iade talep etmeyip Türk Lirası üzerinden denkleştirici adalet ilkesine göre talep ettiğinde kullanılmayan süreye isabet eden ve iadesi gereken kira tutarının milli para cinsinden karşılığının yatırım araçlarını bir arada barındıran denkleştirici adalet ilkesi gereğince (enflasyon, üfe, tüfe, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretleri gibi ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak suretiyle) fesih tarihinde ulaştığı miktar üzerinden hüküm kurulmasının isabetli olduğu- Dava konusu kiralananın bulunduğu tahsisli alanın ihale ile alınması sonucu olarak davalı şirketin TBK 310 uyarınca yasal olarak sözleşmenin tarafı haline geldiği-
Temerrüt sebebiyle tahliye davasının alacağa bağlı olarak açılan bir dava olduğu- Satımdan sonra alacak yeni malike temlik edilmediğinden yeni malik yönünden, Davanın açılmasından sonra kiralananın satılmasıyla kiraya veren sıfatı kalmadığından önceki malik yönünden tahliye isteminin reddi gerektiği-
Temerrüt sebebiyle tahliye davasının, alacağa bağlı olarak açılan bir dava olduğu- Satımdan sonra alacağın yeni malike temlik edilmediği bu nedenle alacak yönünden davaya devam edileceği- Dolayısıyla davanın açılmasından sonra kiralananın satılmasıyla önceki malikin kiraya veren sıfatı kalmadığından tahliye isteminin reddi gerektiği, yeni malik yönünden kiralananın tahliyesine ilişkin verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğu-
Mülkiyet kaynaklı el atmanın önlenmesi davalarında, mülkiyet hakkına üstünlük kuralı esas olsa da davalının kullanımının haklı sebebe dayalı olduğunun tespiti halinde davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Kiracılık ilişkisini ve kira borcunu kabul etmeyen borçlunun itirazı üzerine açılan davacı alacaklının İİK'nın 68. maddesi gereğince itirazın kaldırılması talebinin, taraflar arasında düzenlenmiş imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye dayanmadığından alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiğinden dar yetkili icra mahkemesinde incelenemeyeceği-
