Muris muvazaası ve vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenlerine dayalı miras payı oranında tapu iptal ve tescil istemine ilişkin açılan davada,Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınacağı, bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altında olduğu,vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirleneceği-
Davalı avukatın takip etmiş olduğu davada, duruşmalara mazeretsiz olarak katılmayarak dosyanın iki kez işlemden kaldırılmasına neden olduğu, Avukatlık Kanunu'nun 34. maddesinde düzenlenmiş olan “avukatın özen borcu”nun, objektif sorumluluk olduğu göz önüne alındığında; basiretli bir avukatın mazeretsiz olarak duruşmaya katılmaması, bunun sonucunda da dosyanın müracaata bırakılması, üstelik bir süre sonra aynı olayın tekrar etmesi, “özen borcu” konusundaki yükümlülüğün yerine getirilmediğinin açık bir göstergesi olduğu- Taraflar arasındaki “güven ilişkisi” vekalet akdinin en önemli unsurlarından olup, somut olayda davacı müvekkilin, davalı avukatına olan güveninin sarsıldığının, dolayısıyla azlin haklı olduğu-
Vekil konumunda olan doktorların bilim ve teknolojinin getirdiği bütün imkanları kullanmak suretiyle özen borcunu yerine getirmesi getirdiği-
İdare aleyhine açılan tazminat davası süre aşımı nedeniyle reddedilmeseydi, idarenin aleyhine tazminata karar verilebileceğinin gözetilerek, davalı avukatın, davacı adına tazminat davasını açarken görevini ihmal ettiği ve bu nedenle kusurlu olduğunun kabulü ile davacıya zarara uğrattığı kabul edilmesi gerektiği-
Üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, MK 2.'de yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmesi; tapu kütüğündeki sicile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunması gerekeceğinden, ikinci el durumundaki kayıt maliki davalının iyiniyet savunmasının sübutu halinde adı geçenin taşınmazı edinimine değer verileceği ve TMK 1023'ün koruyuculuğundan yararlanacağı-
Üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmesi gerektiği- Davalı, savunmasında; "annesine bakması için taşınmazın yarı payını davacıya verdiğini, kendisine de bakacağını, fakat bakmadığını ve taşınmazın yarı payını geri aldığını, davacı ile anlaşmalarının da böyle olduğunu" beyan etmiş olup, tapu kaydından da taşınmaz davalıya ait iken davacıya devredildiği görüldüğü halde, bu savunma üzerinde durulmaksızın karar verilmiş olmasının hatalı olduğu-
Çekişme konusu payların satış işleminin yapıldığı, satıştan sonraki tarihli belgede davacı ve diğer tüm mirasçıların davalıyı ibra ettiği, sözü edilen belgenin imzalı boş kağıdın üzeri doldurulmak suretiyle oluşturulduğu iddiasının usulüne uygun biçimde kanıtlanamadığı anlaşıldığından, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil isteğine ilişkin davanın reddi gerektiği- Mahkemece "...belge altında davacının imzası bulunsa da, tanıkların beyanları dikkate alındığında metin kısmının sonradan daktilo ile yazılma olasılığının yüksek bulunduğu...” gerekçesi ile anılan belgeye itibar edilmemesinin isabetsiz olduğu- Varsayıma dayalı hüküm kurulamayacağı-
Üçüncü kişi, vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması  gerektiği, bunun dürüstlük kuralının (TMK mad. 2) doğal bir sonucu olarak kabul edildiği ve bu hususun hakim tarafından kendiliğinden göz önünde tutulmasının zorunlu olduğu- Davacı ile davalının yeğen oldukları, davalının anne ve kardeşleri olan dava dışı kişiler ile davacının, davalının’ın gösterdiği diğer davalıyı aynı vekaletnameyle vekil tayin ettikleri, çekişme konusu 17 adet taşınmaz bakımından davacının miras paylarının temliki nedeniyle davacıya satış bedeli ödendiğinin kanıtlanamadığı anlaşıldığından, davalıların el ve iş birliği içerisinde hareket ederek, vekalet görevini kötüye kullandıkları sonucuna varılması gerektiği-
Hakkın kötüye kullanıldığına ilişkin savunma yapılmamış olsa da, böyle bir durumu hakimin re'sen göz önüne almak zorunda olduğu- Davacı, vekaletnamenin düzenlendiği tarihte, bu vekalet ile annesinin en büyük ve en değerli, 2 taşınmazını sattığı tarihte, ayrıca dava konusu edilen resmi taksim senedinin düzenlendiği tarihinte hukuki ehliyetsizliği bilmediğini iddia etmesinin hayatın olan akışına aykırı olduğu, davacı taksim sonucu adına tapuda tescil edilen taşınmazlardaki 2/9 payını davalı kız kardeşlerine satış suretiyle temlik etmiş olup, herkes haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğundan, ve iyiniyet  ve hakkaniyet ilkesine, davacının da aynı resmi taksim senedine bizzat katıldığı ve taksim sonucu kendisine intikal eden taşınmazlarla ilgili temliki tasarruflarda bulunduğu, tüm resmi işlemler de hukuki ehliyetsizliği bilerek kendi yararına işlemler yaptıktan sonra, dava açma hakkının davalıları zararlandırma amacıyla kötüye kullanması sonucu davalılar zarar göreceğinden bu aşamada objektif iyiniyet kurallarına uygun olmayan bu hakkın kullanılmasını yasa korumayacağından, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin davanın kabulünün isabetsiz olduğu-
Üçüncü kişi, vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmamasının, Medeni Kanunun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmesinin gerekeceği-