Avukatın, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli ve müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorunda olduğu, aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekeceği- Azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkilin avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü olmadığı, buna karşılık haksız azil halinde avukatın, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahip olduğu, somut olayda, davalı tarafın, azil iradesinin bildirimine ilişkin ihtarnamesinde açıkladığı azil sebebiyle bağlı bulunmadığı, görülmekte olan davada yeni ve başkaca azil sebeplerini bildirebileceği, azlin haklı olduğu yönündeki savunmasını da bu sebeplere dayandırabileceği kabul edilerek mahkemece, taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık konusu olan, "azlin haklı olup olmadığı" hususu ile ilgili, davalının eldeki davada ileri sürdüğü tüm azil sebepleri incelenip, değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı taktirde tazminat isteğine-
Davalı doktorların vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır (B.K. 386, 390 md). Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de, bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna-
Tazminat davası-
Kural olarak ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istekli davaların, pay oranında açılmasına olanak bulunmadığı, ancak bu ilkenin 3. kişilere karşı açılacak davalar için geçerli olup mirasçılar arasında görülen davalarda tapu iptali ve tescil talebinde bulunulmasında usule aykırı bir yön bulunmadığı-
Üçüncü kişi davacının vekaletten azledildiğini, kendisinden beklenen özeni göstermediği ya da durumun özelliği icabı bilmesi gerektiği, vekil ile çıkar ve işbirliği içinde bulunduğu kanıtlanamamış olduğundan, davacının TMK. mad. 3 anlamında kötüniyetli olduğunun kabulü mümkün olmadığından, davanın esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken çelişkili tanık beyanlarına itibar edilerek davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Davacı, davalı vekilden gerçek satış bedelini istemekte olup, gerçek satış bedelinin davacıya ödendiğinin ispat yükünün davalıda olduğu, yani, davalının, gerçek satış bedelini davacı müvekkiline ödediğini yasal delillerle kanıtlamak zorunda olduğu- Davalı, yazılı delillerle satış bedelini davacıya ödediğini ispatlayamadığından, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, mahkemece "enişte-kayınbirader olan taraflar arasında güven ilişkisi olduğu ve tanık beyanları ile ödenen bedelin kanıtlanmış olduğu"na karar verilmesinin hatalı olduğu-
Davacının açık muvafakati olmaması ve yine davalı(yenge) ile davacı arasında HUMK mad. 293/1(HMK mad. 203/1)'de sayılan akrabalık ilişkisi bulunmadığından, HUMK mad. 288(HMK mad. 200) maddesi gereğince miktar itibarıyla olayda tanık dinlenmeyeceği ve dinlenen tanık beyanları hükme esas alınamayacağı-