Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat ve alacak istemi- Davacı ve davalı şirket ile arasında iki adet "Uçucu Personel (Kokpit B747/400) İş Sözleşmesi" imzalandığı-Temeli 6098 sayılı Kanun'un İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmesine dayanmakta olan ve 7036 s. İş Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davada iş mahkemelerin görevli olduğu-
Hizmet tespit davalarında, tanıkların hizmet tespiti istenen tarihte işyeri veya komşu işyeri sigortalısı ya da işvereni olup olmadıklarının araştırılması, davalı Kurumdan, bu kişilerin belirtilen tarihte sigortalılık bildirimlerinin hangi işyerinden yapılmış olduğu da sorularak elde edilen bilgilerin beyanlarında belirttikleri olgularla örtüşüp örtüşmediği de irdelenerek, işyerinin kapsamı ve kapasitesi ile niteliği bu beyanlar çerçevesinde kontrol edilmesi gerektiği- Hizmet tespit davalarında, işverenin çalışma olgusunu kabulü ya da reddinin tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı-
Taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada; davacı şirket ile davalı arasında 2003 yılı itibari ile yatırım hesabı açılmasına ve işletilmesine dair genel şartlar sözleşmesi ve ekleri ile 22.07.2014 tarihli türev ve forward işlemlere dair yetki sözleşmesi imzalanması ve bu sözleşmeler çerçevesinde davalının, davacı şirket aracılığıyla yatırım işlemlerini gerçekleştirdiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, davacı firmanın bir aracı kurum niteliğinde olduğu, kurum merkezinin İsviçre ülkesinin Cenevre şehrinde olduğu, Türkiye'de şubesinin bulunmadığı, sözleşmenin Cenevre'de imzalanmış olması nedeniyle 01.07.2014 tarihinde yürürlüğe giren tebliğin kapsamı dışında kaldığı ve SPK hükümlerine tabi olmayacağı, türev yatırım araçlarının, belli bir varlığın gelecekte oluşacak fiyat ve miktar üzerinden alma ya da satma hakkı verdiği, klasik yatırım araçlarının aksine özünde belirsizlik riski taşıdığı, işlemlerin yabancı para ile yapılması halinde kur riski de söz konusu olacağından kaldıraç riski nedeniyle öngörülemeyecek şekilde kar etme veya ana paranında üzerinde zarar etme olasılığının mevcut olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre kontrat emirlerinin e-mail, faks veya telgraf yolu ile iletileceğinin belirtildiği, davacının teminat tamamlama isteğine davalının 14.12.2014 tarihinde 150.000,00 USD yatırmasının bu işleme icazet verdiği anlamını taşıdığı, bu tarihte davalının portföyünde zararı olmadığı, para göndermesi için bir nedenin de olamayacağı, davalının daha önce uzun süre işlemler yapmasının da icazet verildiğini teyit anlamına geldiği, brent petrol beklentileri üzerine yapılmış olan bu kaldıraçlı işlemde piyasada fiyatların beklenmedik şekilde düşmesi üzerine davalının pozisyonda kalarak zarar ettiği, bu işlemler nedeniyle davalının davacıya 407.619,18 USD borçlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 407.619,18 USD’nin 31.03.2015 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi gereğince dolar cinsinden dövize uygulanacak faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verileceği-
Davacının dava dışı işçiye ödediği kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretini, davalılar ile imzalanan hizmet alım sözleşmelerine göre rücuen tahsilini talep ettiği somut olayda, davacı işverenin işçiyi çalıştıran davalı yüklenicilerden, yaptığı ödemelerin ve fer’îlerinin tamamını talep etme hakkının bulunup bulunmadığı, davalıların ödemelerin tamamından mı yoksa yarısından mı sorumlu tutulacağı-
Rekabet sözleşmesine aykırılık sebebiyle cezai şart talepli davada, hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olacağına dair TBK.’nin 420/1 maddesi hükmünün, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesine uygulanma imkânının bulunmadığı- "Taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesi, bünyesinde barındırdığı unsurlar itibariyle davacı ile davalı arasındaki hizmet/iş sözleşmesinin eki/devamı niteliğinde olduğundan, sözleşme metninin hizmet sözleşmesinden ayrı düzenlenmiş olmasının, anılan rekabet yasağı sözleşmesini hizmet sözleşmesinden bağımsız bir sözleşme niteliğinde olduğunu kabul için yeterli olmadığı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca kabul edilmediği-
İşçinin kaptan pilotluk sözleşmesi kapsamında çalışmaya başladığı, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmadan feshedildiği olayda; taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerine göre işverenin cezai şartı almaya hak kazandığı- İşçinin, her ay maktu bir şekilde aldığı günlük brüt ücretin, aylık brüt üretin 30'a bölünmesi ile belirleneceği ve buna göre hesaplamanın yapılması gerektiği-
Sözleşme konusu işte asıl amacın davacının anlık değişkenliklere uygun olarak yüz doksan bir gün boyunca etkinliği kesintisiz biçimde sürdürmesi olduğu, sözleşme ve birinci mutabakat ile ikinci mutabakatta etkinliğe gelecek kişi ve katılımcıların sayısının kesin ve tam olarak belirlenmediği, uyuşmazlığın dayanağı ikinci ek mutabakatta belirlenen malzeme miktarlarının asgarî rakamlar olduğu ve ziyaretçi yoğunluğuna bağlı olarak arttırılacağının düzenlendiği- Sözleşme konusu hizmetle ilgili düzenlenen dava konusu hakedişler de dâhil tüm hakedişlerde davalının onay süreci ve ödeme prosedürü aynı olduğu gibi, hakediş miktarları arasındaki farklılığın da organizasyona ziyaretçi olarak katılan kişi sayısındaki artıştan kaynaklandığı- Davalının dava konusu hakedişlerin içeriklerinin yerine getirilmediğine, gerekli malzemelerin kullanılmadığına ve hizmetin verilmediğine yönelik herhangi bir itirazı bulunmadığı- Davalı tarafça, onayı alınmadan yapılan malzeme artışlarından dolayı ödeme yapılmayacağı savunulsa da, katılımcı sayısına bağlı olarak gerçekleşen artışlarla ilgili onayı alınmayan davalı ajans yetkilileri, sarf malzemesi tutanaklarının büyük çoğunluğunu hiçbir itiraz ileri sürmeksizin imzalayıp kabul ettiği, davalı tarafından sarf malzemesi tutanaklarının cüz’î bir kısmı “ortalama asgarî tutarı geçmeme şerhi ile” ve “asgarî tutarı geçmemek şerhi ile” yazılarak imzalandığı ve davalının bu tutanaklarda belirtilen miktarların doğru olmadığına dair itirazı veya şerhi de bulunmadığı davalı ajans görevlilerince imzalanan bu tutanaklara rağmen, sarf malzemesi artışlarına günlük kullanımlarda itiraz edilmediği ve davacı yüklenici uyarılarak bu artışlara karşı çıkılmadığı, artışların ziyaretçi sayılarına bağlı olarak ve ajansın bilgisi dâhilinde gerçekleştiği uyuşmazlıkta, sözleşme ve ek mutabakatların kapsamı itibariyle de artışların yapılmasının mümkün olduğu-
Davalı işveren şirketin olay günü şoförlerin izinli ve raporlu olmaları nedeniyle asıl işi şoförlük olmayan işçilere araç kullanma görevini vermesi ve aracın görevlendirilmiş şoför haricinde kullanılmaması konusunda işçilere kurallar koyarak bu kurallara uyulması konusunda gerekli eğitim ve denetim görevini yerine getirmemesi nedeniyle kusuru bulunduğu, meydana gelen iş kazası olayı ile zarar arasındaki illiyet bağının sigortalının ağır kusuru nedeniyle kesilmediği-
3. HD. 29.12.2021 T. E: 6647, K: 13823
Yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldıktan sonraki dönemde, "genel müdür" olarak yaptığı işin niteliği ve SGK nezdinde kayıtlı olduğu “yönetici" statüsü nazara alındığında; davacının davalı şirkette, işveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan "işveren vekili" niteliğini haiz bir iş/hizmet ilişkisi içerisinde çalıştığının kabulü gerektiği- Anılan dönemde davacının, iş/hizmet sözleşmesindeki "bağımlılık" unsurunu ortadan kaldırır düzeyde bir görev aldığının söylenemeyeceği- Davacının uyuşmazlık konusu dönemde, "işveren vekilliği" (İş K. m. 2/5) sıfatı için gerekli tüm unsurları bünyesinde barındıran bir çalışma içerisinde olduğu, işveren davalı şirket karşısında çalışan konumunda (İş K. m. 2/6) olduğu, şirkette sahip olduğu pay oranı ile davalı şirketin yönetim kurulunu tayini için alınacak genel kurul kararlarına etkisinin davalı şirketle olan iş/hizmet ilişkisindeki bağımlılık unsurunu ortadan kaldırabilecek düzeyde olmadığı gözetildiğinde, genel müdür davacının yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı tarihten sonraki uyuşmazlık konusu döneme ilişkin olarak ileri sürdüğü alacak talepleri bakımından iş mahkemelerinin görevli olduğu-