Sözleşme süresince itirazı kayıt ileri sürmeden asıl alacağa ilişkin ödemelerin kabul edilmesi halinde, sözleşme ilişkisi sona erdiğinde, (asıl alacağın fer'i olan) faiz alacağının da sona erdiğinin kabulü gerektiği-
İş kazasında yaralanan işçinin açtığı tazminat davasında, bekletici mesele yapılan maluliyet oranının tespitine dair dosyanın kesinleştiği tarihte davacının zararının kesin şekilde belli olduğu kabul edilerek zamanaşımının meslekte kazanma gücü kaybı oranının kesin şekilde belirlenmesinden sonra hesaplanması gerektiği- "Tazminata konu zararın varlığının öğrenilmesi yeterli olduğundan, zamanaşımı başlangıç tarihinin olay tarihi olduğu ve davacının ıslah dilekçesiyle talep ettiği maddi tazminatların zamanaşımına uğradığı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
11. HD. 17.06.2020 T. E: 2019/4744, K: 2968-
Konaklama ve Hizmet Sözleşmesinde öngörülen toplam hizmet bedelinin davalı yurda ödenmesi ve davacının henüz sözleşme süresi sona ermeden yurttan ilişiğini keserek ayrılması halinde yurttan ayrıldığı tarihten sonraki aylara ilişkin hizmet bedelinin iadesinin gerekip gerekmediğinin taraflar arasındaki konaklama sözleşmesine bakılarak belirlenmesi gerektiği- Taraflar arasında imzalanan Konaklama ve Hizmet Sözleşmesinde, öğrencinin yurttan ayrılması durumunda izlenecek yol belirtilmemişse, öğrencinin yurttan ilişiğini kestiği tarihten sonraki aylara(yurt hizmetinin alınmadığı aylara) ilişkin hizmet bedelinin iadesi gerektiği-
Davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak kurumu gözönünde bulundurulmaksızın, bozma sonrası ilk karardakinden daha fazla maddi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğu gibi, usuli kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durumun da bulunmadığı- Davacının ilk bozma kararından önce hükme esas alınan rapordaki maluliyet oranı %19,2 olmasına karşın, davalı vekilinin temyizi üzerine, bozma kararından sonra hükme esas alınan rapordaki maluliyet oranının %16,2 olduğu hususu gözönüne alındığında, davacı açısından değerlendirilmesi gereken değişen-gelişen durumun da olmadığı- Bozma kararından sonra maluliyet oranı değiştiği gibi karar tarihine yakın tazminata esas ücretin asgari ücrete oranının da değiştiği, ek dava olduğu için usuli kazanılmış hakkın bulunmadığı, zararın öğrenilmesine esas kusur ve maluliyet oranının 2008 yılı ve bozma sonrası belirlendiğine ve bu tarihlere göre on yıllık zamanaşımı dolmadığından direnme kararının uygun olduğu-
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşeceği için, bozma kararına uymuş olan mahkemenin kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremeyeceği-Somut olayda, yerel mahkeme kararı yalnızca davalı tarafça temyiz edilmiş olup bozmadan sonra yerel mahkemece, ilk karardaki miktarı aşacak şekilde davacı taraf lehine tazminata hükmedilemeyeceği-
Davacının isteminin dayandığı hukuki sebep, "kendisi ile davalı arasında yapılan hizmet sözleşmesi ile davalının 'ücret' borcuna ilişkin olmayıp davacı ile davalı arasındaki borç ilişkisi iddiasına dayandığından, yani, davacı, almış olduğu senede dayanarak, davalıya verdiğini iddia ettiği borcu talep ettiğinden, uyuşmazlığın çözümünde, yanlar arasındaki hukuki ilişkide, öncelikle Borçlar Kanunu’nun karz akdi hükümleri ile kambiyo senedine dayanılması nedeniyle ticari hükümlerin uygulanması gerektiği- "Davacı işçinin, işverenin kredi çekememesi nedeniyle, talimatı üzerine, işveren için kredi çekildiği, hukuki ve kişisel bağımlılık nedeni ile iş ilişkisi kapsamında kredi çekilip işverene verildiği, davacının serbest iradesi olmadığı için tarafların eşit konumda olduğu ve serbest irade ile kararlaştırılan karz sözleşmesinden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın iş sözleşmesinden ve iş ilişkisinden kaynaklandığı, bu nedenle iş mahkemesinin görevli olduğu yönündeki bozmasının isabetli olduğu" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Davalının icra dosyasına yaptığı ödeme dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği-
Davada taraf olmayan kişi veya kişiler aleyhine bir karar verilemeyeceği- Adi ortaklığın borcu nedeniyle ortakların müteselsilen sorumlu oldukları, birlikte sorumluluk gereği adi ortaklığı teşkil eden şirketler hakkında müteselsilen hüküm kurulması gerektiği-
Sözleşmenin herhangi bir yerinde limanın mal sahibi tarafından kullandırılabileceğine ilişkin hüküm olmadığı, sözleşmede "fabrikanın ihtiyaç duyduğu yüklerin taşınmasında kullanılmasına" ilişkin hükmün dava konusu tahliye bedelini davalının almasına engel olmayacağı- Limana yanaştırılan gemi içerisindeki davacıya ait plaj kumunun tahmil ve tahliyesi işi davalı tarafından yapıldığına göre bu hizmetin karşılığının alması gerektiği-