Hizmet ve prime esas kazancın tespitine ilişkin davada; davacının işyerindeki konumu gereği sigortalılık işlemlerinin gerçekleştirilmediğinden çalışma süresi boyunca haberdar olmadığını iddia etmesinin hayatın olağan akışına ve genel müdürlük sıfatına uygun olmadığı- Şirket ortaklarının aldığı kararla şirketi temsil ve ilzam konusunda yetkili kılınan davacıya ayrıca vekâletname verilmesinin gerekmediği, davacının 01.01.2004 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı aldığı, farklı işyerlerinden ve davalı şirkete ait işyerinden kısmen sosyal güvenlik destek primine tabi sigortalılık bildirimi yapıldığı gözetildiğinde sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmaya yönelik talepte bulunmasında hukuki yararının olmadığı- İş (hizmet) ilişkisinin unsurları arasında yer alan bağımlılık unsurunun gerçekleşmediği, davacının patron konumunda çalıştığını, işverenden aldığı bir emir ve talimatın bulunmadığını, çalışanlara emir ve talimatların davacı tarafından verildiğini beyan etmeleri karşısında davacının otel işyerinde vekâlet sözleşmesi kapsamında çalıştığı ve iş (hizmet) sözleşmesinin varlığının ortaya konulamadığından davanın reddi gerektiği-
İptal edilen çalışmaların fiili olup olmadığının yaşlılık aylığı koşullarının yerine getirilip getirilmediğinin belirlenmesi yönünden önem arz ettiği gözetildiğinde yaşlılık aylığı tahsisinde esas alınan ve Kurum tarafından iptal edilen çalışmaların fiili ve gerçek olup olmadığının tespit edilmesi, gerçek ve fiili olmadığının tespiti hâlinde ise sigortalılık durumu da araştırılmak suretiyle tahsis koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Bedensel zararlardan kaynaklanan tazminat davalarında zamanaşımı süresinin hangi tarihte işlemeye başlayacağı konusunda içtihatların birleştirilmesine gidilmiş ancak Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 18.12.2023 tarihli ve 343 sayılı kararı ile her somut olayın niteliği ve olaya konu kazaya/zarara ilişkin düzenlenen tıbbi belgelerin özelliklerinin dikkate alınarak zamanaşımı başlangıç süresinin belirlendiği, bu belirlemeler yapılırken de bedensel zararın niteliği, illiyet bağı bulunmak koşuluyla değişim ve gelişim gösterip göstermediği, maluliyetin kesinleşip kesinleşmediği gibi hususların sonuca ulaşmada etkili olduğu, bedensel zararlarda zamanaşımı süresinin başlangıcı noktasında somut olayın niteliği ve zararın özelliğine göre değil de kişinin mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacak ve her bir olay için aynı yönde geçerli olacak şekilde soyut ve genel bir kural içeren bir karar alınamayacağı, esasen bu tür uyuşmazlıklarda uyuşmazlığın niteliğine göre zararın baştan belirlenemediği ancak bir incelemeden sonra tam olarak tespiti mümkün olan tazminat taleplerinde etkin hukuki korunmanın sağlaması amacıyla belirsiz alacak davasına konu edildiği ve bu düzenlemenin doğru, etkin ve yerinde uygulanılması durumunda ayrı bir düzenlemeye de gerek duyulmayacağı- Davacının 12.08.2005 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle maluliyet oranı ilk kez Kurum tarafından 12.06.2011 tarihinde iş göremezlik derecesinin %38,2 olarak tespit edildiği, öte yandan davacı tarafından 14.06.2011 tarihinde iş kazasının ve iş göremezlik geliri bağlanması gerektiğinin tespiti istemiyle açılan davada Mahkemece davalı Kurum yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan, davalı şirket yönünden husumet yokluğundan reddine dair verilen kararın taraflarca temyiz edilmeksizin 14.08.2014 tarihinde kesinleştiği gözetildiğinde zararın kapsamı yani zararlandırıcı olayın değil bedensel zararın niteliği ve unsurlarının öğrenildiği tarih dikkate alındığında ıslah dilekçesi ile talep edilen maddi tazminatın zamanaşımına uğradığından söz etmenin mümkün olmadığı-Zararın öğrenilmesinin onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamında olduğu, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hâl ve şartların öğrenilmesinin, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterli olduğu, davacının zararı kaza tarihinde öğrendiğinin kabulü gerektiği, bu nedenle davacının zararı kaza tarihinde öğrendiğinin kabulü gerektiği, 29.05.2019 tarihli ve 2017/8 Esas, 2019/3 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında kısmi davada ıslah ile arttırılan miktarlar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceğinin belirtildiği, bu içtihadı birleştirme kararının gerekçesinin yol gösterici olduğu, bu karara göre ıslah ek dava olmayıp dava dilekçesindeki miktarın düzeltilmesi mahiyetinde olduğu, bu nedenle zamanaşımının dava tarihinde ıslah ile arttırılan miktar için de kesildiğinin kabulü gerektiği, direnme kararının bu farklı değişik gerekçe ile doğru olduğu ileri sürülmüş ise de bu görüşlerin Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Hükme esas alınan bilirkişi raporunun olayın oluşuna uygun olmadığı, müteveffanın kaza öncesi dönemlere ait tüm tıbbi belge ve raporlarının dosyaya celp edilmediği, işveren tarafından gönderilen periyodik muayenelere ait işçi sağlık fişi fotokopisinin anlaşılır ve açıklayıcı olmadığı, periyodik muayenelerin mevzuata uygun yapılıp yapılmadığı ile olayın meydana gelmesinde işyeri koşulları ve bünyesel faktörleri irdeleyen kusur raporu alınmadığından tarafların iddia ve itiraz sebeplerinin değerlendirilmesini de kapsar şekilde tespit eden kusur raporu aldıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
İlk Derece Mahkemesince davacı tarafa maluliyet oranının tespiti davası açmak üzere süre verilmesi üzerine 28.06.2013 tarihinde açılan davada davacının geçirdiği iş kazası nedeniyle maluliyet oranının %19,2 olduğunun tespitine dair verilen kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği 09.06.2016 tarihinde zararın kapsamı yani zararlandırıcı olayın değil bedensel zararın niteliği ve unsurları öğrenildiğinden ıslah dilekçesi ile talep edilen maddi tazminatın zamanaşımına uğradığından söz etmenin mümkün olmadığı-
İşletme sözleşmesinin Prof.Dr........... ile akdolunmadığı, ileride kurulacak .............. Sağlık Hiz. A.Ş. İle düzenlendiği, sözleşmede getirilen yükümlülüklerin müvekkil şirkete ait olup, bizzat Prof.............'e özel bir yükümlülük getirilmediği, kaldı ki; müvekkil şirketin her zaman iki kadrolu uzman hekimi ve şirket ortağı Op.Dr..............'ı hastanede hazır bulundurduğu, sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirildiği, Prof.Dr............'in işten ayrılması halinde dahi, davacı ............ Sağlık Hiz. A.Ş. üç ay içinde yönetimin onay vereceği beyin cerrahisi yöneticiliği için yeni bir öğretim üyesiyle anlaşması durumunda sözleşmenin aynı koşullarda devam edeceğinin sözleşmenin 10. maddesinin 2. fıkrasında açıkça vurgulandığı, taraflar arasındaki hesap mutabakatının yapılmamasının tek sorumlusu olarak müvekkil şirketin gösterilmesinin hatalı olduğu, oysa davalının kusuru ile mutabakatın yapılamadığı, kaldı ki sözleşmenin davalı tarafça tek taraflı feshedilmesi nedeniyle mutabakat yapılsın ya da yapılmasın, sözleşme haklı nedenle feshedilsin ya da edilmesin müvekkil şirketin geçmişe dönük tasfiye alacağını talep etme hakkı bulunduğu-
6. HD. 02.04.2024 T. E: 2023/599, K: 790
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı işverenin davalı yüklenicinin verdiği eğitim içeriklerini teslim almaktan imtina etmesinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı noktasında toplandığını, davacı işverenin davalı yüklenicinin vermek istediği uzaktan eğitim içeriklerinin sözleşmeye uygun olmadığını belirterek ödediği ücretin iadesini talep ettiğini, bilirkişi kurulu raporuna göre; davaya konu eğitim içeriklerinin tamamının DVD, harici bellek gibi cihazlara taşınabileceği, içeriğin tamamının herhangi bir medya oynatıcıda yürütülebileceği ve tamamının ses dosyalarını içerdiği, dosya uzantılarının SWF olduğu, bu içerikteki dosyaların harici kaynak veya ayara gerek kalmadan görüntülenebileceği, FLA formatının ise SWF formatının düzenlenebilir sürümü olduğu, taraflar arasındaki sözleşme içeriğinde kaynak kodlarının teslimi yönünde herhangi bir şart bulunmadığı, ses dosyaları ve FLA verilerinin tesliminin ise davalı şirket tarafından yüklenilmiş ve kabul edilmiş olduğunun belirtildiğini, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede davalı yüklenicinin eğitim içerik tasarımlarını, sözleşme sona erdikten sonra herhangi bir bedel ödemeksizin davacı işverene vereceği kararlaştırıldığını, bu doğrultuda uzaktan eğitimlerin DVD'ye aktarılması suretiyle davacı işverene teslim edilmek istenmişse de, davacı tarafın verilen SWF uzantılı dosyaların ses dosyaları ile kaynak kodlarının bulunmadığı gerekçesiyle teslim almaktan imtina ettiğinin anlaşıldığı, ancak sözleşmede kaynak kodlarının teslimi yönünde herhangi bir şart bulunmadığı gibi yapılan bilirkişi incelemesinden davaya konu eğitim içeriklerinin tamamının DVD, harici bellek gibi cihazlara taşınabileceğini, içeriğin tamamının herhangi bir medya oynatıcıda yürütülebileceği ve tamamının ses dosyalarını içerdiğinin anlaşıldığını, buna göre davalı yüklenicinin kaynak kodlarını teslim borcu bulunmadığını, yüklenicinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, uzaktan eğitim içeriklerinin tesliminin eldeki davanın konusu olmadığını belirterek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davalı işveren tarafından davacının tespit edilen iş göremezlik oranına itiraz edilerek malûliyet oranının tespiti istemiyle açılan dava nedeniyle zamanaşımının kesildiği kabul edilmişse de, eldeki tazminat davasında zamanaşımı süresinin kesildiğinin kabul edilmesine olanak bulunmadığı- Davalının itirazı üzerine açılan malûliyet oranının tespiti davasının onanarak kesinleştiği tarihte zararın kapsamı yani zararlandırıcı olayın değil, bedensel zararın niteliği ve unsurları öğrenildiğinden ıslah dilekçesi ile talep edilen maddi tazminatın zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceği- "29.05.2019 T. 8 /3 s. İBK'da 'kısmi davada ıslah ile arttırılan miktarlar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceğinin belirtildiği, bu içtihadı birleştirme kararının gerekçesinin yol gösterici olduğu, bu karara göre ıslah ek dava olmayıp dava dilekçesindeki miktarın düzeltilmesi mahiyetinde olduğu, bu nedenle zamanaşımının dava tarihinde ıslah ile arttırılan miktar için de kesildiğinin kabulü gerektiği direnme kararının bu farklı değişik gerekçe ile doğru olduğu" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
İş kazası nedeniyle davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranı gördüğü tedaviler sonrası aradan geçen zaman içerisinde değişmemiş ola da, davacının zararının, -kayıp oranı ve kontrol muayenesine gerek olmadığı bilgilerini içerir -SGK Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığı raporuyla kesin şekilde belli olduğu- İş kazasından dolayı talep edilecek maddi tazminatın sınırlarının belirlenmesi için meslekte kazanma gücü kayıp oranının gerekli olduğu ve zararın öğrenildiği tarih dikkate alındığında ıslah dilekçesi ile talep edilen maddi tazminatın zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceği- "Zararın öğrenilmesinin onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamına geldiği, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hâl ve şartların öğrenilmesinin, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterli olduğu, davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranının zaman içinde değişmediği, gelişen ve değişen bir durum bulunmadığı, bu nedenle davacının zararı kaza tarihinde öğrendiğinin kabulü gerektiği" görüşünün, "29.05.2019 T. 8/3 s. içtihadı birleştirme kararına göre ıslah ek dava olmayıp dava dilekçesindeki miktarın düzeltilmesi mahiyetinde olduğundan, zamanaşımının dava tarihinde ıslah ile arttırılan miktar için de kesildiğinin kabulü gerektiği" görüşünün ve "zamanaşımının, davacının malûliyet oranının kesin olarak belirlendiği Adli Tıp Kurumu raporu tarihinden başlatılması gerektiği, bedensel zararın kesinleşmemesinin sonuçlarını davacıya yüklemenin hakkaniyete aykırı olduğu" şeklindeki değişik gerekçe içeren görüşün HGK çoğunluğunda benimsenmediği-