Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler ile dayanağı olan tüm dosyalar birlikte değerlendirildiğinde davaya bakan hakimin HMK'nun 46/1 fıkranın c bendinde yer alan, “farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verdiğinin” kabulüne olanak görülmediği, aynı maddenin e bendinde yer alan “hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması” unsurunun da somut olayda gerçekleşmediği, söz konusu bendlerdeki unsurların gerçekleştiğinin kabul edilebilmesi için davaya bakan hakimin bir bakıma kasıtlı tutum ve davranışı ile zararın oluşmasına maddi ve manevi tazminatın meydana getirilmesine sebebiyet vermiş olması gerektiği- Davacı tarafın delillerini açıkça belirterek göstermek istediği tanıkların açık kimlik bilgileri ve adreslerini mahkemeye sunması gerektiği- Hakimin hukuki sorumluluğu ve buna bağlı olarak Devletin hukuki sorumluluğunu öngören HMK'nun 146/1. fıkrasının c ve e bendlerindeki hususların somut olayda gerçekleşmediği, buna bağlı olarak maddi ve manevi tazminatın unsurlarının da somut olguda oluşmadığı sonucuna varıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Hakim toplanabilecek tüm delilleri toplamış ve tanıkları dinlemiş, davacı-avukatın azlinin haklı olduğu kanaatine vararak bitmiş işler yönünden hesap bilirkişinin raporuna ve bozma ilamındaki kazanılmış haklara göre hüküm kurmuş sonuçta bilirkişi incelemesi yaptırılarak, hüküm oluşturulması, yapılan işlemler ve faaliyetin hakimin yargılama yetkisi içinde kaldığı ve usul ve yasa hükümlerine uygun olduğunda hukuka aykırılık oluşturmadığı, böylelikle ihbar olunan hakimin kanunun açık hükmünü ihlal ettiğine dair iddiaların da kanıtlanamadığı; hakimin hukuki sorumluluğuna dayalı olarak maddi tazminat istemine ilişkin davanın reddi gerektiği-
Hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı devlet aleyhine tazminat davası açılabilmesi için hakimin farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm vermiş olması gerektiği- Davacılar, "yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle zarar gördüklerini" iddia etmiş iseler de; dava dosyasının asıl ve birleşen dosyalardan oluşması, kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesine dayalı olması, davanın açılmasından sonra iki kez Dairemizce bozma kararı verilmesi, iki kez karar düzeltme incelemesi yapılması ve bir kez düzeltilerek onama kararı verilmesi nazara alındığında, beş kez kanun yolu incelemesine gönderildiği ve bu kanun yollarından bir kısmına da davacılar tarafından müracaat edilmiş olduğu değerlendirildiğinde, yargılamanın uzun sürmesinde kusurun mahkeme hakimlerinde olduğunun söylenemeyeceği- Yargılama sırasında görevli olan hakimlerin farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin kanun hükmüne aykırı bir karar veya hüküm vermiş olması söz konusu olmadığından ve yargılamanın uzun sürmesi davanın mahiyeti ile birden fazla kanun yoluna gidilmesinden kaynaklanmış olduğundan, hakimlerin sorumluluğu nedeniyle devletin tazminata mahkum edilmesinin hatalı olduğu-
Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne yönelik talep TMK'nın 1007. maddesinden kaynaklı olup adli yargı ilk derece mahkemeleri görevli olduğundan davalı Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne izafeten Maliye Hazinesine yönelik davanın tefrik edilerek esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Bir davaya bakmakla görevli hakimin bu görevini ifa ederken kasıt veya ağır ihmaliyle davanın taraflarından birine zarar vermiş olması halinde zarar görene karşı hakimin hukuki sorumluluğu ve bu sorumluluk sebebiyle devlet aleyhine dava açma şartlarının HMK. mad. 46- 49'da çıkça düzenlenmiş olduğu-
6100 Sayılı H.M.K.47. maddesine göre, Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hakimlerinin fiil ve kararlarından dolayı ise Yargıtay ilgili hukuk dairesinde: Yargıtay Başkan ve üyeleriyle kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı açılacak ise, Yargıtay H.G.K.'nda açılacağı ve İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla görüleceği-
HMK. mad. 46 gereğince, hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği- HMK. mad. 47'ye göre, aynı Kanunun 46.maddesine istinaden Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hakimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde açılacağı ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görüleceği-
Davacının, ihbar edilen ceza mahkemesi hakiminin yargısal faaliyeti nedeniyle manevi tazminat talebiyle açtığı davanın karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 18.06.2014 gün ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri uyarınca, ceza hakimleri ve cumhuriyet savcıları aleyhine yargısal faaliyet nedeni ile açılan tazminat davalarında görevli mahkeme konusunda yeni düzenlemelerin getirildiği, buna göre, aynı Kanun ile “ceza hakimleri” ve “cumhuriyet savcıları” hakkında açılmış derdest olan davalar hakkında 5320 sayılı Kanun’a geçici madde eklendiği; bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce suç soruşturması ve kovuşturması sırasında yapılan her türlü işlem veya alınan karar nedeniyle hâkimler ve Cumhuriyet savcıları hakkında hukuk mahkemelerinde açılan ve hâlen derdest olan tazminat davasına ilişkin dosyalar mahkemesince, Yargıtay incelemesinde bulunan dosyaların ise esası incelenmeksizin ilgili dairece yetkili ağır ceza mahkemesine gönderileceği ve bu davaların ağır ceza mahkemelerince, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141'inci ve devamı maddeleri uyarınca Devlet aleyhine yürütülmek suretiyle karara bağlanacağının düzenlendiği-
Hatalı olduğu ileri sürülen yargısal işlemde, özel amaç ile kasıtlı davranıldığı yönünde bir delilin bulunmadığı, HMK'nun 46.maddesinde sayılan hukuki sorumluluk nedenlerinden hiçbirisinin bu davada mevcut olmadığı, hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerektiği- Davanın esastan reddi halinde disiplin para cezasının takdir edilerek hüküm altına alınması gerektiğinden, bu konuda para cezasında yeniden değerleme oranında yapılması gereken artırım miktarı ile dava konusu olayın gelişim biçimi ve dosyaya yansıyan olgular göz önünde tutularak asgari hadden para cezasına hükmolunduğu-
