HGK. 12.04.2023 T. E: 4-108, K: 324
HGK. 12.04.2023 T. E: 2-299, K: 323
HGK. 12.04.2023 T. E: 3-172, K: 307
Seçimlerin yargı organlarının yönetim ve denetimi altında yapılacağı ve anılan ifadenin hemen ardından gelen fıkrada, bu yönetim ve denetimle görevli organın Yüksek Seçim Kurulu olduğu- YSK’nın verdiği kararların kesin olduğu, aleyhine hiçbir mercie ve kanun yoluna başvurulamayacağı, merci ifadesiyle idari ve yargısal tüm yer veya makamların kast edildiği, dolayısıyla Anayasa'nın idari ve yargısal denetim dışında bıraktığı bir işlemden dolayı, davacının iddialarının değerlendirilmesinin mümkün olmadığı-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 46/1. maddesinde; Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceğinin ve dava sebeplerinin belirtildiği; Davacının karardan dolayı zarar görmesi ve Hâkimin davranışı ile zarar arasında illiyet bağının olması halinde bu hususların davacı tarafından kanıtlanması gerektiği-
HMK'nın 46. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat davası açma şartları oluşmadığından Özel Dairece tazminat isteminin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Hâkimlerin sorumluluğuna dayanılarak tazminat davasının ancak devlet aleyhine açılabileceği- Eldeki davada ise davacının açmış olduğu tazminat davasını hukukî sorumlulukları bulunduğu iddiasıyla ilgili hâkimlere yönelttiği- O hâlde davalı olarak gösterilen hâkimlerin davalı sıfatı (pasif husumeti) bulunmadığı- Taraf sıfatı (husumet) dava şartlarından olmadığından, Mahkemece, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı-
Yargılamalarda hâkim ve savcıların görevlerini yerine getirmediklerini ileri sürerek uğranılan zararın tazmininin talep edildiği davada, özel dairece, davalıların taraf sıfatlarının bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddedilmesinin doğru olmadığı, taraf sıfatlarının bulunmaması nedeniyle davanın, usulden değil esastan reddine karar verilmesi gerektiği-
Hâkimin hukukî sorumluluğuna dayalı tazminat davası açan davacı dava dilekçesinde sürekli adresini bildirmiş ve mahkemece tensip zaptı, duruşma gün ve saatini bildirir ön tensip tutanağı dilekçesinde belirttiği bu adrese tebliğ edilmiş, davacı ön inceleme duruşmasına katılarak beyanda bulunmuş olup davacıya yatırdığı eksik harcı tamamlamak üzere süre verilerek tahkikat aşamasına geçildiği tutanağa bağlanarak duruşmanın bir başka tarihe bırakıldığı- Tebliği çıkaran mercinin tebligat zarfı üzerine yazdığı adresin tebliğe çıkarma tarihinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi olması yeterli olup, tebliğin yapıldığı tarihte tebligat yapılan adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olmamasının tebliğin usulsüzlüğü sonucunu doğurmayacağı- Kendisine gönderilen duruşma gün ve saatini belirten tebligat usulüne uygun ve geçerli olmasına karşın duruşmaya katılmayan ve davalının da davayı takip etmek istememesi üzerine dosyanın işlemden kaldırılması, işlemden kaldırılma tarihinden itibaren üç aylık süre içerisinde davanın yenilenmemesi sebebiyle de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu-
HMK'nın 46. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığından tazminat isteminin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
