Taşınmazın tapu kaydı üzerine ipotek tesis edildiği tarihte, tapu kütüğünde "aile konutu" olduğuna ilişkin bir şerh bulunmadığına göre, lehine ipotek tesis edilen üçüncü kişinin kazanımının iyiniyetli olması halinde korunacağı-
Dava dilekçesi ile alınan başvurma harcının dilekçedeki bütün bağımsız talepleri kapsadığı; davacının "boşanma davası" yanında, aile konutunun tapu kaydına “aile konutu şerhi konulması” davasının da bulunduğu, boşanmanın fer'i niteliğinde olmayan bağımsız nitelikteki aile konutu şerhi talebi yönünden ise maktu nitelikteki peşin harcın alınması gerekeceği-
Davacı kadının aile konutu şerhinin terkini davası reddedildiği halde kendisini vekille temsil ettiren davalı koca yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Tapuda kargir ev ve arsa vasfındaki dava konusu taşınmaz üzerindeki bağımsız bölümün davacı ve ölen eşinin aile konutu olduğu; konutun "aile konutu" olduğunun tespitine karar verilmesi gerekeceği-
Tapu iptal ve tescil isteği, tam mülkiyeti davalının boşandığı kocasına ait taşınmazın, bu kişi tarafından intifa hakkının üzerinde bırakılarak kuru mülkiyetinin diğer davalılara satışı suretiyle yapılan tasarrufa ilişkin olup; davanın açıldığı tarih itibariyle davacı dava açmakta haksız olduğundan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 331/1 ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi uyarınca müştereken davalılar yararına nispi vekalet ücreti takdiri gerekeceği-
İyiniyetin varlığı asıl olduğuna göre ipoteğe ilişkin kazanımın kötüniyetli olduğunu kanıtlama yükümlülüğünün bunu iddia edene düşeceği-
Tarafların Türkiye’de satın alıp bir süre oturdukları, yurtdışında oldukları sürede giderlerini ödedikleri Türkiye’de bulunan tek konutlarının aile konutu olarak seçildiğinin kabulü gerektiği-
Davaya konu taşınmazın zemin katının tarafların aile konutu olduğu, davalı kocanın, eşinin rızası dışında taşınmazın tamamını diğer davalı kızına hibe ettiği ve kızının zemin katın aile konutu olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve iyiniyetli kabul edilemeyeceği-
Fiilen aile konutu olarak kullanılan zemin katın bağımsız bölüm olarak tescili mümkün değil ise de; zemin kat ile taşınmazın geriye kalanının değerlerine göre oranlanması; zemin kat için paylı tapu kaydı oluşturulması ve bu payın tarafların aile konutu olarak ilişkilendirilmesi suretiyle; davacının Türk Medeni Kanununun 194. maddesindeki korumadan yararlandırılmasının mümkün olduğu-
Tapu kütüğünde ipotek sırasında konutun "aile konutu" olduğuna ilişkin bir şerh de olmadığına göre, Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi gereğince bankanın kazanımının korunmasının gerekeceği-