Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, davalı-davacı eş yararına hükmolunan maddi tazminatın az olduğu, TMK'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile TBK'nun 50 ve 51. maddesi hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda maddi tazminat takdiri gerektiği-
Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan, fiziksel şiddet olayından sonra taraflar barışıp evlilik birliğine devam ettiğinden; bu olayın, şiddeti uygulayan tarafa kusur olarak yüklenemeyeceği- Kusur belirlemesinden sonra daha ağır kusurlu olan eş yararına yoksulluk nafakası hükmedilemeyeceği- Kusurlu davranışlar, tarafın kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğundan uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada; mahkemece, maddi tazminat alacağına ilişkin olarak ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunmamış olan davalılar yönünden de ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığından bahisle davanın kısmen reddine karar verilmesi doğru olmayıp, hükmün bu sebeple de bozulması gerektiği- , Davacının yaralandığı hususu ceza dosyası içerisindeki rapor ile sübuta ermesine karşın ispat edilemediği şeklindeki kabul edilemez gerekçe ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı lehine uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi için kararın bozulması gerektiği-
Kaza tarihi dikkate alındığında, ölümlü trafik kazasına dayalı davada (desteğin annesi, babası ve eşi için 50.000,00'er TL, kardeşi için 30.000,00 TL olarak) takdir olunan manevi tazminatların “bir miktar fazla” olduğu-
Trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeni ile maddi tazminat ve manevi tazminat istemi-
Kesin sürede bildirilmeyen delillere dayanılarak kadının az kusurlu olduğunun kabulü ile erkeğin davasının kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte, davalı-karşı davacı kadından kaynaklı geçimsizliği kabule elverişli başkaca da somut sebep ve delillerin tespit edilemediği, Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinde yer alan çekilmezlik ve temelden sarsılma unsurunun erkeğin davasında gerçekleşmediği, bu durumda, erkeğin davasının reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı- Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre ilk derece mahkemesince davalı-karşı davacı kadın lehine takdir edilen maddi ve manevi tazminat ile nafakaların miktarlarının uygun olduğu ve erkeğin bu yöndeki istinaf taleplerinin reddi gerekeceği-
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın lehine takdir edilen yoksulluk nafakasının uygun olması gerektiği-
Davacı kadının velayet kararına yönelik istinaf dilekçesinde “Ortak çocuğun el yazılı mektubuna" dayanak, çocuğun baskı altında olduğu gerekçesi ile velayetin kendisine verilmesini talep etmesi halinde davacı annenin barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumuna göre çocuğun sağlıklı gelişimi için velayeti üstlenmeye engel bir durumunun bulunup bulunmadığının araştırılması ve gerektiğinde psikolog, pedagog, ve sosyal çalışma uzmanlarından yeniden görüş alınmak suretiyle dosyada mevcut tüm delillerin hep birlikte değerlendirilmesinden sonra gerçekleşecek sonuca göre velayet konusunda bir karar verilmesi gerektiği-
Evlilik birliğinin sarsılması nedenine ve TMK. m. 166/son hükmüne dayalı olarak açılan boşanma davasında; evliliği temelden sarsan olay, davalı/davacı eşin başka bir kadınla birlikte yaşaması olduğundan ağır kusurlu sayıldığı; bu halin davacı/davalı eşin kişilik haklarına saldırı teşkil edeceği ve ağır yada eşit kusurlu bulunmadığından uygun miktarda maddi ve manevi tazminat isteyebileceği- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek daha az kusurlu taraf olan eş yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdir edilmesinin gerektiği-
2. HD. 16.06.2020 T. E: 2019/8026, K: 3042-