. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından davacılar yararına hükmedilen manevi tazminatın düşük olup olmadığı-
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 556 sayılı KHK’nin 66/2-c maddesi gereğince belirlenen maddi tazminat miktarının, davacı Enstitü tarafından çıkarılan TSE Ürün Belgelendirme Yönergesi ve TSE Sistem Belgelendirme Talimatı gözetilerek iki katına karar verilmesinin gerekli olup olmadığı-
Taşınmazın yapılan kur’a çekimi sonrasında davacıya isabet ettiği, ödemelerin davacı tarafından yapıldığı ancak temlike esas tescil senedinin düzenlemesi sırasında hem davacının hem de davalının vekillerinin aynı olması ve isim benzerliği sonucunda sehven davalıya ait vekaletnamenin kullanıldığı, tapu kütüğünde ise gerçek alıcı olan davacının isminin yazıldığı, aradan geçen yirmi yedi yıl sonra idari işlem ile davacıdan habersiz olarak tapu sicil kaydının senede uygun hale getirildiği, bu süre zarfında taşınmazın davacı tarafından kullanıldığı, bu hali ile taşınmazın gerçek malikinin davacı olduğu anlaşılmakla, alıcı vekili tarafından yapılan hata sonucunda davalı lehine resmi senet düzenlenmiş olmasının, iyi niyet ve dürüstlük kuralları çerçevesinde davalıya bir hak kazandırmayacağı-
İİK. 40 uyarınca, alacaklının iade etmesi gereken miktardan haberdar edilmesinin bir muhtırayla sağlanması gerektiği- Alacaklının muhtıra tebliğine rağmen bu parayı iade etmemesi hâlinde temerrüdün oluşacağı ve kendisinden "yasal faiz" istenebileceği- Borçlunun "ödeme tarihinden itibaren faiz" isteğinin "genel mahkemede" açılacak ayrı bir davanın konusunu oluşturacağı- Alacaklının iade etmesi gereken paraya, muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren (muhtıra ile süre verilmiş ise bu süreden sonra) uygulanacak faiz oranı "yasal faiz" olup, takip hukukuna göre gerçekleştirilen eski hâle iade içerisinde taraflar arasındaki ilişkinin "ticarî iş" olduğu dikkate alınarak faiz oranının belirlenemeyeceği-
Dava konusu yazının yayın tarihi, haberin veriliş biçimi, kullanılan ifadeler ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının makul olup objektif ölçülere göre takdir edildiğinden fazla olmadığı-
Maddi tazminata, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerine ve TMK.m.4 hakkaniyet ilkesi ile TBK.m.50-51 hükümlerine göre belirleneceği- Yoksulluk nafakasına ise tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına ve Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre belirleneceği-
Mahkemece ecrimisilin tamamı üzerinden davanın kabul edilmesi gerekirken, dava kısmen kabul edilerek davacının tapudaki payı oranında ecrimisile hükmedilmesinin bozmayı gerektirdiği- Mahkemece karşı davanın yalnız zorunlu masraflar yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken, bozma ilamında davalıların iyileştirme bedelinin isteyebileceği yönündeki ifadenin usul ve yasaya uygun olmadığı-
Davacıların ölenin eşi, çocuğu ve anne-babası olmaları, kazanın oluşumunda murisin kusurunun bulunmayışı, davalıların ise kusurlu bulunmaları, olayın gerçekleşme biçimi, olay tarihi dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarı az olduğu-
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesinin amaçlanması ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılması gerekeceği, somut olayda, davalı işleten şirket vekilinin temyiz itirazının kabulüyle davacılar için takdir olunan manevi tazminatın bir miktar fazla olduğunun görüldüğü ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın davalı işleten şirket yararına bozulması gerektiği-
Mahkemenin kararı, manevi tazminat miktarı dışında diğer yönlerden kesinleşmiş olup hüküm sadece manevi tazminat miktarı bozulmuş olmakla, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, manevi tazminat dışındaki diğer yönlerden (ve fer'ileri olan yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti yönlerinden de) karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceği- Hakimin manevi tazminat yönünden takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği, buna göre takdir olunan manevi tazminatın “bir miktar fazla” olduğunun görüldüğü ve hakkaniyete uygun manevi tazminata hükmedilmesi gerekeceği-