Somut olayda itiraz eden keşideci borçlu, okuma yazma bilmediğini, imza yerine parmak bastığını iddia etse de, okuma yazma bilmemenin senet tanzimine engel olmadığı-
Takibin yapıldığı icra dairesi borçlu şirketin yerleşim yerindeki ve onun için genel yetkili icra dairesi olduğundan, borçlu diğer şirketin yetkiye yönelik itirazı yerinde olmayıp, mahkemece, borçlunun yetki itirazının reddine karar verileceği-
Borçlu kendisini bir vekil aracılığıyla yargılamada temsil ettirmediğinden borçlu lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
Borçlunun, takip dayanağı bononun teminat senedi olarak verildiği iddiası İİK.'nun l69. maddesi kapsamında borca itiraz niteliğinde olup bu iddianın kabulü halinde aynı kanunun 169/a-5 maddesi gereğince takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekeceği-
Alacaklının, keşidecinin cirosundan önce cirosu bulunan lehtarı takip hakkı bulunmadığından, mahkemece, borçlunun buna ilişkin şikayetinin kabulü ile borçlu hakkındaki takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Takibe ve borçlunun itirazına konu olduğu halde incelemeye gönderilmeyen senetler üzerinde de bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Alacaklı tarafından başlatılan bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte borçlunun takibin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkin olarak zamanaşımı itirazında bulunduğu, mahkemece, senet lehdarı olan bankanın hangi tarihte TMSF'ye devredildiğinin, hangi tarihte takip konusu alacağın alacaklı şirkete temlik edildiğinin araştırılarak; takibe konu senet, fona devir tarihinden önce 3 yıllık zamanaşımına uğramış ise istemin kabulüne, uğramamış ise fona devir tarihinden itibaren zamanaşımı 20 yıla uzayacağından ve varlık şirketine temlik tarihine göre de zamanaşımı tekrar 3 yıl olarak esas alınacağından bu hususta inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
HMK'nun 19/2. maddesine göre yetki itirazında bulunanın yetkili icra dairesini doğru olarak göstermesi gerektiği, borçlu, yetkili yeri doğru olarak göstermediğinden yetki itirazının geçerliliğinden söz edilemeyeceği-
İcra takibinin mükerrer olduğu iddiasının borca itiraz niteliğinde olduğu, ilk takipten açıkça feragat edilmediği sürece yeni bir takip yapılamayacağı- İtirazın kabulü halinde takibin "durması" yerine "iptaline" karar verilmesinin hatalı olduğu-
Çeke dayalı takibin, borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde (HMK. 6.md.) ve muhatap bankanın bulunduğu yer, ödeme yeri sayıldığından buradaki icra dairesinde (HMK. 10. md.) ve ayrıca İİK'nun 50/1. maddesi uyarınca çekin keşide edildiği yerdeki icra dairesinde yapılabileceği-
