Davalıların yolunu keserek kendisine bıçak çektiklerini ve tecavüz etmeye kalkıştıklarını belirterek, uğradığı manevi zararın giderilmesini isteyen davacının olay tarihindeki yaşı, olayın oluş şekli, ceza yargılamasında belirlenen maddi vakıalar gözetildiğinde; davacı yararına daha üst seviyede manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Davaya konu olayda; olay tarihi, olayın oluş şekli, tarafların konumu dikkate alındığında daha alt düzeyde tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Bir motorlu aracın işletilmesinin bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı düzenlendiğine göre, ilke olarak sürücünün (desteğin) ölümünden işletenin sorumlu olduğu, dolayısıyla davacıların işletenden talepte bulunma haklarının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği- Yansıma yoluyla zarar görmüş olan destek tazminatı isteyenlerin, kendisine destek sağlayan kişinin sahip olduğu haktan fazlasına sahip olmalarının mümkün olmadığı- Zararın artmasına veya doğmasına sebep olan kişinin sonuçlarına da kendisinin katlanması gerektiği- Desteğin ölümü sebebiyle meydana gelen zararın yansıma yoluyla destek görenleri etkilediği kabul ediliyorsa, desteğin kusurlu davranışlarının da aynı şekilde destek görenlere yansıyacağının kabul edilmesi gerektiği- Kendi kusuruyla sebebiyet verdiği ya da artmasına neden olduğu zararın ödettirilmesini istemenin doğruluk ve dürüstlük kurallarına aykırı olacağı- Objektif iyi niyet kurallarına (TMK mad. 2) göre, davacıların murisinin %70 kusuruyla meydana gelen kaza sonucu ölümü nedeni ile davacıların talep ettikleri destekten yoksunluk tazminatından işletenin sorumlu olmadığı- "Destekten yoksun kalma tazminatının yansıma zararı olması nedeniyle desteğin kusurunun davacılara karşı ileri sürülemeyeceği" görüşünün ise HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Davaya konu olan olayda; olay tarihi, olayın gelişimi, davacıların yaralanma dereceleri dikkate alındığında, davacılar yararına daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği-
Kredi kartı sözleşmesinin iptali ile maddi ve manevi tazminat davasında, davacı hamili olduğu kredi kartının kullanıma kapatılmasını 28/02/2014 tarihli dilekçesi ile bankadan talepte bulunmuş olup anka tarafından talep kabul edilerek kredi kartı kullanıma kapatılarak başvuru formundaki "tüm borcun ilk ekstreye" yansıtılacağına dair anlaşma uyarınca işlem yapıldığından davacının dilekçesinin içeriğine göre borcu defaten ödemek zorunda olup davacının manevi olarak ne şekilde zarara uğradığı açıklanıp gerekçelendirilmeden banka aleyhine manevi tazminata hükmedilemeyeceği-
Tazminat davasında, imal edilen ve stokta bulunan mal bedellerinden taraflar arasındaki ticari ilişki ve davalının davacıya gönderdiği yazı gözetildiğinde, davalının stoktaki mal bedellerinden sorumlu bulunmasında isabetsizlik yoksa da mal bedelinin belirlenmesinde maliyet unsurları içinde işçilik bedeli de bulunduğu halde mahkemece davalının ayrıca işçilik ücretleri ile sorumlu tutulmasının hatalı olduğu-
Manevi tazminat tutarını etkileyen özel hal ve şartların kanunda belirtilmiş olduğu, manevi tazminatın bir ceza olmadığı gibi, amacı, mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanması da olmadığı- Hakimin manevi tazminat miktarını belirlerken Türk Medeni Kanunu mad. 4 gereğince hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalması, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmesi gerektiği- Takdir edilecek manevi tazminatın zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanması amaç edinilmediğinden zenginleşme aracı olmaması gerektiği-
Haksız eylemden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemi-
Kaza tarihinde geçerli bir satış işlemi yapılmamış olduğunun, halen trafik tescil kaydında davalı şahsın adının geçmekte olduğunun anlaşılması bakımından hem 2918 sayılı KTK'nın 20/d bendinde belirtilen yöntemle resmi bir satış işleminin yapılmamış olması hem de maddi ölçüte göre araç tescil malikinin işleten olduğu karinesini değiştirecek üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte delillerin davalı tarafından ortaya konulması gerekirken bu yönde her hangi bir delil ortaya konulamamış olması dikkate alınarak bu davalı yönünden de işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerektiği- Manevi tazminatın bir ceza olmadığı, zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerektiği- Tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davalıların sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de gözönünde tutulduğunda dört davalı için toplam 40.000,00 TL manevi tazminattan daha yüksek bir miktara hükmedilmesi gerektiği-
Manevi tazminat tutarını etkileyen özel hal ve şartların kanunda belirtilmiş olduğu, manevi tazminatın bir ceza olmadığı gibi, amacı, mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanması olmadığı- Hakimin manevi tazminat miktarını belirlerken Türk Medeni Kanunu mad. 4 gereğince hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalması, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmesi gerektiği, takdir edilecek manevi tazminatın, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanması amaç edinilmediğinden zenginleşme aracı olmaması gerektiği-
