İlamlı icra takibi başlatabilecek bir alacaklı ilamsız icra ile takip başlatmak istemesi borçlunun icranın geri bırakılması kararı alarak takibi durdurmasını bertaraf etmek veya ilamın bozulması halinde takibin durmasının ve sonrasında alacağın olmadığı ya da daha az olduğunun ilamla belirlenmesi halinde icranın iadesinin yolunu kapatmak olarak düşünülebileceği- İlamlı icra takibi başlatabilecek iken ilamsız icra takibine başvurulması HMK mad. 29/1'de belirtilen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği- İlama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapılamayacağından, mahkemece bu hususun re'sen nazara alınacağı-
İcra kefilinin sorumluluğu asıl borçludan müstakil olup asıl borçlu yönünden borcun zamanaşımına uğramış olmasının kefili sorumluluktan kurtarmayacağı, kefalet tarihinde icra mahkemesince verilmiş bir icranın geri bırakılması kararı olmadığından ve asıl borçlu yönünden o tarih itibariyle takip kesinleşmiş olduğundan icra kefiline icra emri gönderilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı-
Somut olayda temlik 05.04.2012 tarihinde noterde yapılmış, takas def'i ise 09.04.2012 tarihli olup icra kefili konumunda olanlar, ilamdan kaynaklı alacakları nedeniyle takas-mahsup def'ini dosya alacağını temlik alana karşı da ileri sürebileceği, bu durumda takas def'inin incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken alacağın 05.04.2012 tarihinde temlik edildiğinden bahisle istemin reddinin isabetsiz olduğu-
Duruşmada dinlenilen davacı tanık beyanları ve alacaklı vekilinin anılan cevap dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde 2007 yılı Nisan ayından itibaren küçük A.'nın şikayetçi baba yanında kaldığı anlaşıldığından; takipte talep edilen 2007 yılı Nisan ayı ve devamı iştirak nafakalarının talep edilemeyeceği-
Ödemenin takipten önce alacaklıya ulaştığı ispatlanamadığından Mahkemece, TBK'nun 100. maddesi ve İİK'nun 33. maddesi gözetilerek Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle işlemiş faiz, icra vekalet ücreti ve takip masrafları dikkate alınarak borç miktarının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Gönderilen paraların takip dayanağı ilamdan doğan borç nedeniyle gönderilmiş olduğu açık ve net olduğundan; İİK'nun 33. maddesi kapsamında ödeme olarak değerlendirilmesinin gerekeceği-
Borçlular takip dayanağı ilamda müşterek ve müteselsil borçlu durumunda olduklarından, borcun tamamı ödenmedikçe sorumluluklarının kalkmayacağı-
İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte, takip sonrası ödeme iddiasının süreye tabi olmadığı, limit aşımı şikayeti ile takip sonrası ödeme iddiasının esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, süresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddinin isabetsiz olduğu-
Asıl alacak bakımından takip tarihine kadar istenilen işlemiş faiz kalemi bakımından ilama aykırılık (fazlalık) bulunmadığına göre, itiraz eden borçlu tarafın, itirazının reddine karar verilmesi gerekeceği-