Limit ipoteğine dayalı olarak başlatılan ilamlı icra takibine karşı icra mahkemesine yasal yedi günlük süreden sonra yapılan itfa iddiasına (İİK. mad. 33) dayalı borca itirazın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği- İcra emri tebliğinin bila tebliğ iadesi üzerine, Teb. K. mad. 35 uyarınca başkaca çıkarılmış tebligat bulunmadığına göre, bu borçlu (şirket) yönünden itfa itirazının yasal süre olduğunun kabulü gerektiği- İtfa itirazını yazılı nitelikteki belgelerle ispatlanması gerektiği (İİK. mad. 149/a; 33/1) ve itfaların da öncelikle faiz ve fer'i alacaklara mahsubu gerektiği (TBK. mad. 100)- Borçluya noter aracılığı ile gönderilen hesap kat ihtarın üzerine, borçlunun hesap özetine 8 günlük süre içinde itiraz etmemesi durumunda, ihtarnamedeki alacak miktarının kesinleşmiş olacağı ve borçlu kesinleşen miktara itiraz edemez ise de, borçlu, ihtarname tarihinden sonra borç yapılandırılması gereği yapıldığı iddia edilen ödemelere ilişkin makbuzlar sunduğundan, mahkemece, borçlunun hesap kat ihtarından sonraki ödeme iddiasının, borç yapılandırılma sözleşmesinin de ilgili bankadan temini ile bu yapılandırma gereği yapılmış ödemeler olup olmadığı da sorularak, borçlu tarafından sunulan ödeme belgelerinin İİK. mad. 33 bağlamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği tartışılarak, bu kapsamında olduğu sonucuna varılırsa, gerektiğinde bilirkişi raporu alınması suretiyle sonuca gidilmesi gerektiği-
Takip dayanağı ilamda açıkça reeskont faiz oranlarının uygulanmasına karar verildiği halde, Mahkeme’ce, asıl alacak miktarına ticari avans faizi uygulandığının görüldüğü, mahkemece, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın reeskont faiz oranları esas alınarak hesaplama yapılması gerekirken, ticari avans işlemlerinde uygulanan faiz oranları nazara alınarak faiz hesaplanmasının doğru olmadığı-
İlamlı icra takibinde borçlunun, icra emrinin tebliğinden sonraki bir dönemde, ilamın zamanaşımına uğramış olduğu iddiasında ise, İİK 33/2 fıkrası uyarınca bir zamanaşımı itirazını her zaman ileri sürebileceği-
K. takdirine itiraza yönelik icra mahkemesi kararlarının kesin nitelikte olduğu- Faize yönelik şikayetler uyarınca, itiraz edilmeksizin kesinleşen hesap kat ihtarnamesinin düzenlendiği tarihten, borçluların temerrüde düştüğü tarihe kadar işleyen akdi faiz ile bu tarihten takip tarihine kadar işleyen temerrüt faiz miktarı, alacaklının talebini aşmamak koşuluyla ve kredi sözleşmesi hükümleri de göz önüne alınmak suretiyle incelenerek Yargıtay denetimine olanak tanıyacak biçimde bilirkişi incelemesi yaptırılıp rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile ve asıl borçluya kat ihtarı tebliğ ettirilemediğine dair yanılgılı değerlendirmeden yolu çıkılarak ihtarın İİK'nun 68/b, 149 ve 150/1. maddesindeki sonuçları doğurmayacağı sebebi ile borçlu yönünden takibin iptaline karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
İlama dayalı alacağın takasa konu edilebilmesi için, takip konusu yapılmış olmasına gerek olmadığı-
İcra emrinde nafaka talep edilen tarih ilamın kesinleştiği tarihten önce olduğundan ve ilam tarihinden itibaren iştirak nafakası talep edilebileceğinden 2 aylık nafaka yönünden takibin iptali gerektiği- Takip başlatılmadan önce ilam ve iştirak nafakası açıklaması ile 1 aylık ödeme yapıldığı anlaşıldığından, 1 aylık iştirak nafakası alacağı yönünden icranın geri bırakılması gerektiği-
Borçlu vekilinin takas mahsup itirazı yönünden; takasa konu edilen .... İcra Müdürlüğü’nün .... Esas sayılı dosyasında Yargıtay ... HD’nin .... tarihli kararı ile tehiri icra kararı verilmiş olduğundan, bu durumda anılan alacak takas dermeyan edilen tarih itibarı ile infaz edilebilir bir alacak olmadığından, bu haliyle takas/mahsup konusu edilemeyeceği-
Noter aracılığı ile gönderilen hesap özetine borçluların sekiz günlük süre içinde itiraz etmedikleri anlaşıldığından, ihtarnamedeki yazılı asıl alacak miktarı kesinleşmiş olup, borçluların kesinleşen miktara itiraz edemeyecekleri, ancak, ihtarnamenin düzenlenme tarihinden temerrüt tarihine kadar talep edilen akdi faize ve temerrüt tarihinden takip tarihine kadar talep edilen temerrüt faizine itiraz haklarının olduğu- Mahkemece, itiraz edilmeksizin kesinleşen hesap kat ihtarnamesindeki miktar esas alınarak akdi faiz ve temerrüt faizi hesaplanıp, alacaklının da kabulünde olan 40.000,00 TL'lik ödeme, İİK'nun 33. maddesi kapsamında değerlendirilerek mahsup edilmeli, ihtarname ile tebliğ edilmediğinden kesinleşmemiş olan 33.780,00 TL'lik alacak yönünden de değerlendirme yapılarak, takip tarihi itibariyle alacak miktarı bu şekilde belirlendikten sonra talep edilen fazla alacak miktarı varsa, bu kısım yönünden takibin iptaline, aksi halde şikayetin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Dosya kapsamındaki 21/05/2010 tarihli dekonttan ibranamede belirtilen asıl alacağın ödenmiş olduğu anlaşıldığından, ibranamede yazılı paranın alacaklıya ödenmesi ile borcun asıl alacak yönünden sona erdiğinin kabulü gerektiği- Borçlu vekilinin dava dilekçesinde dosya borcunun faiz hesabı yapılarak tekrar belirlenmesini talep ettiği ve alacaklı vekilinin faiz hesabının ilama uygun olarak yapıldığını savunduğu nazara alınarak; asıl alacak kalemleri olan kıdem tazminatı ile ücret farkı alacağına işlemiş faizin icra emrinde istenen faiz miktarı ile uygunluk sağlayıp sağlamadığı yönünde Yargıtay denetimine elverişli hesaplama yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken hatalı kabul ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru olmadığı gibi, ilamlı icra takibinde İİK'nun 33 ve devamı maddelerinde istemin reddi ya da kabulü halinde icra inkar tazminatına hükmedileceğine ilişkin yasal düzenleme bulunmadığı nazara alınmaksızın alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
Ödemenin kısmi olması ve alacaklının takipten önce ödemeden haberdar olmaması halinde, alacaklının takip yapmakta haklı olduğu düşünülerek, TBK. mad. 100 hükmüne göre yapılan ödemenin öncelikle takip masrafları (icra vekalet ücreti dahil) ve faize mahsup edileceği göz önünde bulundurularak, bakiye, alacağın belirlenmesi gerekeceği-