Tarafların muris ...'in mirasçıları olduğu, dava dışı mirasçı bulunmadığı, davacıların murisine intikal eden taşınmazlardaki paylarını aynı gün davalı oğluna satış göstermek sureti ile devrettiği, tanık beyanları ve dosya kapsamına göre satma ihtiyacı olmadığı, muris ile oğlunun çiftçilik ile uğraştığı, birlikte kaldıkları, ödemelerin kanıtlanamadığı, davacının babasından kalan ve kullandığı başka taşınmaz olmadığı, taşınmazların devir tarihindeki bedeli ile tapuda gösterilen bedel arasında fark bulunduğu, yerleşmiş Yargıtay kararlarına göre murisin tüm mal varlığını devretmesinin mal kaçırma kastının karinesi olarak kabulü gerektiği, davacıya muristen intikal eden herhangi bir taşınmaz bulunmadığı, davalının murise karşı ahlaki görevi aşar bir bakımı bulunmadığı, mevcut delillere göre mal kaçırma kastının açık olduğu, istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, bilirkişi raporlarının usul ve yöntemine uygun olduğu, taşınmazların ayrı ayrı satış ve dava tarihi itibari ile değerlerinin belirlendiği, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun mahkemece esastan reddine karar verilmesinin doğru olduğu-
Meraya el atmanın önlenmesi davaları, temelde 4721 sayılı Kanun'un 683. maddesine dayanmakta ise de, bununla birlikte Mera Kanunu'nun 3 ve 4. maddeleri ile hüküm altına alınan Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemeyeceği, amacı dışında kullanılamayacağı, zamanaşımı uygulanamayacağı, sınırlarının daraltılamayacağı-
Sonradan verilen Yargıtay Hukuk Dairesinin bozma kararının önceki bozmayı ortadan kaldıracak nitelikte olması hâlinde mahkemece verilen son kararın temyiz inceleme görevinin Özel Daireye değil, Hukuk Genel Kuruluna ait olduğu- Dava konusu taşınmazın dava dışı üçüncü kişi tarafından kullanıldığı, davalının bir kullanımının bulunmadığı anlaşıldığından davacının men'i müdahale talebi yönünden davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın isabetli olduğu-
Malzeme sahibinin 4721 sayılı kanunun 724. maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi için; A birinci koşul, malzeme sahibinin iyi niyetli olması, B ikinci koşul, yapı kıymetin taşınmazın değerinden açıkça fazla olması, C üçüncü koşul ise yapı yapanın (malzeme sahibinin) taşınmaz Maliki‘ne uygun bir bedelle ödenmesi, D Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gerektiği-
7. HD. 26.12.2024 T. E: 1188, K: 6056
7. HD. 19.12.2024 T. E: 472, K: 5849
Ağaçların dikildiği tarihte devletin hüküm ve tasarrufu altındaki sahipsiz yerlerden olan ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16 ncı maddesinde belirtilen orman, mera vb. kamu mallarından sayılmayan taşınmazın üzerindeki muhdesat bedeline hükmedilmesi gerektiği gibi muhdesat niteliğindeki ağaçların dava konusu taşınmaza, orman niteliği ile Hazine adına tescilinden sonra dikilmiş olması halinde dahi davalı taşınmazın 2942 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinin son fıkrasında belirtilen "...başkası adına tapulu..." taşınmaz olarak kabul edilmesigerektiği-
7. HD. 17.12.2024 T. E: 285, K: 5739
7. HD. 16.12.2024 T. E: 514, K: 5709
7. HD. 16.12.2024 T. E: 4366, K: 5727
