Sigortalı hizmetin tespiti davası ile işçilik haklarından kaynaklanan tazminat ve alacak davalarının birbiriyle bağlantılı olduğu, birlikte açılıp, sonuçlandırılmalarının olanaklı olduğu, anılan davaların salt temyiz inceleme mercilerinin ayrı olduğu ve ispat şekillerinin farklı olduğu gerekçesiyle ayrılmaları gerektiği hususunun bozma nedeni yapılamayacağı-
“Asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması”nın yoksulluk nafakasının bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmediği, ancak kaldırma talebi azaltma talebini de içermekte olup, bu durumun nafaka miktarının indirilmesinde etken olarak dikkate alınması gerekeceği, yoksulluk durumunun, günün ekonomik koşulları ile birlikte tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmesi gerekeceği, yoksulluk nafakasının ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanacağı, onun içindir ki; bilimsel öğretide, evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğinde olduğunun belirtildiği-
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir...
Yüklenicinin sorumlu olduğu “ücretler”in içerinde ulusal bayram ve genel tatil günleri ile fazla çalışma saatlerine ilişkin ücretleri ile kıdem tazminatı olduğu, bu nedenle, asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşme ve şartnamelerde, iş akdinin feshedilmesi nedeniyle doğan söz konusu tazminat alacaklarından tümüyle yüklenici alt işverenin sorumlu olacağına ilişkin düzenleme bulunduğundan, dava dışı işçiye yapılan dava konusu ödemeler nedeniyle davacı Belediyenin davalıya rücu edebileceği-
Davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine-
Mahkemece alınan bilirkişi ek raporuna itibarla tanık beyanları uyarınca fazla çalışma, hafta tatili ile genel tatil ücreti alacakları, sunulan formlar, tanıkların yıllık izin taleplerinin imzalatılmasına rağmen kullandırılmadığına dair beyanları ile ücret bordroları da değerlendirilmek suretiyle ise yıllık izin ücreti alacağı hüküm altına alınmış, hükmü temyiz eden davalı vekili temyiz dilekçesinde; diğer hususların yanı sıra fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile yıllık izin ücreti alacağı yönünden kararın hatalı olduğunu, özetle, dosyadaki ücret bordrolarının, banka kayıtlarının değerlendirilmediğini, yıllık izin formlarının dikkate alınmadığını ileri sürmüş  ve Özel Dairece davalının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasından sonra davalı vekilinin emsal dosyalarda verilen kararların Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücreti yönlerinden bozulduğunu belirtilerek içtihat birliğinin sağlanması adına maddi hata düzeltilmesi talebi üzerine bu kez karar bozulmuş olup, davalının temyiz istemlerinin reddi ile onanmasına karar verilen bir kararın, Özel Dairece esasen savunmanın dayanağını oluşturan, yargılama aşamasında ileri sürülmüş ve temyiz konusu yapılmış nedenlerle bozulduğu, delillerin değerlendirilmesi sonucunda varılan hukukî sonucun yanlışlığı hukukî hata olarak kabul edilse dahi maddi hata olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenle onama kararının kaldırılmasını gerektirir maddi hata düzeltim nedenleri bulunmadığından direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu-
UyuşmazlıkDirenme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre davacının 2007 yılı Ekim ile 2015 yılı Ağustos ayları arasındaki dönemde kesintisiz çalıştığının tespiti istemiyle açtığı eldeki davada davacı adına 28.06.2010-05.08.2010 tarihleri arasında bildirimde bulunan dava dışı E. Güv. Taş. ve Tem. Ltd. Şti’nin davalı şirketle ilişkisinin olup olmadığı, ilgili şirketlerin ticari sicil kayıtları ile Kurum sicil dosyaları getirtilerek yapılacak inceleme sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır...
22. HD. 12.03.2019 T. E: 2016/6316, K: 5765-
Hizmet tespit davasında ihtilaf konusu dönemde dava dışı işverenler tarafından yapılmış bildirimler bulunmakta olup yapılan yargılama sonucunda verilecek hükmün sözü edilen işverenlerin hak alanını etkileyebilecek mahiyette olduğundan dava dışı şirketlerin davaya katılımı sağlandıktan sonra davacı adına dava dışı şirketin 28.06.2010-05.08.2010 tarihleri arasında bildirimde bulunduğu anlaşıldığından davalı şirket ile dava dışı şirketin arasında ilişki olup olmadığı bu şirketlerin ticaret sicil kayıtları ile Kurum sicil dosyaları getirtilmek suretiyle incelenmeli, ayrıca varsa işçilik alacağı dosyasında dinlenen tankların beyanları ile eldeki davadaki tanık beyanları karşılaştırılmalı, oluştuğu takdirde tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmeli, davalı işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği belirlenmeli, davacının uyuşmazlık konusu dönemde davalı işyerinde çalışıp çalışmadığı, çalıştığının anlaşılması hâlinde çalışma şekli yani hangi işte ne kadar süre çalıştığı, çalışmanın sürekli, kesintili, kısmi veya mevsimlik mi olduğu ile başlangıç ve bitiş tarihleri kuşkuya yer verilmeyecek şekilde belirlenmeli, mevsimlik çalışma olduğunun tespiti hâlinde ise mevsimin sona ermesi nedeniyle mevcut sezonun bitiminden ertesi yılın sezon başlangıcına kadar taraflar arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceğinin gözetilmesi gerektiği-
Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, imzasız ücret bordrolarında “birim ücret 1.800.00TL” olarak belirtilen ücretin, davacının ücretinin net tutarını mı yoksa brüt tutarını mı ifade ettiği ve ücret miktarının belirlenmesi için bu hususun taraflardan sorulmasının gerekip gerekmediği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.